Haç Takmak Günah mıdır, Müslüman Haç Takan mı, Hakkında Bilgi

64

İlk devir İslâmî reddiye (polemik) lite­ratüründe haça gösterdikleri saygı sebe­biyle hıristiyanlar eleştirilmekle birlikte bu eleştirilerin ağırlık noktasını Hıristiyanlı­ğın teslîs ilkesiyle Hz. îsâ’nın ulûhiyyeti meselesi teşkil eder. Haçla yahut Hz. îsâ’­nın ölümüyle ilgili konular ise ikinci dere­cede ele alınmıştır. Hz. îsâ’nın çarmıha gerilmesi konusundaki doktriner inanç hıristiyan ilahiyatında çok önemli bir yere sahiptir. Buna karşılık Kur’ân-ı Kerîm’de hıristiyantann bilgisinin bir zan ve tahmin­den ibaret olduğu, çarmıha gerilerek öl­dürülen kişinin Hz. îsâ olmadığı, fakat on­lara öyle gösterildiği ifade edilmiş(Nisâ 4/157), İslâmî literatürdeki açıklama ve reddiyeler de bu paralelde gelişmiştir. Hıristiyanların, Hz. İsa’nın çarmıha geril­me olayının bir alâmeti ve hâtırası olarak görüp kutsal saydıkları haça karşı müslümanların tepkisi, dinî bir sembole tepki­den ziyade bu yanlış bilgi ve inancın eleştirisi anlamını taşır. Öte yandan haça say­gı gösterilmesi İslâm toplumunda bir put­perestlik davranışı gibi algılanmış ve bu sebeple haçın sembolize ettiği inancı ka­bul anlamına gelecek davranışlardan müslümanları uzak tutma konusunda büyük hassasiyet gösterilmiştir. Hz. Peygamber’in, “Bir topluma benzeyen kimse onlardan sayılır” mealindeki hadisine dayanıla­rak gayri müslimlerin inançlarının ifadesi olan kıyafet ve sembollerin kullanılması müslumanlara yasaklanmıştır. Bundan dolayı haç takılması haram kabul edilmiş, elbise, para, yüzük vb. şeylerde haç res­minin yer alması en azından mekruh sa­yılmıştır. Aynca haç­la ve üzerinde haç resmi bulunan madde­lerle ilgili üretim, dağıtım, satım vb. iş­lemler içki, domuz eti gibi İslâm’a göre haram olan eşya ya da mal bağlamında değerlendirilmiştir (Ma F XII, 88-89,91).

Hz. Peygamber zamanında hıristiyanlarla olan ilişkilerde geniş bir müsamaha­nın varlığı müşahede edilmektedir. Hâlid b. Velîd tarafından Resûl-i Ekrem’in huzu­runa esir olarak getirilen Dûmetülcendel hâkimi Ükeydir b. Abdülmelik’in boynun­da bir haç vardı. Yine Hz. Peygamber zamanında gayri müslimlerle yapılan anlaşmalarda hıristiyanların İs­lâm toplumunda haçlarını açıkça taşıma­ları hususunda herhangi bir sınırlama yer almadığı gibi, Necran hıristiyanlanyla ya­pılan anlaşmada da hıristiyanlann haçla­rı ve tasvirleri koruma altına alınmıştır.

Hz. Ebû Bekir döneminden başlamak üzere hıristiyan toplulukları ile yapılan an­laşmalarda onların bayram günlerinde haç çıkarabilecekleri hükmü yer alır. Hz. Ömer tarafından Kudüs halkına verilen emanda hıristiyaniara haçlarının koruna­cağı bildirilmiştir. Onun zamanında ger­çekleştirilen fetihlerin ardından müslü-manlarla hıristiyanlann yoğun olarak bir­likte yaşadıkları merkezlerde, özellikle bayram vb. kutlamalar sırasında hıristi­yanlann haç dolaştırmalarına sınırlamalar getirildiği bilinmektedir. Daha sonra da za­man zaman görülen ve dinî olmaktan çok içtimaî, siyasî ve idarî birtakım sebeplere dayanan bu tür düzenlemeler genellikle büyük merkezlerde uygulanmıştır, öte yandan hıristiyanlann kendi mâbedlerinde haç bulundurmalarına ve müstakil ola­rak yaşadıkları yerleşim merkezlerinde haç taşımalarına izin verilmiştir. Hatta Fa­tımî Halifesi Hâkim-Biemrillâh zamanında olduğu gibi bazı dönemlerde diğer dinî gruplardan ve Özellikle müslümanlardan ayırt edilmeleri için geleneksel kıya­fetlerini korumaları yanında boyunların­da haç taşımaları da istenmiştir.

Klasik dönem İslâm toplumlarında gay­ri müslimlerden, dinî kimliklerini gösteren geleneksel kıyafetlerini koruyarak müslümanlara benzememelerinin istenmesi ve onlarla bir arada yaşarken uymaları ge­rekli görülen birtakım hususlar, sadece müslüman toplumlarında değil Ortaçağ toplum anlayışında hâkim olan içtimaî telakkilerden ve pratik faydalardan kaynak­lanmıştır. Günümüzde inanç, ibadet ve âyinler yanında çeşitli din mensuplarının kullandıkları kıyafet ve semboller, temel insan haklarının sağladığı din ve vicdan hürriyeti çerçevesinde ele alınmakla bir­likte, bu hürriyetin kullanımı sırasında her ülkede kamu düzeni ve genel ahlâkla bağ­lantılı olarak çeşitli kısıtlamalara gidilebil­mektedir.

TDV İslâm Ansiklopedisi