Halil Cibran Sözleri Halil Cibran’ın Felsefik ve Anlamlı Sözleri

43

Siyasi…
Baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir.

Özgür olmayan bir hayat ruhsuz bir vücud gibidir.

Sen bir ideolojiye sahipsin, ve ben beniminkine sahibim.

Bana kulak ver ki, sana ses verebileyim.

Göze göz, ve bütün dünya kör olacak.

Akıl, Öğrenme…
Ne gariptir ki toplum olarak, aklı yavaş olana değil de ayağı yavaş olana, yüreği kör olana değil de gözü kör olana acırız…

Öğrenimsiz akıl sürülmemiş tarlaya benzer.

Suskunluğu gevezeden, hoşgörüyü hoşgörüsüzden ve kibarlığı kaba olandan öğrendim. Ne garip ki, tüm bu öğretmenlerime karşı oldukça nankörüm.

Gelecek nesiller eşitliği fakirlikten öğrenecekler, ve sevgiyi acılardan.

Cömertlik…
Yoksa, ne çiçek açan ne de meyve veren bir ağaç mı olsaydım; çünkü verimli olabilmenin sancısı, kıraç olmaktan ağırdır; ve eli açık zenginin çektiği acı dilencinin sefaletinden beterdir…

Sahip olduklarınızdan verdiğinizde çok az şey vermiş olursunuz. Gerçek veriş kendinizden vermektir.

Hayat, Ölüm…
Hayatın öyle geniş ve büyük boşlukları vardır ki,can buralarda dolanırda, bu süre, insanoğlunun kendi buluşu olan zaman tarafından ölçülemez.

Sevinçlerimizi ve hüzünlerimizi onları yaşamadan çok önce tercih ederiz.

Dün bugünün hafızasıdır, ve yarın bugünün rüyasıdır.

Çünkü kişi, ölçüsüz ve sınırsız bir deniz gibidir.

İnsanın gerçeği, sana gösterdiğinde değil, gösteremediğindedir. Bundan ötürü onu tanımak istersen dediklerine değil, demediklerine kulak ver.

Hayatın bütün esrarını çözdüğün vakit ölümü arzularsın. Çünkü o da hayatın sırlarından biridir.

Hayat ve ölüm birdir, aynı ırmak ve denizin olduğu gibi.

İnanç, Düşünce…
İnanç kalpte bir vahadır, düşünce kervanının ulaşamayacağı.

Şüphe çok yalnız bir ıstıraptır, bilinki inançta onun ikiz kardeşidir.

Doğa…
Ağaçlar yerin gök üstüne yazdığı şiirlerdir. Biz onları devirir, kağıda çeviririz, Üstüne kofluğumuzu kaydedebilelim diye.

Doğa, hoşgeldin diyen kollarıyla uzanır bize ve onun kadınsı güzelliğinden haz almaya çağırır bizi; ama biz onun sükunetinden ürker, kalabalık kentlere akın ederiz ve orada tıpkı vahşi bir kurdun önünden kaçışan koyunlar gibi birbirimizi sıkıştırarak yaşarız.

Aşk, Evlilik…
Aşksız hayat çiçeksiz veya meyvesiz ağaç gibidir.

Her zaman böyle idi: Aşk, ayrılık saatine dek kendi derinliğini tanıyamaz.

Her erkek iki kadına aşık olur. Biri hayallerinde yarattığı diğeriyse henüz doğmamış olandır.

Almitra sözü aldı ve sordu:
— Peki üstad; evlilik nedir?
Cevap söyle geldi:
— Siz birliktelik için doğmuşsunuz. Ölüm meleğinin beyaz kanatları sizi ayırana kadar ayrılmayacaksınız.Tanrı’nın sessiz tanıklığında bile beraber olacaksınız, ama birlikteliğinizde mesafeler bırakın; bırakın ki, cennetin rüzgarları aranızda dansedebilsin…birbirinizi sevin ama, aşk tutsaklığı istemeyin.. bırakın aşk, ruhunuzun kıyılarına vuran dalgalar gibi olsun… birbirinizin bardağını doldurun ama aynı bardaktan içmeyin; ekmeğinizden verin birbirinize ama aynı somundan ısırmayın… birlikte şarkı söyleyin;lakin birbirinizi yalnız bırakmayı da bilin, sazın telleri de yalnızdır ve armoni içinde aynı melodiyi seslendirir… birbirinize kalbinizi verin ama karşılıklı kilitleyip saklamak için değil! sadece hayatın eli o kalbi saklar! birlikte durun, ama yapışmayın, tapınakların sütunları da bitişik değildir! ve unutmayın; meşe ile çınar birbirlerinin gölgesinde büyümezler…

Çeşitli…
Evim der ki, “Beni bırakma, çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.” Yolum der ki, “Gel ve beni izle, çünkü ben senin geleceğinim.” Ve ben hem eve, hem de yola derim ki, “Benim ne geçmişim, ne de geleceğim var. Eğer kalırsam, kalışımda bir ayrılış vardır; gidersem, ayrılışımda bir kalış.

Toprağın neresini kazarsan kaz, bir define bulacaksın. Ancak bir çiftçinin inancıyla kazmalısın.

Bana “seni anlamıyorum” demen, haketmediğim bir övgü, haketmediğin bir yergidir.

Anlayışlı olan beni anlayışlı, aptal olan ise aptal bulur. Bence ikisi de haklıdır.

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun,
Ne duyabiliyorsun.

Misafirler olmasaydı, evlerimiz mezara dönerdi.

Yanlışlarımızı doğrularımızdan daha büyük bir coşkuyla savunmamız ne gariptir!

‘Tek doğruyu buldum’ değil, ‘Bir doğruyu buldum’ deyin.

Arkadaşlık, her zaman tatlı bir sorumluluktur, asla bir fırsat değildir.

Bir elmanın yüreğinde gizlenen tohum görülmez bir elma bahçesidir. Ama bu tohum bir kayaya rastgelirse ondan hiçbir şey çıkmaz.

Sırtını güneşe çevirirsen gölgenden başka bir şey göremezsin.

Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır.

Evet, bir Nirvana var; o, koyunlarını yeşil bir otlağa yaymanda, çocuğunu uyutmanda ve şiirinin son dizesini yazmandadır.

Esin daima şarkı söyler; asla açıklamaya çalışmaz.

Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir. O, kanayan bir yaradan veya gülümseyen bir ağızdan yükselen bir şarkıdır.