Halikarnas Balıkçısı Kimdir, Hayatı, Kitapları, Edebi Kişiliği, Hakkında Bilgi

29

Halikarnas Balıkçısı’nın ilk ürünleri, 1920’lerde yayımladığı heyecan ve maceraya dayalı magazin öyküleriydi. Bodrum’a yerleşmesiyle birlikte doğanın, denizin ve deniz insanlarının öne çıktığı, kökünü mitolojiden alan, coşkulu öykü ve romanlar yazmaya başladı. Gemicileri, balıkçıları, sünger avcılarını, denizdeki erkeklerini bekleyen kadınları, çocukları ve neredeyse başlıbaşma bir anlatı kahramanına dönüşen denizin kendisini çarpıcı ve özgün bir üslupla anlattı. Öykü ve romanlarının hemen hemen hepsinde denizde çalışan, ezilen, sömürülen insanların dramını söz konusu etti. Kahramanları olağanüstü yanları ağır basan, görmüş geçirmiş, deneyimli insanlar olarak belirdi. Erkeklerinin ağır yaşamını, tehlikeli uğraşlarını paylaşan sabırlı, yiğit, dirençli kadınları anlattı.

Yazılarında, deniz ve doğa sevgisinden kaynaklanan coşku, yer yer roman ya da öykünün bütünselliğini zedeleyici betimlemelerle yansıtılır. Tarih ve mitoloji bilgisi, birikimi, canlandırdığı kahramanların romantik özellikler kazanmasına yol açmıştır. Tüm yazılarına içten içe yerleşmiş olan Akdeniz uygarlığı felsefesini, tarihselliği ve efsaneleriyle hemen her sayfada okura sunar.

Ege ve Akdeniz’e bakış açısını kuramsallaştırarak düz yazılarında da işlemiştir. Daha çok Yeni Ufuklar dergisinde yayımladığı denemelerinde ortaya attığı görüşleri yaygınlık kazanmış, özellikle Sabahattin Eyuboğlu, Azra Erhat, Vedat Günyol gibi yazarlarca hümanizm açısından değerlendirilerek işlenmiştir.

Halikarnas Balıkçısı’nın Akdeniz’i konu alan yapıtlarını yayımlamaya başladığı günlerde, Türk roman ve öykücülüğü bir yandan Sait Faik, bir yandan Sabahattin Ali’nin yürüttüğü, kent ve kasaba ilişkileri içindeki insanı yeni bakış açılarıyla değerlendirme çabasının içindeydi. Aynı dönemde ün kazanan Halikarnas Balıkçısı bu iki yazarın sanatsal tutumlarından farklı ve özgün, ancak insancılık ve sömürüye karşı olmak gibi temel yaklaşımlarda onlarla bağdaşan bir etkinlik sürdürmüştür.