Tarih

Halid bin Velid Kimdir, Hayatı, Savaşları

Halid bin Velid. (tam adı Hâlid b. Valid b. Muğira Mahzumi) Arap asker, Hz. Muhammed’in sahabelerinden (D. 592 ? – Ö. 642).

Künyesi Ebû Süleyman’dır. Halid’in annesi Lübâbe, Hz. Muhammed’in hanımı Meymûne’nin kız kardeşidir. Hicrî 7=M. 628-629 yılında Müslüman oldu. Hâlid’in doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Mekke’nin önde gelen ailelerinden biri olan Mahzum oğullarındandır. Ordu komutanlığı Hâlid’in ailesinin bir imtiyazıydı.

Uhud Gazve­si’nde Hâlid Mekkelilerin sağ kanadını idare ediyordu ve zamanında müdâhale ederek, Pey­gamberin düşmanlarının savaşı kazanmasına sebep oldu. Böylece sonrasında müslümanlara da bir çok başarı kazandıracak olan emsalsiz askeri ehliyet ve kabiliyetini ilk defa göstermiş oldu. Hâlid  M.629 yılı başın­da Amr bin Âs Müslüman olduğu zaman, Bizanslılara karşı Mute seferine katıldı ve Mute Savaşı’ndan sonra, mağlûp İslâm kuv­vetlerini güçlükle Medine’ye götürdü. Buna ödül olarak, Peygamberden “Seyfullah=Allah’ın Kılıcı” fahrî unvanını aldı ve aynı yıl Müslümanların Mekke’nin Fethi’ne katıldı. Şehrin tesliminden sonra kendisinin, Peygamberin emri üzerine, Nahle’deki Uzzâ’nın mabedini tahrip ettiği ri­vayet edilir. Kısa bir süre sonra, Beni Cazim’ye elçi olarak gönderildi ve er­tesi yıl Receb ayında (Ekim-Kasım 630), Dümetül Cendel Hıristiyan emîri Ukaydir’e karşı sefere gitti. H.10. yıl başlangıcında (631 yazı) Pey­gamber ona; Beni’i-Hâris’i İslâmîyete davet için, Nacrin’a gönderdi. Hâlid, hiç kan dökmeksizin, bu vazifeyi başardı.

Ebu Bekir Döneminde Halid

Ertesi yıl Ebu Bekr onu Tulayha b. Huvaylid’e karşı gönderdi; Hâlid onu Buzâha’da mağlûp etti; ondan sonra civarda yerleşmiş bulunan Beni Temim’e döndü. Bir kol Mâlik b. Nüvayra’nin kumandası altında, diğerlerinden ayrılmıştı. Bunların hepsi itaat ettikleri için, Melik de silâhlarını terketti; bu­na rağmen, esir edilerek, öldürüldü. Bun­dan sonra Halid onun karısı ile evlendi. Bu olaylara ilişkin şikayetler halifeye yansıyınca, Halid’in, ortada bir anlaşmazlık olduğu­nu ileri sürerek, özür dilediği rivayet edilir. Esirlere elbise dağıtmak niyeti ile askerlere adfiu asrakam=”esirlerinize giyecek veriniz”  demiş iken, bedeviler bu sözü “esirlerinizi defediniz” mânasında anlamışlar imiş. Ebu Bekr kendisini uyarı ile yetinmişse de ve Ömer’in şiddetli itirazlarına rağmen, azl­etmemiştir. Az bir süre sonra, Hâlid yalancı peygamber Museylime’ye karşı sefere çıktı. Onu da Yemame hududunda, Akrabal’da mağlûp etti ve öldürttü. Taraftarları boyun eğ­diler (12=633). Ardından Hâlid İranlılara karşı gönderildi. “Rebiyülevvel (Mayıs-Haziran 633) veya iki ay daha sonra, Hire’yi zaptetti. Ondan sonra bütün Fırat hava­lisine hâkim oldu. Nihayet, rivayete göre, Bizanslılar Fırat nehrini aştılar ve Firâz’da mağlûp edildiler (Ocak-Şubat 634).

Ömer Döneminde Halid

Aynı yıl muharrem ayında (Mart-634) veya (Rebiyülâhır-Haziran), Hâlid sefere hazırlanarak, Suriye yönüne hareket etti. Cemaziyelevvel (634 yaz.) Bizanslılar Ardaya’de kat’î bîr mağlubiyete uğradılar ve Şam’a doğru döndüler. Hâlid tara­fından yeniden mağlûp edilerek, bu şehrin içinde kuşatıldılar. Ağus­tos-Eylül 635’te Şam teslim olmak zorunda kaldı. Aynı tarihte Hâlid başkomutanlıktan azledildi ve yerine Ebu Ubeyde bin Cerrâh atandı. Bununla beraber, Hâlid Suriye’deki askerî harekâta iştirake devam etti, Yermük Savaşı’nda (1

2. Receb 15=20 Ağustos 636) süvarilere kumanda etti ve Müslümanlann zaferine çok yardımı dokundu. Kısa bir sürede Humus yeniden alındı. Sonra Hâlid Kinnasrin’e karşı yürüdü ve Minâs’ın kumandasında bir Bizans ordusunu yen­dikten sonra, şehir teslim olmağa mecbur kal­dı. Hâlid orada yerleşti. Bir süre Suriye’nin bir kısmının valiliğinde bulundu ise de, son­radan azledildi. 21 (641/642) de Humus vefat etti. Mezarı, Humus şehrinde kendi adını taşıyan II. Abdülhamîd tarafından tâmir ve tezyin edilen câmi içindedir.

Hâlid gönderildiği seriyyelerde ve yaptığı savaşlarda Allah rızasını ve Allah’ın dinine davetini esas almıştır. Nitekim Yermuk savasında Rumlarin komutanına savaş meydanında İslâmı tebliğ etmiş ve komutan Corc onun daveti ile Müslüman olmuştur.

A. Müller ( bk. Der İslam, I, 257) Hâlid’i, haklı olarak, şu surette tavsif etmektedir: — “O- kumandanlık dehâları aynı zamanda rûh hayatlarının bütününü teşkil eden insanlardandır; o da, Napoleon gibi, harpten başka hiç bir şey tanımamış ve ta­nımak da istememiştir.”

İlgili Makaleler