Ana Sayfa Tarih Tarihi Eserler Hacı Hamza Hamamı -İznik- Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Hacı Hamza Hamamı -İznik- Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

0

Hacı Hamza Hamamı. İznik’te XV veya XVI. Yüzyılda yapılmış çifte hamam.

Şehrin içinde Ayasofya ile Mahmud Çe­lebi camileri arasında kalan alanda bulun­maktadır. Üzerinde bir kitabe olmadığın­dan hangi tarihte ve kimin tarafından yap­tırıldığı bilinmemekle beraber öteden be­ri İznikte ilk Türk eseri olan Hacı Hamza Bey Mescidi evkafından olduğu ileri sürü­lerek böylece adlandırılmıştır. Bu kasaba­da I. Murad’ın yaptırdığı bir hamam daha vardı. Bazı araştırmacılar, İstanbul kapısına giden ana caddenin sol tarafın­da mevcut, planı çıkarılamaz durumdaki kalıntının Murad Hüdâvendigâr’ın hama­mına ait olduğunu ileri sürerler. Bir kısmı ise Hacı Hamza Hamamı’nın gerçekte Murad Hüdâvendigâr Hamamı olduğu gö­rüşündedir. Ancak İstanbul kapısına gi­den yolun kenarında bulunan ve K. Otto-Dorn tarafından bir tekke sanılarak böy­lece tanıtılan çifte kubbeli büyük binanın bir hamam olduğu tarafımızdan tesbit edilerek tam planı çizilmiş ve bunun kaynaklarda adı geçen Büyük Hamam oldu­ğu ortaya konulmuştur. Bu durumda Ha­cı Hamza Hamamı’nın tarih içindeki yeri tam olarak aydınlığa çıkmamıştır. Evliya Çelebi, 1058’de (1648) uğradığı İznik’te iki çifte hamamın olduğunu bildirir. Bü­tün Osmanlı dönemi boyunca çalışan bu hamam, 1930’lardan sonra Vakıflar İda­resi tarafından belediyeye satılmış, bele­diye bir süre burasını depo olarak kullan­mış, daha sonra tekrar işletilmeye baş­lanmıştır. Ancak 1987de hamamın, dış yüzeyleri süslemeli mermer kurnaları yer­lerinden söküldüğü gibi içinde de tarihî değerine uymayan müdahaleler yapılmış­tır.

Hacı Hamza Hamamı’nın önce erkek­ler bölümünün yapıldığı, bir süre sonra da kadınlara mahsus kısmın ilâve edildiği A. Saim Ülgen tarafından ileri sürülmüştür. Duvar örgüsünde belirli bir ekleme izi tes­bit edilmedikçe böyle bir var sayımı kabul etmeye imkân yoktur. Ülgen’in, erkekler bölümüne nisbetle kadınlar kısmının da­ha küçük oluşunu gerekçe olarak göster­mesi de yeteri kadar inandırıcı değildir. Pek çok çifte hamamda kadınlar kısmının daha küçük ölçülerde yapıldığı bilinmek­tedir.

Hamamın erkekler kısmının girişi yan cephede olan kare planlı bir soyunma ye­ri (camekân) vardır. Bunun ortasında fıski­yeli bir şadırvan bulunur. Yaklaşık çapı 9,50 metreye yakın bir kubbe ile örtülü olan bu büyük mekân, iki cephesindeki üç pencereden ve kubbe tepesindeki ay­dınlık fenerinden ışık alır. Kare mekândan kubbeye geçiş, köşelerde içleri dilimli tromplarla sağlanmıştır. Trompların baş­langıçlarında ise mukarnaslı pandantif­ler vardır. Dar bir kapı ile geçilen ılıklık, birçok hamamın aksine bir kemerle ayrıl­mış gösterişsiz iki küçük bölümden iba­rettir. Burada solda iki göz halinde bir çift hela olup bunlar dışarıya çıkıntı teşkil eder. K, Otto-Dorn’un kitabındaki planda bu elemanlar ve bu çıkınt gösterilmemiş­tir. Hamamın sıcaklık kısmı, Türk mima­risinde çok eski bir geleneğe dayanan dört eyvanlı tiptedir. Dört eyvanın köşele­rinde her biri kubbe ile örtülü halvet hüc­releri vardır. Bu kısmın alçak kubbesi de aydınlık fenerlidir.

Cephesi erkekler kısmından 5 m. ka­dar geride bulunan kadınlar kısmının ka­re planlı soyunma yerinin üstü yanindakine nisbetle biraz daha küçük bir kubbe ile örtülmüştür. Ilıklık tek kubbeli çok kü­çük bir mekândan ibarettir. Bu bölümle erkekler duvarı arasında kalan dar aralık­ta tek gözden ibaret bir hela yer alır. Bu­nun karşısında da aynalı tonozla örtülü ve tek kurnalı bir halvet hücresi bulunur. Kadınlar kısmının sıcaklığı büyük değildir. Sadece üzerleri kubbeli İki halvet hücresi­ne sahiptir. Böylece erkekler kısmında klasik Türk mimarisinin çok tanınmış bir şemasının uygulanmasına karşılık bura­da “E” tipi olarak adlandırılan çift halvet hücreli düzenleme meydana getirilmiştir. Bu tipin örneklerine pek çok hamamda rastlanır. İstanbul’da günümüzde mev­cut olmayan Çukur Çeşme Hamamı’nın kadınlar kısmı ile Saraçhanebaşı’ndaki İb­rahim Paşa, halen mevcut olan Sirkeci’de-ki Hocapaşa ve Balat hamamları da aynı tipteydi.

TDV İslâm Ansiklopedisi