Hans Fischer Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

23

FİSCHER, Hans (1881-1945) Alman, kimyacı. Kan ve yapraklardaki boyarmaddeler üstüne araştırmalarıyla tanınır.

27 Temmuz 1881’de Höchst-am Main’de doğdu, 31 Mart 1945’te Münih’te öldü. 1904’te Marburg Üniversitesi’nden kimya doktorasını aldıktan sonra tıp okuduğu Münih Üniversitesi’nden 1908’de mezun oldu. 1908-1915 arası Berlin ve Münih’te araştırmalarını sürdüren Fischer, 1915-1918 arası Innsbruck, 1918’den sonra da Viyana Üniversitesi’nde tıbbi kimya profesörlüğü yaptı. 1921’de Münih’e dönerek Wieland’dan boşalan profesörlük görevini üstlendi. Yaşamının sonuna değin araştırmalarını bu kentte sürdüren Fischer 1930’da hemin ve benzer boyarmaddeler üstüne çalışmalarıyla Nobel Kimya Odülü’nü kazandı. II. Dünya Savaşı’mn son günlerinde laboratuvannın bombalanmasından kısa bir süre sonra intihar etti.

Fischer yapraklarda, kan ve safrada bulunan, ortak kimyasal yapıdaki boyarmaddelerin yapılarını belirleyerek, sentez yoluyla elde edilmelerine olanak sağladı. 1910’ların ortalarından 1929’a değin sürdürdüğü araştırmalarında kanda oksijen taşıyan hemoglobinin, kana rengini veren ve demir içeren hemin çekirdeğini inceledi. Formülünü C34H3204N4FeCl olarak saptadığı hemindeki 76 atomun bileşikteki konumlarını yıllar süren titiz bir çalışma sonucu bulan Fischer, 1929’da doğal heminden ayırt edilemeyen sentetik bir madde elde etmeyi başardı.

Fischer’in hemin ve benzeri bileşiklerin yapısını açıklamak ve sentezlerini gerçekleştirmekteki başarısında, bu maddelerin temelini oluşturan porfirinleri ve bunların bileşimindeki pirol halkalarım ayrıntılı bir biçimde incelemesi önemli rol oynadı. Gene porfirdiler konusundaki çalışmalarının yardımıyla Wilstaetter’ in 1910’lardaki incelemesinden sonra büyük bir gelişme göstermeyen klorofil araştırmalarını canlandırarak, 100’ü aşkın makalesiyle yapraktaki bu yeşil boyarmaddenin kimyasal yapısını büyük ölçüde aydınlığa kavuşturdu.

Fischer, safranın boyarmaddeleri olan biliverdin ve bilirübin, havuçta rastlanan karoten ve benzer maddeler üzerinde de çalıştı ve 1944’te bilirübin sentezini gerçekleştirdi. Bu çalışmaları canlılarda yaygın olarak bulunan, kimya sanayii içinde de değer taşıyan boyarmaddelerin kimyasal yapı ve niteliklerinin anlaşılmasına yardımcı olduğu gibi, bu tür maddelerin sentezine de ışık tutmuştur.