Haydar bin Kavus Afşin Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

35

HAYDAR b. KÂVÛS AFŞİN (ö. 226/841) Abbasî halifeleri Me’mûn ve Mu’tasım’ın meşhur Türk kumandanı. İslâmî fetihler sırasında Mâverâünne-hir’deki Üşrûsene bölgesi hükümdarla­rına verilen bir unvan olan afşin kelime­si, kökü bilinmeyen bir özel isim olarak Orta dönem Farsça’sında geçen pişinin Arapçalaştırılmış şeklidir. Bu bölgedeki son ve en meşhur hükümdar Afşin Hay­dar b. Kâvüs’un mensup olduğu aile­nin ne zamandan beri Üşrûsene’de hü­küm sürdüğü kesin olarak bilinmemek­le birlikte, milâdî VII. yüzyılın ortaların­da Göktürk Kağanlıgı’nın zayıflaması üzerine Mâverâünnehir’deki diğer kü­çük devletlerle beraber ortaya çıktığı söylenebilir. Bu aileden tesbit edilebi­len ilk şahıs olan Hara (Kara) Buğra’nın, 736 yılında Horasan Valisi Esed b. Abdullah el-Kasrî ile Türgiş Ka­ğanı Sulu arasındaki savaşta Sulu Kağan’ın safında yer aldığı bilinmektedir. Kara Buğranın oğlu ve Afşin’in dedesi Han Hara (Kara). 178 (794-95) yılında Horasan Valisi Fazl b. Yahya el-Bermekî ile mücadele etmişti. Babası Kâvûs, Halife Me’mûn zamanında Ab­basî hâkimiyetini kabul etmiş, ancak Me’mûn’un Bağdat’a dönmesinden son­ra (819) tekrar bağımsızlığını kazanmış­tı. Bu sırada Kâvûs ailesi arasında çı­kan bir anlaşmazlık sebebiyle Bağdat’a gelerek Müslümanlığı kabul eden Afşin. Me’mûn’un gönderdiği orduya rehber­lik ederek Üşrûsene’nin fethini sağla­dı. Abbâsîler’in hizmetine ne zaman gir­diği belli değildir; ancak 206 (821-22) yılında Bağdat’a gelmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Afşin’in kumandan olarak katıldığı as­kerî faaliyetler, Me’mûn’un son yılların­da Mısır’da çıkan isyanları bastırmakla görevlendirilmesiyle başlar. 830 yılın­da Mısır’a gönderilen Afşin burada yak­laşık iki yıl kaldı ve Muharrem 217’de (Şubat 832) Mısır’a giden Me’mûn’un öncü kuvvetler kumandanı olarak gö­rev aldı. Halife Me’mûn’un 833’teki son Bizans seferine katıldı ve onun sefer sı­rasında ölümü üzerine Mu’tasım’ın hali­fe olmasında diğer Türk kumandanlarıyla birlikte önemli rol oynadı.

Mu’tasım’ın halife olmasıyla Afşin’in ikbal devri başladı. Azerbaycan’da 201 (816-17) yılından beri hüküm süren Bâbek el-Hünemi’nin isyanını bastırmakla görevlendirildi; aynı zamanda Azerbay­can valiliğine tayin edildi. Afşin, Hazi­ran 835’te Bağdat’tan ayrıldı. Berzend’de karargâh kurup önce Bağdat ile Berzend arasındaki yolu emniyete aldı. Kışı Berzendde geçirdikten sonra 836 ba­harında Bâbek’in başşehri Bezz’e kar­şı hücuma geçti, fakat bir sonuç elde edemedi. İkinci hücumda da başarı sağ­lanamadı, ancak Bâbek’in kuvvetleri iyi­ce baskı altına alınmış oldu. 837 yılı ilk­baharında yeniden hücuma geçen Af­şin, uzun bir kuşatmadan sonra Bezz’i zaptetti (Ağustos 837), Bâbek ise kaç­mayı başardı. Bâbek’i takibe gönderi­len birlik onu Sehl b. Sımbat adlı bir Ermeni’nin yanında yakalayarak Afşin’e getirdi. Bağdat’ta Halife Mu’tasım tara­fından muhteşem bir merasimle karşı­lanan Afşin, bu başarısından dolayı bü­yük bir itibar kazandı. Başta Ebû Temmâm olmak üzere şairler Afşin hakkın­da methiyeler yazdılar.