Han Sarayı/Camii (Bahçesaray-Kırım) Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

23

Han Sarayı. Kırım Hanlığı’nın başşehri Bahçesaray’daki hükümdarlık sarayı.

1503 yılında Kırım Hanı I. Mengli Giray tarafından, kendinden önceki hüküm­darların yazlık saraylarının bulunduğu ve av alanı olarak kullandıkları ormanlarla kaplı bölgede Çürüksu ırmağının kenarı­na kurulmuş, o tarihten sonra çevresin­de gelişen şehre de bu sarayın bağ ve bahçeler içinde olmasından dolayı Bahçesaray adı verilmiştir. 1578’de ülkeye gelen Lehistan elçisi Martin Bronevsky’ye göre, hıristiyan yapılarının kalıntılarından faydalanılarak inşa edilen ve et­rafında sur bulunmayan serbest bir yapı topluluğundan oluşan bu ilk sarayın yal­nız bir tek binası kagirdi. Sarayın bugün­kü yapısı büyük ölçüde, General Münnich kumandasındaki Rus ordusunun 17 Ha­ziran 1736 günü şehri tahrip edip çekil­mesinden sonra gerçekleştirilen imar faaliyetlerinin ürünüdür. Bu tahribat sı­rasında sarayın hemen tamamı, bitişi­ğindeki Han Camii ve arşiv-kütüphane ile birlikte yanarak yok olmuştur. Yan­gından kurtulan ve Vasily Smirnov tara­fından Akmescid’de keşfedilip Petersburg Kütüphanesi’ne götürülen 124 def­terin hazine evrakından önemli berat ve fermanları ihtiva ettiği sanılmaktadır. Sarayın II. Selâmet Giray zamanında (1740-1743) İstanbul’dan getirtilen usta ve malzemenin de yardımıyla daha geniş biçimde yeniden inşa edildiği ve bu ara­da Sultan I. Mahmud’un kütüphane için birçok kitap gönderdiği bilinmektedir. Bu yeniden inşa faaliyeti sırasında üç ta­rafına koruyucu duvar çekilen ve açık ka­lan cephe yönünde büyük bir bahçe dü­zenlenen saray çok belirgin bir Osmanlı karakteri kazanmış, daha sonra yapılan pek çok değişikliğe rağmen bu karakte­rini korumuştur. Çeşitli avluları, bahçe­leri, su mimarisine ait örnekleri ve divanıyla âdeta Topkapı Sarayı’nın küçük bir kopyası olan bu saraya güzelliğinden ötürü Batı dünyasında “Küçük Elhamra” denilmektedir.

1783 yılında Ruslar’ın Kırım’ı ilhak et­mesinin ardından müze yapılan ve bir bölümü çarların yazlık olarak kullanma­larına ayrılan Han Sarayı, ilk önce 1783-1787yılları arasında II. Katerina için bü­yük bir restorasyon geçirdi ve çeşitli de­ğişikliklere uğradı. Bu sırada binanın ikinci katına kapalı bir galeri ilâve edilir­ken daha önce bahçede yer aldığı sanılan Gözyaşı Çeşmesi de iç taraftaki Çeşmeli Avlu’ya nakledildi. 1799’da 1. Pavel’in emri üzerine çatısı, pencereleri ve kapılan ile II. Selâmet Giray’m yeniden inşa ettirdiği Han Camii ve mescid tamir gördü. 1818′-de I. Aleksandr’ın ziyareti sebebiyle bah­çedeki havuza büyük bir fıskiye yapıldı. 1820’de yeni bir restorasyon başlatıldı; ancak mimarın bir süre sonra sarayın dört harem biriminden üçünü ve Fars bahçesindeki bazı köşkleri yıkmasından dolayı görevine son verildi ve faaliyet dur­duruldu. 1831’de binalardaki vitrayların tamiri için İtalya’dan bir usta getirildi. 183Tdeki çar ailesinin ziyaretinden önce yeni bir restorasyon daha geçiren saray, Kırım Savaşı sebebiyle 1854-1856 yılların­da hastahane olarak kullanıldı. Savaşın ardından 18S8-1859, 1862-1863, 1866-1867 yıllarında yine çeşitli restorasyon çalışmaları yapıldı, fakat XIX. yüzyılın so­nunda sarayın durumu yine de çok kö­tüydü. Bolşevik İhtilâli’nden sonra kuru­lan ve ömrü kısa süren Kırım Millî Cum­huriyeti döneminde bir defa daha idare merkezi durumuna gelen saray özellikle II. Dünya Savaşı’nda büyük hasar gördü ve nihayet 1961 -1964 yılları arasında Rusya ve Ukrayna’nın iş birliğiyle restore edile­rek son şeklini aldı.