Halil Hamit Paşa Kimdir, Hayatı, İdamı, Hakkında Bilgi

17

Halil Hamîd Paşa (ö. 1199/1785) Osmanlı sadrazamı.

Aslen lspartalı olup 1149’da (1736) doğdu. 1699 Karlofça Antlaşması İle ge­rileyen, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşma­sı ile Rusya karşısında ağır bir yenilgiye uğrayan Osmanlı Devleti’nin yenileşme ve ıslah zaruretini, seleflerinden bazıları gibi yalnızca idrak etmekle kalmayıp bü­tün hayatî tehlikeleri göze alarak bunu uygulama azim ve cesaretini göstermiş olan nâdir devlet adamlarından biridir.

Küçük yaşta babası Hacı Mustafa Ağa ile birlikte İstanbul’a geldi ve tahsiline burada devam etti. Önceleri Babıâli Di­van Kalemi’ne alındı, beylikçi yanında kâ­tip oldu. Daha sonra Eflak Voyvodalığı kapı kethüdası olan İstavrikizâde’ye kâ­tiplik yaptı, onun katli üzerine tekrar Ba­bıâli’deki kâtiplik görevine döndü. Devrin nüfuzlu şahsiyetlerinden Darphâne Emi­ni Râif İsmail Efendi’nin tavsiyesiyle Âme-dî Kalemi’ne alındı; bu arada beylikçiliğe ait hizmetleri gördü, başarısı dolayısıyla hâcegânlığa terfi etti, nihayet bizzat âmedci oldu. Babıâli’deki çeşitli kalem­lerde yetişerek yükselen Halil Hamîd Efen­di devlet teşkilât ve işleyişini çok iyi öğ­renmişti. 1779’da büyük tezkireciliğe yükseldiği gibi reîsülküttâblığa da en ya­kın aday oldu. Nihayet reîsülküttâblığa ve 1780’de de Sadrazam Silâhdar Kara-vezir Mehmed Paşa’nın kethüdâlığına getirildi. 1781’de yeni sadrazam Bolulu İzzet Mehmed Paşa tarafından sadâret kethüdâlığından azledildi. Kısa bir müd­det için daha aşağıda bir memuriyet olan Tersane eminliğini sürdürdü. Bolu­lu İzzet Mehmed Paşa’nın azli sırasında bizzat I. Abdülhamid’in emriyle ikinci defa sadâret kethüdâlığına getirildi (1782). Yeni sadrazam Yeğen Mehmed Paşa’-nın dört ay kadar süren kısa sadâretin­den sonra da sadrazam oldu (31 Aralık 1782).

Halil Hamîd Paşa’nın sadâreti, Kırım meselesi yüzünden Rusya ile tırmanan krizin had safhaya ulaştığı yıllara rastlar. 1783te Rusya’nın Kırım’ı ilhakını ilân et­mesi, savaş hazırlığı yetersiz, ancak Kı­rım’ın elden çıkması İnfialiyle oluşan ka­muoyu baskısını bütün ağırlığı ile üzerin­de hissetmekte olan devleti çaresiz bir durumda bırakmıştır. Kırım’ın ilhakının sessizce karşılanması, bir beyanname ile bile olsa protestoda bulunmanın Rusya İle hazırlıksız bir savaşa yol açacağı endi­şesi ve nihayet Rusya’nın, bu ilhakın res­men kabul edilmesinin belgeleneceği bir senet verilmesi talebiyle ortaya çıkması, Halil Hamîd Paşa sadâretinin en önemli konularından birini teşkil eder.

18 Aralık 1783’te yapılan, bütün dev­let büyükleriyle ulemânın katıldığı, an­cak kamuoyundan özellikle gizli tutulan bir toplantıda, başta devrin büyük ismi ve perde arkasındaki güçlü şahsiyeti Ce­zayirli Gazi Hasan Paşa olduğu halde ka­tılanların oy birliğiyle Kırım’ın ilhakını ta­nıyan bir senet verilmesi kabul edildi. Ayrıca yine Halil Hamîd Paşa’nın görüşü doğrultusunda, henüz hazırlıkların ta­mam olmadığı gerekçesiyle ve hezimetle bitecek yeni bir mücadelede daha fazla yer kaybedilmesinin önüne geçmek için Rusya ile yeni bir savaş da göze alınmadı.

Rusya ile olan münasebetler, askerî ıs­lahatın “motoru” olma özelliğini bu son gelişme karşısında da gösterdi ve bu du­rum Halil Hamîd Paşa’nın faaliyetleri içinde en önemli ve şahsı için tehlikeler doğuran en hassas konuyu oluşturdu. Yapılması gereken ilk iş Yeniçeri Ocağı’-nın ıslahı idi. Bu ise her şeyden önce mev­cudun yoklanması ve fiilen hizmet ver­meyenlerin ellerine geçmiş olup ancak onda biri ocak elinde bulunan “esâmrie-rin açığa çıkarılması gibi geniş bir men­faat çevresinin muhalefet ve düşmanlı­ğını üzerine çekecek bir hareketi göğüs­lemek demekti. Ulufenin kırdırılmak su­retiyle alınıp satılmasını da yasaklayan Halil Hamîd Paşa, esâmî iradı ile geçi­nenlerin ellerindeki esâmilerin hüküm­süz olduğunu ilân ederek yoklamalar so­nucunda açıkta ve gizlenmiş bulunan binlerce mahlûl esâminin hazineye dev­redilmesini sağladı.

Askerî teknik sınıfların zamanın savaş usul ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir hale getirilmesi ve sürekli eğitim içinde olmaları için giriştiği icraat. Sürat topçularının yeniden teşkili, Lağımcı ve Humbaracı Ocağı’nın ıslahı, her türlü as­kerî mühendislik bilgilerinin verilmekte olduğu, ancak ihmale uğramış olan mü-hendishânenin yeniden elden geçirilme­si ve genel planda bütün bu işlerde bilgi ve tecrübelerinden istifade etmek ama­cıyla özellikle çok sayıda Fransız uzma­nın hizmete alınması gibi çeşitli boyut­lardadır.

Avrupa’da olduğu gibi dakikada sekiz-on atış yapabilecek kadar seri ve isabet kaydedecek kadar da mahir olan Sürat topçuları sınıfı III. Mustafa’nın saltanatı­nın son yılında (1774) teşkil edilmiş, an­cak kısa zamanda ihmale uğrayarak kaldırılmıştı. Halil Hamîd Paşa bu sınıfı daha mükemmel bir şekilde yeniden kurdu. Fransızlar’dan teknik yardım ve öğretmen temin etti. Sürat topçularının sayılarını arttırdı ve onlara dair bir ni­zâmnâme hazırlattı. Lağımcı ve Humba­racı Ocağı için de aynı şekilde yoklamalar yaptırıp esâmilerin hizmet erbabı elinde bulunmasına dikkat edilmesini sağladı ve bunlarla ilgili belirli programlı tâlim­ler hazırlattı, nizamlarının tam olarak uygulanmasına çalıştı. 1773’te açılmış bulunan Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâ-yun’un ihyası Halil Hamîd Paşa’nın Özel­likle önem verdiği bir konu oldu. De La-fıtte. Moniye gibi Fransız mühendisler yanında Gelenbevî İsmail Efendi gibi Türk hocalar tayin edildi. Bu arada yeni talebe kaydolunarak ordunun her türlü mühendislik hizmetine cevap verebile­cek elemanların yetiştirilmesine gayret ediidi.