Hatuniye Medresesi, Çifte Minareli Medre­se Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

54

Çifte Minareli Medre­se, Erzurum’da Anadolu’nun en büyük Selçuklu medresesi.

İçkale’de yer alan ve Hatuniye Medre­sesi adıyla da bilinen Çifte Minareli Med­rese, 35 x 48 m. boyutları ile Anadolu’­nun en büyük Selçuklu medresesidir. Ki­tabesi bulunmadığı için inşa tarihi bilin­meyen yapının, doğu duvarının aynı za­manda kale surunu teşkil etmesi, du­var işçiliğinde malzeme ve yapım farklı­lıkları olması gibi sebeplerle muhteme­len XII. yüzyılın ortalarına ait bir Saltuklu yapısının kalıntıları üzerine inşa edil­diği sanılmakta ve inşa tarihi olarak da XIII. yüzyılın sonlan düşünülmektedir. Çok harap bir vaziyette iken IV. Murad (1623-1640) tarafından tamir ettirilerek top imalâthanesi haline getirilen bina daha sonra tekrar medrese olarak kullanılmış, Cumhuriyet döneminde ise bir süre için müzeye çevrilmiştir; halen boştur.

İki katlı ve dört eyvanlı-açık avlulu medrese tipiyle ve taçkapının iki yanına eklenmiş payandalar üzerinde yükselen iki minaresiyle Anadolu Türk mimarisi içinde önemli bir yere sahip olan Çifte Minareli Medrese’nin en fazla dikkat çe­ken tarafı ön cephesidir. XIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren özellikle med­reselerin cephe kompozisyonuna katı­lan çeşme, niş, pencere gibi unsurlar bu binada da yer almakta, ayrıca Anadolu Selçuklu mimarisinde taçkapıların yan yüzleri süslenmediği halde bu medre­sede bir istisna olarak buraların da süs­lendiği görülmektedir. Taçkapının derin nişi çeşitli genişlikte palmet motifli beş sıra şeritle çerçevelenmiş ve üzeri mukarnaslarla örtülmüştür. Yine mukarnaslı olan mihrâbiyeler nisbeten sade, kapı kemerinin yanlan ise tamamen be­zemesizdir ve Selçuklu taçkapılarının ço­ğunda bulunan kabara şeklindeki süs unsurları burada yoktur. Şerefeden yu­karısı yıkılmış olan her iki minarenin de kaideden en üst noktaya kadar yüksek­liği 26 metredir. Tuğla minareler asabalı olup asabaların aralarındaki yivler üçgen çinilerle hareketlendirilmiş, pabuçlara da kare çerçeveye alınmış son derece süslü daireler içinde mavi çini­lerle “Allah”, “Muhammed” kelimeleri ve dört halifenin isimleri yazılmıştır. Taş kaidelerin alt kısımlarına ise yine iki taraflı olmak üzere dört tane, kalın birer kaval silmenin çerçevelediği sivri kemer­li niş içerisinde, iki ejderhanın kuyrukla­rı ucundaki bir hilâlden çıkan, tepesine çift başlı kartal motifi oturtulmuş ha­yat ağacı kabartmaları işlenmiştir; minarelerdeki süslemeler ayrıntılar açısın­dan birbirinden farklıdır. Medrese ge­nelde oldukça süslü, fakat süsleme ça­lışmaları yer yer yarım kalmış haldedir. Avludaki pencerelerin kenarlarına da ka­bartma olarak Bakara sûresinin 256 ve Âl-i İmrân sûresinin 18 ve 19. âyetleri yazılmıştır.

5,20 m. derinliğinde bir dehliz oluş­turan sivri beşik tonozlu giriş eyvanın­dan geçilerek varılan 30,50 X 12.20 m. boyutlarındaki uzun dikdörtgen avlu üç tarafından, sivri kemerler yardımıyla on dört sütuna oturan iki katlı revaklarla çevrilidir. Yan eyvanların önüne rastla­yan kısımlarda revak kemerleri eyvan­lar gibi çatı hizasına kadar yüksek ya­pılmış, böylece binanın üst katı eyvan­larla önlerindeki revak açıklıktan tara­fından enlemesine ikiye bölünmüştür; dolayısıyla her bölüme ayrı bir merdi­venle çıkılır. Girişin sağında bir kenarı 5,80 m. olan kubbe örtülü kare planlı mescid yer almakta, binada bundan baş­ka alt katta yirmi, üst katta yirmi iki olmak üzere toplam kırk iki kapalı me­kân bulunmaktadır; bu hacimlerin ta­mamı beşik tonozlarla kapatılmıştır.

Önündeki revak kemeri ve yanların­daki kışlık dershanelerle birlikte yıkık durumda bulunan ana eyvanın arkasın­da, binaya bitişik inşa edilmiş içten ve dıştan onikigen gövdeli, külah örtülü bir kümbet yer almaktadır. Kitabesi olma­dığı için sahibi tesbit edilemeyen küm­betin gövdesi iç İçe yuvarlak kemerler­le tezyin edilmiştir ve fevkalâde zengin süslemeli bir saçak altı bordürüyle sona ermektedir; külah da gövde gibi fakat daha küçük ve daha sığ kemerlerle süs­lüdür. Cenaze mahzeni haçvari planlı ve çapraz tonozlu, iki merdivenle çıkılan mihraplı üst mekân ise içten kubbe ör­tülüdür ve sanduka mevcut olmadığı için mescide çevrilmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi