Hamidizade Celili Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

0
64

Hâmidî-zâde Celîlî, (ö. 977/1569) Daha çok hamsesiyie tanınan divan şairi.

893’te (1488) Bursa’da doğdu. Asıl adı Abdülcelil olup Hâmidî-i Acem veya Hâ-midî-i İsfahanı olarak da tanınan, Fars­ça ve Türkçe şiirleri bulunan Mevlânâ Hâmidi’nin küçük oğludur. Türk edebiyatında Celîlî mahlasını taşıyan İznikli ve Edirneli iki şairin daha bulunduğu kaydedilmektedir. Bu sebep­le bazı kaynaklar Hâmidîzâde’yi yanlış­lıkla İznikli olarak gösterirler.

İyi bir tahsil gören Celîlî bir ara İstan­bul’a gitti. Kaynakların bildirdiğine göre bu sırada Âhî ile dostluk kurdu. Yavuz Sultan Selim’e met­hiyeler yazmasına rağmen padişahtan herhangi bir iltifat göremedi. Bursa’ya dönüp Muradiye zeuâid’inden aldığı 6 akçe ile geçimini sağlamaya mecbur kal­dı. Daha sonra 3 akçeye inen bu ücretle çok sıkıntılı günler geçirdi. Yalnız yaşa­mayı seven, içine kapanık bir mizaca sa­hip olan Celîirnin son zamanlarında kim­se ile konuşmak İstemediği kaynaklar­da zikredilmektedir. Gittikçe daha mün­zevi bir hayat sürmeye alışan Celîlî Bur­sa’da vefat etti.

Küçük yaşta yazmaya başladığı şiirle­rinde genellikle sade, akıcı bir üslûp gö­rülür. Bazı tezkirelerde bilhassa mesne­vi ve gazel yazmakta başarılı olduğu be­lirtilmektedir. Son araştırmalara göre Türk edebiyatında Ali Şîr Nevâî (ö. 906/ 1501), Hamdullah Hamdı (ö. 909/1503) ve Bihiştî Ahmed Sinan Çelebiden (ö. 917/1511-12 |?|) sonra hamse yazan şa­irler arasında dördüncü sırada yer aldı­ğı halde gerek yaşadığı dönemde gerek­se daha sonraki devirlerde pek tanın­mamıştır. Eserlerine Türkiye kütüpha­nelerinde rastlanmaması da bunu gös­terir. Şairin eserleri üzerinde Hüseyin Ayan tarafından çeşitli araştırmalar ya­pılmıştır.

Eserleri

1- Divan. Tek nüshası Bibliot-heque Nationale’deki 130 varaklık külli­yatı içinde yer alan mürettep divanın­da yirmi üçü Farsça 303 gazel, ikisi Fars­ça, ikisi Arapça, biri mülemma’ altı kıta, üç Farsça rubâî, İkisi Farsça yedi matla’, ikisi Farsça üç müfred. Farsça-Türkçe on iki tarih ve sekiz muamma mevcut­tur.

2- Hamse. Aynı yazmada yer alan hamsesinde şu mesneviler bulunmakta­dır:

a- Hüsrev ü Şîrîn. Şair 1967 beyitlik bu mesnevisine 14 Ağus­tos 1512’de başlamış ve 10 Aralık’ta ta­mamlamıştır. Yavuz Sultan Selim’e tak­dim ettiği eserin 2019 beyitlik başka bir nüshası Ankara Üniversitesi Dil ve Ta­rih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanesi’ndedir.

b- Leylâ vü Mecnûn. Ocak 1514’te nazmedilen 2116 beyitlik bu mesnevi iki tevhid. bir münâcât, bir na’t ve Yavuz Sultan Selim’e bir methiyeden sonra başlamaktadır.

c- Gül-i Sadberk-i bî-Hâi. Külliyatın 3b-86b varakları ara­sında sayfa kenannda yer alan eser mes­nevi ve gazellerden meydana gelmekte­dir. Bazı kaynaklarda sondaki gazeller­den dolayı divançe zannedilerek “Gül-i Sadberk Divanı” şeklinde adlandırılmış­tır. Tevhid, na’t ve dîbâce denilebilecek altmış yedi beyitlik bir mesneviden son­ra gazeller kısmı gelmektedir. Dibacede gül bahçesinde yapılan bir gezinti sıra­sında 100 yapraklı bir güle rastlandığı anlatılmakta, ayrıca bülbülün feryadı ve güllerin geçiciliği dile getirilmektedir. Bundan sonra gelen 100 gazel gül ile bülbülün birbiriyle münazarası mahiye­tindedir.

d- Hecrnâme. Aynı külli­yatta sayfa Kenarında yer alan 483 be­yitlik mesnevi, Celîirnin yirmi iki yaşın­da iken nazmettiği bir eserdir. 915’te (1509) kaleme alınan ve şairin aynı za­manda Hazannâme adını verdiği eser yirmi beyitlik bir besmele manzumesiy-le başlamaktadır. Daha sonra tevhid, na’t ve çâryâr-i güzîn methiyesinin yer aldı­ğı, aşk konusunun işlendiği eserde olay­ların kahramanı doğrudan doğruya mü­ellifin kendisidir. Şair genç yaşta başın­dan geçen bir aşkın tesiriyle yazdığı bu orijinal mesnevide kendi iç dünyasına da ışık tutmaktadır.

e- Meheknâme. Külliyatın sayfa kenarında yer alan eser seksen yedi beyitlik küçük bir mesnevidir. Tevhid ve na’ttan sonra gelen sekiz beyitlik bir “pend’in ardın­dan elli yedi beyit tutan asıl hikâyeye geçilir. Altın, gümüş ve mehek {mihenk taşı) arasında geçen hikâyede şair ma­lın, mülkün, güzelliğin geçiciliğini, bunların cazibesinin aldatıcı olduğunu be­lirtmektedir.

Bunlardan başka bazı kaynaklar Celîli’nin Terceme-i Şehname ile Yûsuf u Züîeyhâ adlı iki eseri daha olduğunu kaydederler. Âşık Çelebi, Terceme-i Şeh-ndme’nin yarısının yazılmış olduğunu bizzat müelliften nakletmektedir. A. Sır­rı Levend ise bir fotokopisinin kendisin­de bulunduğunu belirttiği Celîlî’nin kül­liyatı içinde Yûsuf u Züleyhâ’nm da mevcut olduğunu bildirmektedir. Şairin ayrıca çeşitli Sür mecmualarında bazı gazellerine rast­lanmaktadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi