Haseki Külliyesi Nerede, Tarihi, Hakkında Bilgi, Mimari, Özellikleri,

37

Haseki Külliyesi. İstanbul Haseki’de XVI. yüzyıla ait külliye.

Cami, medrese, sıbyan mektebi, çeş­me, imaret ve dârüşşifâdan meydana ge­len külliye, Kanunî Sultan Süleyman’ın ün­lü hasekisi Hürrem Sultan (ö. 1558) adına Mimar Sinan’ın hassa başmimarı ol­duktan sonra yaptığı İlk eserdir. XIX. yüz­yıldan itibaren Haseki adıyla anılan Avratpazarı semtinde kurulmuştur. Peçuylu İbrahim ve Evliya Çelebi, külliyenin burada yapılma­sının Kanûnî’nin eşine gösterdiği bir in­celik olduğunu yazar.

958 (1551} tarihli vakfiyesi Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan külliyenin ilk yapılan birimi cami olup medrese ve sıbyan mektebi bir yıl, imaret ve dârüşşifâ ise on iki yıl sonra in­şa edilmiştir. Bu durum külliyenin bir bü­tün olarak planlanmadığını, binaların de­ğişik zamanlarda ayrı ayrı düşünülerek tasarlandığını gösterir. Cami Haseki cad­desinin bir yanında, medrese, sıbyan mektebi, imaret ve dârüşşifâ ise diğer ya­nında yer almaktadır.

Cami.
945 (1538-39) yılında tek kubbe­li şemada inşa edilen cami dışarıdan yük­sek bir yuvarlak kasnağa, içeriden istirid­ye kabuğu biçiminde tromplara oturan 11,30 m. çapında bir kubbenin örttüğü kare planlı harimle pandantifti beş kub­benin örttüğü son cemaat yerinden oluş­maktaydı. Fakat yapı cemaate dar geldi­ğinden vakfın mütevellisi Hasan Bey’in is­teğiyle 1612’de Sedefkâr Mehmed Ağa’-nın doğu duvarını kaldırıp iki sütuna oturtulmuş üç kemerli bir açıklıkla geçi­len, aynı büyüklükte kubbe ile örtülü bir mekân ilâve etmesiyle iki misli genişletil­miş, bu arada mihrabı da çift kubbeli hale gelen harimin orta eksenine kay­dırılmıştır. Son cemaat yeri, başlıkları baklavalı beyaz mermer sütunlara ba­san sivri tuğla kemerlere oturtulmuş beş kubbe ile örtülüdür ve sonradan eklenen kubbeli birimin önünde devam etmez. Üzerinde kitabenin yer aldığı cümle kapısı istiridye niş içerisindedir; yanlarında da yine istiridye nişli iki mih-rabiye bulunmaktadır.

Harimi aydınlatan iki sıralı pencereler­den alttakiler dikdörtgen söveli. üstteki­ler sivri kemerlidir. Dıştan sekizer kemer­li payanda ile desteklenmiş yuvarlak kasnakli kubbelere açılan yedişer pencere de sivri kemerlidir; iki kubbenin birleşme ye­rine rastlayan sekizinci pencereler ise sa­ğırdır. Doğu ve kuzey yönde” L” şeklinde uzanan ahşap bir maksure ve bunun kıb­le duvarına bağlanan köşesinde hünkâr mahfili yer alır. Dışa taşkın olmayan mih­rap alçıdan yapılmış ve bugün beyaz mer­mer görünümü verecek şekilde boyan­mıştır; nişinin kavsarası mukarnaslarla doldurulmuş, bordürü de kabartma ha­linde üst üste sıralanmış vazoda çiçek­lerle süslenmiştir. Minber mermerden yapılmıştır ve oldukça sadedir. Harım ta­mamen kalem işi süslemelerle donatıl­mıştır. Kubbede lâcivert, kırmızı ve yeşil rengin hâkim olduğu şemse ve yıldız mo­tifleriyle arabeskler, duvarlarda ise kalıp­la yapılmış baskı tezyinat göze çarpar; hünkâr mahfilinde de kıble yönünü gös­teren perde motifli kalem işi bir mihrap deseni dikkat çeker.

Caminin kuzeybatı köşesinde yer alan küfeki taşından yapılmış minarenin kalın gövdesi ve petek bölümü çok köşelidir: şerefe altında nişli çıkmalar, korkulukla­rın taş levhalarında da geometrik desen­li kabartmalar vardır. Şadırvanın İse hiç­bir mimari özelliği yoktur.

Çeşme.
Haseki caddesinin kuzey tara­fında külliyeye girişi sağlayan üç kapı bu­lunmaktadır; bunlardan doğudaki med­reseye, ortadaki sıbyan mektebine, batı­daki imarete aittir. İmaret ve sıbyan mek­tebi kapılarının arasında XVI. yüzyıl yapı­sı kesme taştan bir çeşme yer alır; üze­rindeki mermer kitabeden 1180 (1766) yılında onarıldığı anlaşılmaktadır. Klasik tarzdaki dikdörtgen çerçeve içinde sivri kemer nişli çeşmenin ayna taşına, iki sü­tun tarafından taşınan yuvarlak kemerli bir kabartma işlenmiştir. Teknesi kısmen yol seviyesinin altında kalan çeşmenin su­yu halen akmamaktadır.

Medrese.