Hedef ve Amaç Sistemi

 

Her toplumda üyeler belli rasyonel amaç ve hedeflere sahip olmalıdır. Çevreye uyum ve mevcut durumun işlerliği için davranışla ilgili belli bir amaç ve hedef sisteminin gerçekleşmesi şarttır. Bir toplumda, davranışta bulunulan durumun anlaşılır ve yerine getilebilir olması için bütün üyeler (en azından büyük çoğunluk) tarafından amaç ve hedefinin bilinmesi ve anlamlı bir yorumunun yapılabilmesi gerekir. Hedef ve amacı belli olan sosyal davranış başkaları ile birlikte gerçekleştirilmiş davranış olduğundan, başkasının veya başka grupların nasıl hareket ettiğinin bilimesi, bununla ilgili tahmin ve beklentilerin düzenlemesi toplumun görevleri arasındadır.
Toplumda mevcut amaç ve hedef tayinleri umumi olmalıdır. Ancak bu, davranışta bulunan kişinin diğerleri ile aynı davranış durumu içinde bulunmasına göre olur. Mesela, bir ev hanımının bir binbaşının rütbesini onbaşıdan ayırt etmesine ihtiyacı yoktur. Fakat onun mesela, bir metrenin ne olduğunu, bu veya şu adamın bir polis olduğunu ve belli bir fonksiyonunun bulunduğunu bilmesi mecburiyeti vardır. Mesela iki çiftçi arasında herhangi bir anlaşmazlık olmadığı halde biri yağmur yağması için, diğeri ise güneşin açması için dua edebilirler. Ancak her ikisinin de; trafik düzeni, bin liranın değeri gibi umumi ve rasyonel hedef ve amaçları bilmesi gerekir. Her toplumda bir rol farklılaşması ve rol davranışı içinde belli ulaşılabilen bir amaç vardır. Ancak bir toplumda hem sosyal pozisyonların kıtlığı, hem de tek tek kişilerin yeteneklerinin farklılığı bir “amaçlar çokluğu”nu ve “rol ahlakı”nı ve bunlarla ilgili olarak da o toplumda amaç ve hedefler sisteminin ne olduğunun belirlenmesini zorunlu kılar.  Bunları şu şekilde özetlemek mümkündür:

     Ferdin mevcut amaçlar arasından herhangi birini, amaçların duru-muna göre ve belli ölçüde seçme şansı vardır. Burada olgusal olarak sosyal hürriyeti öğrenme imkânı doğar. Bu durum, bir yandan sosyal ihtilaf ve çatışmaları ve ağır sosyal baskıları hafifletirken, diğer yan-dan herkes tarafından toplumda tanınması ve bilinmesi gerekli belli genel hedeflerin de muhafazasını sağlar.
     Bir toplumda amaçlar çokluğu ve hedefler göstergesinin o toplumun iletişim sistemi vasıtasıyla yeterli ölçüde genelleştirilmiş ve yaygın-laştırılmış olması zorunluluğu vardır. Diğer bir ifade ile sosyal aktivi-telerin emre amade olması için açık ve tanınmış olması gerekir.
     Diğer yandan bir toplumun üyelerinden bir kısmının amaç ve hedef-leri ve rol ahlakları olağan dışı birtakım yeteneklere kayabilir. Mese-la, aşırı fakirlik, cinsel perhiz gibi.. Ancak bir toplumda böyle durum-ların yaygınlaşması o toplumu çözülmekle tehdit eder.
     Toplum kendine özgü iletişim sistemi aracılığı ile belli toplum üyeleri veyahut belli sosyal gruplar için herhangi bir görev icra etmeyen hedef tayini engellerini ve amaç tıkanmalarını ortaya çıkarmak ve gidermek zorundadır. Ancak toplumun bu gayretinin zaman zaman birtakım engellerle karşılaşması da mümkündür. Mesela, makam açmazlığı, mahrem bilgiler vs. gibi.
     Artık, tek tek sosyal rollerin amaç ve hedefleri genel bir davranış ya-pısına katılacak ve bunun için bir işbirliğine ihtiyaç gösterecek dere-cede bilinir ve meşru olmalıdır.
     Nihayet, bir toplumda amaç, hedef ve rol anlaşmazlıkları ortaya çı-karsa, meşruiyet çerçevesinde ve kendi kurallarına göre toplumun bu tür anlaşmazlıkları çözecek birtakım mekânizmalara sahip olması zorunluluğu vardır.

Bir toplumun yön belirleme ve amaç boyutu çerçevesinde, rasyonel yön ve empirik hedef ve amaçları yanında, rasyonel olmayan yön ve hedef belirlemeleri ve metafizik hedeflerin (değerlerin) de burada vurgulanması gerekmektedir. Toplumda mevcut bu tür rasyonel olmayan hedef ve amaçlar arasında din, dünya görüşü ve ideolojiler sayılabilir.
Rasyonel olmayan bu amaç ve hedefler, genelde, geniş hedeflere, değerlere ve vasıtalara yönelirler. Sonuçta oluşan yapılar, toplumdaki darlık ve kıtlık fenomenleri, statü ve hakimiyet sistemleri için bir düzeltme mekânizması işlevini görürler. Böylece sosyal çatışmalar hafifletilmekte veya baş kaldırmalara engel olunabilmektedir. Diğer bir ifade ile, rasyonel olmayan hedef ve amaç yönsemeleri (oryantasyonları) toplumda bir denge görevi görürler. Ancak bu tür yönseme (oryantasyon) sistemleri kendilerini başkalarına benimsetmek için zorlama özelliğine de sahiptirler. Organize olmuş bir yapı içerisinde bizzat kendileri de toplumda birtakım çatışmalara neden olabilirler. Bir toplumda dini ve ideolojik ihtilafların ve çatışmaların yoğunluk kazanması o toplumu çözülmeye götürebilir.
Aynı şekilde bir toplumun çoğunluğu tarafından kabul edilmeyen vasıtaların meşrulaştırılması davranış düzensizlikleri ortaya çıkarır. Genelde vasıta seçimi kurumlaşmış normlarla sınırlıdır. Bu normların esnekliği dışına taşan davranışlar gayri meşru olarak kabul edilirler. Mesela, zorla, aldatmayla, şantajla mal-mülk kazanmak gayri meşrudur. Fakat çalışmakla, şansla (loto ve toto gibi) veraset ve hediye ile mal-mülk elde etmek ise meşrudur. Buna rağmen hedef ve vasıtaların irtibatı ve bunlara bağlı olarak yön belirlenmesi toplumdan topluma farklılıklar gösterir. Eğer bir toplumda değer yönseme problemleri ile ilgili belirsizlikle birlikte birtakım araçlarla belli değerlere realize edilebilen açık normlar da mevcut değilse, böyle bir toplum “anomi” durumu ile karşı karşıya kalır. Böyle bir anomik durumun ortaya çıktığı toplumda; ne toplumun hedefleri ve değerleri üzerinde var olması gereken uzlaşma, ne de toplum üyeleri üzerindeki yaptırımlardan söz edilebilir. Aksine burada norm zayıflamasından ve yaptırımların belirsizliğinden söz edilebilir.