Georges Gurvitch (1894-1965)

PAYLAŞ

Georges Gurvitch
1894 Rusya doğumlu olan Gurvitch, entelektüel birikimini, 20. yüzyılın ilk çeyre-ğinde Rusya’da yaşanan toplumsal ve siyasal dönüşümlerin etkilediği bir atmosfer¬de edinmiştir. Esasen sosyolojiden çok felsefi ve hukuksal çalışmalar üzerine yo¬ğunlaşmıştır. 1917 Sovyet Devrimi sürecinde St. Petersburg Üniversitesi’nde bulunmuş¬tur. Gurvitch’in kuramsal yaklaşımına zemin oluşturan çok sayıda ve farklı kökenlerden gelen düşünürden söz etmek mümkündür: Hegel, Marx, Fichte, Rousseau, Proudhon gibi… Gurvitch 1920’de Sovyetler Birli- ği’nden ayrılarak önce Prag’a ardından da ömrünün sonuna kadar yaşayacağı Fran¬sa’ya gitmiştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında kısa bir süre bulunduğu ABD’de de akade-mik alanda çalışmalar yürütmüştür.
Özellikle Fransa’ya geçtiği dönemle bir¬likte “sosyal hukuk” üzerine yoğunlaşmış ve çalışma alanı sosyal felsefe olarak belirlen¬miştir. Hukuk sosyolojisi hakkındaki kitabı 1942’de Sociology of Law (Hukuk Sosyolojisi) adıyla ve İngilizce olarak yayımlan¬mıştır. Şu da ifade edilmeli ki ABD’de bulunduğu dönemde çıkartılmasına öncülük ettiği hukuk dergisinin yayım kurulunda, bir hukuksal realist olan Karl Llewellyn ve sosyolojik hukuk yaklaşımının öncüsü Roscoe Pound da bulunmaktadır. İkinci Dünya Savaşı’nm ardından Fransa’ya dönmüş ve 1965’te yaşama veda ettiğinde Fransız sosyolojisinin en büyük isimlerinden biri haline gelmiştir.

Georges Gurvitch (1894-1965)

Gurvitch’in hukuk ile diğer sosyal bilimlerin ilişkisine dair çalışmalarında iki boyut söz konusudur. Bunlardan ilki “sosyal hukuk”un savunulmasıdır. İkincisi ise analitik bir hukuk sosyolojisi için kuramsal bir model oluşturma çabasıdır.
Gurvitch’in sosyal hukuka ilişkin yaklaşımının politik bir yanı bulunur. Zira Rus Devrimi’nin, kitleleri kendi örgütlülükleri çerçevesinde harekete geçiren dinamiz-minden çok etkilenen Gurvitch, bu aşılarak kurulan parti-devlet anlayışlı siyasal ve toplumsal örgütlenme modelini eleştirirken, sosyal hukuk kavramından yararlan-mıştır. Diğer hukuk sosyologları gibi Gurvitch de hukukun yalnızca yasama ya da yargı gibi devlet kurumları aracılığıyla ortaya çıkan kural ve kararlardan ibaret ol-madığını ileri sürer. İster resmî ister gayri resmî olarak örgütlenmiş olsun, farklı grup ve topluluklar, sosyolojik bakış açısıyla hukuk olarak adlandırılabilecek dü-zenlemeler yani, sosyal hukuk yaratma kapasitesine sahiptir. Öte yandan diğer hu-kuk sosyologlarından farklı olarak Gurvitch, bunu politik olarak da savunmakta¬dır. Nitekim önerdiği model, siyasal söylemde “sendikalizm” olarak bilinen yakla¬şıma denk düşmektedir.
Gurvitch, toplumsal gerçekliğin ve sosyolojik analizin düzeylerine göre farklı- laşan karmaşık bir hukuk sınıflandırması yapmaktadır. Temelde hukuku, belli bir toplumsal bağlam içerisinde saklı bulunan normlar bütünü olarak tanımlar. Öte yandan bu normlar aynı zamanda, belli bir adalet anlayışını da yansıtan formlardır. Böylece Gurvitch’e göre hukuk sosyolojisi, kuralların içerisinde saklı bulunan sem¬boller, değerler ve bu değerlerle ilişkili kolektif inanç ve kabuller de dâhil olmak üzere hukukun toplumsal gerçekliğinin her bir alanı ile ilgilenmektedir. Anlaşıla¬cağı üzere Gurvitch, toplumsal gerçekliğin farklı boyutları ya da katmanları oldu¬ğunu düşünmektedir. Buna göre toplumsal örgütlenmenin en üst katmanını, nes¬ne ve kurumların fiziksel niteliklerine ilişkin morfolojik düzey oluştururken; en dipteki katmanda, toplumun kolektif zihniyet ve maneviyatı yer almaktadır. He¬men ifade edilmeli ki Gurvitch, araştırmasını özellikle bu en alt düzey üzerinde yo-ğunlaştırmıştır. Dolayısıyla Gurvitch’in sosyolojik yaklaşımı, değerler ve kültürler sosyolojisi anlamında “Esprit Sosyolojisi” olarak adlandırılabilir.
Gurvitch’in hukuk sosyolojisi anlayışı, toplumsal gerçekliğe ilişkin sosyolojik yaklaşımı ile de ilintilidir. Gurvitch, esas olarak hukuk sosyolojisinin üzerinde ça-lıştığı üç sorun alanından söz eder. Birincisi, bir sistematik ya da mikro-sosyoloji problemi olarak hukuk, her türlü gerçeklik düzeyi ya da toplumsallığın bir işlevi olarak ele alınır. İkinci olarak, diferansiyel ya da tipolojik sosyoloji, belli grup ve topluluklardaki hukuk tipolojilerinin ele alınmasını içerir. Nihayet üçüncü ve son olarak, jenetik ya da makro-sosyoloji, hukukun toplumdaki değişim ve gelişim ka¬lıplarını ele alır.
Sistematik hukuk sosyolojisi, farklı toplumsal yapıların hukuk yaratma gerçeği¬ni ele alır. Bir başka deyişle, sistematik hukuk sosyolojisi, hukukun kaynaklarını esas alarak bir sınıflandırma yapar. Bu sınıfladırma karşımıza hem farklı hukuk ya¬ratıcı kaynakları hem de farklı hukuk türlerini çıkarır. Farklı hukuk yaratıcı kaynak¬lar, farklı toplumsallık türleri anlamına gelir. Farklı toplumsallık türlerini birbirin¬den ayırabilmek için ise çok sayıda ölçüt kullanılabilir. Grubun doğası, süresi, ge¬nişliği, işlevi ya da grup içi ilişkilerin sıkılığı, örgütlülüğün düzeyi gibi ölçütler top¬lumsallık türlerini belirleyecektir. Tüm bu ölçütler, toplum içerisindeki baskının yoğunluğunu, yaptırımların özelliklerini de belirleyecektir. Bu toplumsal özellikle¬re bağlı olarak Gurvitch, bireysel hukuktan örgütlü devlet hukukuna kadar ulaşan farklı hukuk türlerine de dikkat çeker.
Sendikalizm: Hem kapitalizme hem de devlet sosyalizmine alternatif olarak sunulan bir ekonomik sistem modelidir. Bu ekonomik sistemin siyasal cephesinde merkezi devlet organları yerine, sendikaların oluşturduğu federasyonlar aracılığıyla sağlanan öz-yönetim mekanizmaları bulunur.
Esprit Sosyolojisi: Değerler ve kültürler sosyolojisi
“Diferansiyel” ya da “tipolojik hukuk sosyolojisi” olarak adlandırdığı alan, farklı toplumsallıklara denk düşen hukuk tipolojilerinin ele alındığı alandır. Bu alanda ay¬nı zamanda, hukuk tipolojilerinin topluluk içerisindeki işlevi ile egemenlik ve farklı düzeylerdeki hukuksal düzenlerin devlet hukukuyla ilişkisi de ele alınmaktadır.
“Jenetik hukuk sosyolojisi” ise hukuksal değişime ve gelişime ilişkindir. Gur- vitch bu kapsamda, hukuksal değişime etki eden faktörleri değerlendirir. Böylece, ekolojik ya da coğrafi ve iktisadi faktörlerden, din ve ahlak gibi manevi faktörlere varana kadar çok sayıda etkeni, hukuksal gelişim ve değişimi etkileyen değişken¬ler olarak belirler.
Burada kısaca Gurvitch’in hukuk tanımına da değinmek gerekebilir. Gurvitch’e göre hukuk, “belli bir toplumsal çevrede adalet fikrini gerçekleştirme girişimf’dir. Kuşkusuz, bir hukuk sosyologunun hukuk tanımındaki “adalet” vurgusu dikkat çe-kicidir. Öte yandan, tanımın adalet değerinin gerçekleşmiş olmasına değil, adaleti gerçekleştirme girişimine vurgu yapıyor olması da yine dikkatlerden kaçmamalıdır.