Halil Can Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

0
64

Halil Can, (1905-1973) Türk dinî mûsikisinin son temsilcilerinden, neyzen.

7 Aralık 1905’te İstanbul Üsküdar’da doğdu. Babası Bahriye Kolağası Şükrü Efendi, annesi Makbule Hanım’dır. Üs­küdar İmrahor’daki Vakıf Rüstem Paşa Mektebi’nde başladığı ilk tahsiline Selîm-i Sâlis Numune Mektebi’nde devam etti. Daha sonra kaydolduğu Üsküdar Sultâ-nîsi’nin sekizinci sınıfında iken Darülfü­nun imtihanlarını kazanarak 1923’te Ec­zacı Mektebi’ne girdi. 25 Temmuz 1925’te mezuniyetinden bir yıl sonra yedek subay olarak askere alındı ve tezkere bı­rakarak askerlik mesleğine intisap etti.

1927-1948 yılları arasında Adana, Maraş, Bitlis, Van, Elazığ, Ankara. İstanbul gibi şehirlerdeki askerî hastahanelerde başeczacılık yaptı. 28 Ekim 1948 tarihin­de yarbay iken askeriik görevinden isti­fa etti. Ankara ve İstanbul’da çeşitli vazi­felerde bulunan Halil Can, 1961’de emek­liye ayrıldıktan sonra da eczacılık mes­leğine devam etti. 1953-1971 yıllarında İstanbul Belediye Konservatuvan Eser­leri Tasnif ve Tesbit Heyeti üyeliğinde, 1960-1971 yılları arasında da İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü dinî mûsiki dersi hocalığında bulundu. 23 Mayıs 1973’te vefat etti ve Karacaahmet’teki aile mezarlığına defnedildi. İhsaniye’de doğ­duğu evin bulunduğu sokağa vefatından bir yıl sonra “Neyzenbaşı Halil Can” adı verildi.

Halil Can mûsikideki icracılığı. araş­tırmacılığı ve hocalığı ile ün yapmıştır. Babasının Uşşâkıyye tarikatına mensup olması dolayısıyla haftanın belli günle­rinde evlerinde yapılan toplantılarda di­nî mûsiki eserlerine aşinalık kazandı. İlk mûsiki bilgilerini Dârülfeyz-i Mûsikî Cemiyeti’nde (Üsküdar Mûsiki Cemiyeti) edin­di. 1919’da kurulan bu cemiyetin ilk talebelerindendir. Yine aynı yıllarda Ga­lata Mevlevfhânesi neyzenbaşısı hattat Mehmed Emin Dede’den (Yazıcı) ney dersleri aldı. Meşke başladıktan üç ay sonra aynı mevlevîhânenin mutrip he­yetine girdi. Daha sonra Emin Dede’nin evinde verilen derslere katılarak dinî mû­siki bilgisini ilerletti. Bu arada Üsküdar Mevlevîhânesi Şeyhi Ahmed Remzi Dede’­nin (Akyürek). sikkesini “tekbirlemesi” ile Mevlevî tarikatına intisap etti. Klasik Türk mûsikisi eserlerini Bestenigâr Ziya Bey’den, mûsiki nazariyatını Rauf Yekta Bey’den, nota bilgisi ve mûsiki tavrını Enderûnî Hafız Ömer Efendi’den öğrenerek kendini yetiştirdi. Uzun müddet tasav-vufî sohbetlerinde bulunduğu Ahmet Avni Bey’den (Konuk) âyin meşketti. Ayrıca tekkeler kapatılıncaya kadar (1925) Ah­med Celâleddin (Baykara) ve Ahmed Rem­zi dedelerin hizmetinde bulundu.

Adana Hastahanesi eczacılığına tayin edildiği sırada (1927) buranın Türk Ocaği’nda fahri olarak verdiği derslerle ilk mûsiki hocalığına başladı. Daha sonraki yıllarda Ankara ve İstanbul’daki evlerin­de yapılan toplantılar birer mûsiki, ede­biyat ve tasavvuf dersi mahiyetindeydi. Ankara’da bulunduğu sıralarda Ankara Radyosu’nda neyzenlik ve mûsiki hoca­lığı görevlerinde de bulunmuştur. Yetiş­tirdiği neyzenler arasında Ulvi Erguner, Selâmi Bertuğ, Ümit Gürelman ve Ömer Erdoğdular en meşhurlarıdır.

1954’ten beri Konya’da yapılagelen semâ ve Mevlânâ’yı anma törenlerinin kurucusu olup 1972 yılına kadar bu tö­renlerde neyzenbaşılık yapan Halil Can, kuvvetli hafızası sayesinde ender rastla­nan zenginlikte bir repertuvara sahipti. Kendi ifadesine göre 1500 ilâhi, elli beş âyîn-i şerif, 400 civarında nefes, altmı­şa yakın na’t ve durak İle geri kalanı din dışı formlarda saz ve sözlü eserlerden oluşan 5-6000’in üzerinde eserin yer aldığı bir nota koleksiyonu vardı. Bu koleksiyonun vefatından sonra talebelerin­den Sakıp Arıkan’ın eline geçtiği söylenmektedir. Eser kayıt ve tetkiki erin de­ki hassasiyeti onun en önemli özelliklerindendi. Devlet radyoları arşivlerindeki Hamparsum nota koleksiyonlarının Batı notasına çevrilme çalışmalarında da bü­yük emeği geçmiştir. Halil Can’ın dinî mûsiki sahasında son devrin en önemli birkaç simasından biri olduğu muhak­kaktır.

Mûsiki tarihi ve özellikle dinî mûsikiy­le ilgili çeşitli makale, araştırma ve ten­kit yazıları kaleme alan. bu arada kon­feranslar veren Halil Çan’ın makaleleri Musiki Mecmuası, Türk Musikisi Der­gisi ve Mevlâna Güldestesi’nde neşre­dilmiştir. Bunlar arasında, Türk Musi­kisi Dergisi’nde yayımlamaya başladığı “Türk Musikisi Lügati” “D” harfine kadar gelmiş, Musiki Mecmuası’nda neşredilen “Dini Türk Musikisi Lüga­ti” ise tamamlanmıştır. İs­tanbul Yüksek İslâm Ensititüsü’ndeki hocalığı sırasında okuttuğu Türk dinî mûsikisi ders notları vefatından sonra Musiki Mecmuası’nöa yayımlanmıştır.

Bestekârlık alanında pek çalışması bu­lunmayan Halil Can, arkadaşı Sadettin Heper’in isteği üzerine bestelediği hisar-bûselik ve bayatı-buselik makam-larındaki iki peşrevi ona ithaf etmiştir. Rakım Elkutlu’nun Karcığar Mevlevî Âyini’ndeki saz terennümleri de onundur. Ayrıca şevk-efzâ makamında bir Mevle­vî âyini bestelemekte olduğunu yakınla­rına söylemiştir.

Musiki Mecmuası 283-284. sayısını Halil Çan’a tahsis etmiş, daha sonra Bedi N. Şehsuvaroğlu, aynı mecmuadaki yazılarla birlikte onun makale ve eserlerinden bazı ör­neklerin ve yayınlarının bibliyografyası­nın bulunduğu, ayrıca hakkında çeşitli gazete ve mecmualarda çıkan makale­lerin de yer aldığı bir anma kitabı çıkarmıştır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi