Haşim bin Abdimenaf Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

0
61

Ebû Nadle Hâşim b. Abdimenâf b. Kusayy b. Kilâb el-Kureşî (ö.524[?]) Hz. Muhammed’in büyük dedesi ve Benî Hâşim’in atası.

Asıl adı Amr olup Mekke’de kıtlığın hü­küm sürdüğü bir yıl Suriye’den getirdiği ekmekleri kırarak et suyu ile çorba yapıp hacılara dağıttığı için “Hâşim” (kıran, ufal­tan) lakabıyla meşhur olmuştur. Kureyş kabilesi adına Sâsânîler, Himyerîler, Habeşîler ve diğer bazı devlet ve kabilelerle ticarî ve diplomatik ilişkiler kuran Hâşim, Bizans İmparatoru I. Leon ve Gassânî melikiyle anlaşarak ülkelerine Kureyşliler’in serbestçe ticarî seyahat yapabilmelerini sağladı. Böylece Kureyş’in Mekke ve çev­resiyle sınırlı olan ticarî ilişkileri daha ge­niş bir boyut kazandı. Kureyş’in kış ve yaz olmak üzere yılda iki defa ticarî seyahat yapmasını gelenek haline getiren Hâşim kışın Yemen ve Habeşistan’a, yazın da Su­riye ve Anadolu’ya kadar giderek ticaret yapardı. Hâşim, Habeşistan’da da ser­bestçe ticaret yapabilmeleri için Necâşî”ye bir mektup gönderdi ve kervan yolu üzerinde yaşayan kabilelerle ticarî antlaş­malar yaptı. Kureyşliler bu kabilelere ait malları Bizans topraklarına götürüp sata­caklar, parasını masraf almadan kendile­rine teslim edecekler, onlar da Kureyş ker­vanlarının yol emniyetini sağlayacaklardı.

Hâşim Mutayyebîn İttifakının lideri idi. Mutayyebîn ile Ahlâf (Leakatü’d-dem) ara­sındaki çekişmenin ardından Kureyş aile­si içinde barış sağlanınca rîfâde* ve sikâye* görevlerini de üstlendi; hac ibade­tiyle ilgili bazı düzenlemeler yaptı. Hacı­ların ve Kureyş kabilesinin su ihtiyacını karşılamak üzere Mekke’de Bezr ve Sicil­le adlı iki büyük kuyu kazdırdı. Dedesi Ku-sayy’in yaptığı gibi hac mevsiminde Mek­ke’deki kuyulardan develerle su taşıtarak zemzemin çıktığı mevkide bulunan deri­den yapılmış havuza doldurur ve hacıla­rın su ihtiyacını karşılardı. Hâşim bu faali­yetleriyle, hem kendi kabilesi hem de Ara­bistan’daki diğer kabileler ve komşu dev­letlerin hükümdarları nezdinde itibar ka­zandı. Kardeşi Abdüşems’in oğlu Ümey­ye. Hâşim’in nüfuzunu kıskanarak onu münâfereye (nesep, şan ve şeref konu­sunda övünme) davet etti. Yenilen Ümey­ye, önceden kararlaştırılan şartlara göre elli deve vermek ve on yıl müddetle Dımaşk’ta ikamet etmek zorunda kaldı. Şarkiyatçıların, Emevîler’le Hâşimîler arasındaki mücadelenin ilk safhasını teşkil eden bu hadiseyle ilgili rivayetlerin son­radan uydurulmuş olduğunu iddia etme­leri rivayetleri topyekün reddetme gibi yanlış bir anlayışın sonu­cudur.

Hâşim ile Abdüşems’in ikiz oldukları­na, birbirine bitişik olarak dünyaya gel­diklerine ve aralarının ancak bir kılıçla ayrılabildiğine dair rivayetler büyük bir ihti­malle doğru değildir. Onun yirmi veya yirmi beş yaşlarında iken öldüğüne dair haberler de ihtiyatla karşılanmalıdır.

Hâşim, ticarî bir seyahat için Suriye’ye giderken Yesrib’de (Medine) Neccâroğul-lan’ndan Amr b. Zeyd b. Lebîd’in misafiri oldu ve hem babasının hem de kendisi­nin dostu olan Amr’ın kızı Selmâ ile ev­lendi. Bu evlilikten Hz. Muhammed’in de­desi Şeybe (Abdülmuttalib) dünyaya geldi. Selmâ, hamile kaldığı takdirde doğumun kendi ailesinin yanında olmasını nikâh esnasında şart koştuğu için çocuğunu Yesrib’de doğurdu. Hâ­şim, karısını Yesrib’de bırakıp ticaret maksadıyla Suriye’ye giderken Gazze’de öldü ve oraya defnedildi. Oğlu Abdülmuttalib sekiz yaşına kadar Medine’de kaldık­tan sonra amcası Muttalib tarafından Mekke’ye getirildi. Hâşim’in Abdülmuttalib dışında üç oğlu ve beş kızı olmuştur.

TDV İslâm Ansiklopedisi