George Sand – Indiana

George Sand – Indiana

Yağmurlu ve serin bir sonbahar akşamında, Brie’deki küçük
şatoda derin düşüncelere dalmış üç kişi, ocaktaki çalı çırpının yanışını ve
duvardaki saatin sarkacının ağır aksak sallanışını seyrediyordu.

Düşmana karşı mücadele eder gibi

…ev sahibi Albay Delmare

Gözleri ürkütücü

Zafer havasını soluduğu parıltılı günler çok gerilerde
kalmış.

Genç ve güzel bir kadınla evliydi.

Başarılı bir sanayiciydi.

Karısı henüz 19 yaşında (s. 11)

Sitem

Size ne zaman sitem ettim ben?

Bugün kendinizi nasıl hissediyorsunuz Indiana?

Her zamanki gibi.

İyi olmadığınızı az önce Sör Ralph’a söylediniz.

Yaşına ve karısına sövmeye devam ederek uzaklaştı.

Indiana Delmare ve Sör Ralph

Oturmaya devam ettiler.

Mösyö Delmare acımı bilmesini isteyeceğim son kişidir. (s.
18)

Hüznünüz her an mutsuz olduğunuzu açıkça ifade ediyor.

Mutluluğa her zaman ulaşılabilir.

Elini uzatman yeter.

Sizi bu sıkıntıdan ne kurtarabilir?

Yanınızda çalışanlara bakın. Sizi haklı imrenişle izleyen
insanlar göreceksiniz.

Madam Delmare, sinirli ve hastalıklı Kreollerin, yani
sömürgelerde doğmuş Avrupalıların her türlü batıl inancını taşıyordu. (s. 20)

Salonun camları bir tüfek atışının gürültüsüyle sarsıldı.

Soyguncu yerde!

Tüfeğim kurusıkı

Korkudan düşmüş olmalı. (s. 25)

Soylu bir yüze sahip genç bir delikanlıyla karşılaştılar.
(s. 26)

Bahçıvan hırsızın yakın zamanlarda komşu eve yerleşen genç
bir toprak sahibine benzediğini ve Matmazel Noun’u üç gün önce aynı adamla
gördüğünü söyledi. (s. 28)

Adamın adı, Mösyö Raymon de Ramiere

Çok yakışıklı ve asil (s. 29)

Mülkünüze girdim

Çark düzenini incelemek üzere imalathanenin içine sızmaya
çalıştım. (s. 32)

Kocasının şiddet içeren tavırlarını gayet iyi bilen Madam
Delmere

Her zaman boyun eğerdi.

Albay,

Hizmetçiyle yaralı beyefendi arasında bir aşk macerası olup
olmadığından emin olmak istiyordu. (s. 34)

Zeki, parlak, yetenekli

Mösyö Raymon

Prensipli bir adam

Mösyö Ramiere, Rubelles’deki şenlik sırasında bütün köyün
hayranlığını kazanan koca gözlü Kreol kızına âşıktı. Fakat yalnızca âşık, daha
fazlası değil. (s. 37)

…kendi aşkının işaretlerini kabullendiği anda aşkından şüphe
etmeye başlamıştı.

Kızın onu sevmesine izin verdi. (s. 38)

Zavallı çocuk, Raymon’un aşkının fazla uzun sürmeyeceğini ve
onun gurur duyduğu o günün Raymon için aslında pek bir şey ifade etmediğini
bilmiyordu. (s. 39)

Raymon kibarlar sınıfının geleneklerine sahip, özenti bir
hayat, şiirsel aşklar yaşayan bir adamdı.

Onu sosyetik bir hayat için yetiştirmişler.

Şimdiden soğumaya başladığı bu kadına nasıl bir gelecek sunabilirdi?
(s. 40)

Ramiere

Bu bahtsız ilişkiyi bitirmenin daha iyi olacağını anladı.
(s. 41)

Sosyete dünyasında Mösyö Ramiere’in eksikliği fark
edilmişti. Herkesin birbirine benzediği bu dünyada bazı kişilerin çok önemi
vardı.

Raymon bu dünyayı seviyordu.

Burada aranıyor, seviliyordu. (s. 43)

Bizi kadınların yanında aptallaştıran isteklerimizin
şiddeti, aşkımızın verdiği aceleciliktir. (s. 49)

(Ramiere) Madam de Carvajal’ın himayesine girerek Indiana’yı
görebileceğini biliyordu.

Indiana halasının tezgâhında sabırla halı dokuyordu.

Bu sayede yanındakilerin soğuk gevezeliklerinden kaçma
fırsatı bulmuş gibi görünüyordu. (s. 54)

(Indiana)  Yalnızca
sevmek zorunda olması bile kocasını sevmesi için geçerli nedendi.

Ondan kör bir itaatten başka bir şey talep eden olmamıştı.
(s. 57)

Raymon sevildiğini biliyordu

Sen benim hayal ettiğim kadın, taptığım masumiyetsin. (s.
64)

(Raymon Indiana’yı öper) Indiana’nın yüzü bembeyaz kesildi.

Bilincini kaybetti.

Umutsuzluğa kapılan Raymon yardım çağırmak zorunda kaldı.

Noun çıkageldi

İçeri girince benden korkup bayıldı. Dikkatli ol. Ben
kaçıyorum. (s. 67)

Noun, lüks hayatın sevgilisi üzerinde yapabileceği baştan
çıkarıcı etkileri düşünürken, onun daha çok hoşuna gitmenin bir yolunu
bulduğunu sandı. (s. 69)

Böylesine güzel bir dekorasyon ancak sabır ve melankolinin
eseri olabilir. (s. 71)

Raymon karşısında Indiana’nın elbisesinden başka bir şey
görmüyordu. Siyah saçlarını öpüyorsa tek nedeni Indiana’nın saçlarını öptüğünü
hayal etmesiydi. Noun’un kendi elleriyle yaktığı bu ateşin içinde Indiana’yı
görüyordu. (s. 75-76)

Madam Delmare geldi kaçın

Gizli merdivenin anahtarı o kargaşa anında bulunamadı.

Giyinme odası geçici bir sığınak olabilirdi. (s. 84)

Raymon becerikli davranırsa bu iki kadını aynı anda
kandırmanın bir yolunu bulabileceğini hissetmişti.

“Susun mösyö ve çıkın buradan.” (s. 87)

Ve siz zavallı küçükhanım, hanımınızın şerefine hiç saygısı
olmayan siz de kovulmayı çoktan hak ediyorsunuz. (s. 88)

Raymon uzaklaştı. Ruhu ölmüştü sanki. Madam Delmare’ı
incitmiş olmanın acısıyla Noun’u unutmuştu.

Madam Delmare kıyıda bayılmıştı ve Noun’un ölü bedeni tam
önünde suda yüzüyordu. (s. 93)

(Albay) Sıkıntınız geçsin diye yarın öğle yemeğine en mühim
hayranlarınızdan birini davet ettim.

(…) Mösyö de Remiere’i

(Indiana)

“Bunun bir şaka olduğunu sanıyorum.”

Madam Delmare kocasının sevgisinden fazlasıyla şüphe
ediyordu. Aslında sadece katı bir adam kocasını zalim olarak algılıyordu. (s.
112)

Indiana birine bağlanma ihtiyacı hissediyordu. Yalnız ve
bahtsız hayatında kendisine gösterilen en ufak bir ilgi ve korumayı coşkuyla
karşılıyordu. (s. 119)

(Sör Ralph) …karınızı seviyorum. Onu ben yetiştirdim ve
kızkardeşim, hatta kızım olarak görüyorum.

İzin verin yanınıza yerleşeyim. (s. 140)

Ralph acı çekme korkusuyla hiçbir şey sevmez. (s. 141)

Albayın uyluk kemiği kırıldı.

Altı ay geçmesine rağmen yürümeye başlayamamıştı.

Albay, Raymon’la dost olmuştu. (s. 147)

İnsanlar birbirlerine düzenbaz, aptal, açgözlü ve ödlek
olmakla suçlamaya cesaret edemez. Aynı düşünceler Cizvit, Kraliyetçi, Devrimci
Ilımlı sözleri altına saklanır. Bunlar farklı sözcüklerdir ama hakaret aynıdır.
(s. 155)

Çocuğunu her türlü acıdan korumak ve kendi varlığını onun
için feda etmek için yaratıldığına inandığından, Raymon da bütün dünyanın kendisi
için varolduğuna ve annesinin tek sözüyle her şeyin elinin altına geleceğine
inanmaya alışmıştı. (s. 217)

(Indiana) kendini suyun kenarında buldu.

Bu yeşilimsi su Indiana’nın üzerinde çekim gücü
oluşturuyordu.

Noun’un intihar örneği uzun zamandır. Umutsuzluk anlarına
derman oluyordu. (s. 221)

Beni odama kapayarak şiddet kullandınız. Bir kadının
iradesini hâkimiyetiniz altına almaya kalkmanın komik bir imparatorluk hayali
olduğunu göstermek için pencereden çıktım. Hâkimiyetiniz dışında birkaç sat
geçirdim. (s. 228)

İnançlarım üzerine tartışmakla zaman kaybetmeyin.
İnançlarımı asla etkileyemezsiniz.

(Albay) Aklınızı kaçırdığınız için size merhamet ediyorum.
(s. 229)

Raymon mektup yazıp Indiana’ya götürdü.

Indiana gelen her mektubu sömürgelere varmadan açmamak üzere
kilitli bir sandığa yerleştirdi. (s. 238)

İnsan kendi yüreğindekilerden sorumlu tutulabilir mi? (s.
245)

Kadın doğası gereği budaladır. Algılarının muhteşemliğinin
yarattığı açık üstünlüğü dengelemek için Tanrı onların yüreğine bir kör gurur,
aptalca bir saflık koymuştur. (s. 248)

Indiana’nın yazdığı mektup Raymon’a ulaşır.

(Raymon) Onu yanlış değerlendirdim diye düşündü. Beni
gerçekten seviyordu, hâlâ seviyor. (s. 264)

Aynı akşam Madam de Ramiere oğlunun kollarında öldü. (s.
265)

Indiana günce tutuyordu. Acılarla dolu güncesi Raymon’a
hitap ediyordu.

Bu kâğıtlar Albay’ın eline geçti. (s. 269)

Albay tek söz etmeden Indiana’yı saçlarından yakaladı, yere
devirdi ve çizmesinin topuğuyla alnına vurdu. (s. 270)

Indiana, adayı terk etmeye, kaçmaya karar verir. Ticari bir
gemiyle gizlice adadan ve Albay’dan ayrıldı.

Paris’e doğru yola çıktı. (s. 299)

Süslendi, şapka taktı. Kemerine Raymon’un kokusunu sevdiği
küçük bir çiçek demeti iliştirdi. Tekrar hoşuna gideceğini umut etti. (s. 300)

Raaymon’un karşısına çıktı. Raymon hiçbir şey söylemedi.

Kısa bir süre sonra Laure de Nangy içeri girdi. Bu kadın,
Raymon’un eşiydi.

Indiana yalnızdı ve hızla Paris’e doğru yol alıyordu.

Bu tür acılardan sonra yaşamanın olanaksız olduğunu ve
ölümün kendiliğinden gelip onu bulacağını düşünüyordu. (s. 305)

Zayıf ve bitkin Indiana’yı Ralph buldu ve iyileştirdi.
Adadan ayrıldığı gece Albayın öldüğünü haber verdi.

Raymon’u hatırlatacak her şeyden onu uzaklaştırdı. Rahat bir
hayata kavuşmasını sağladı. (s. 312)

Birlikte ölmeye karar verdiler.

(Indiana) Noun’un da anısıyla, her zaman suların kıyısına
doğru karşı konulmaz bir çekim hissediyorum zaten. Onun gibi ölmek bana iyi
gelecek. Neden olduğum ölümün kefaretini ödemiş olacağım. (s. 316)

Uçurumun kenarına vardıklarında Ralph, Indiana’ya olan
aşkını anlatır. Orada kendi aralarında birbirlerine söz verirler, eş olurlar.

Ralph nişanlısını kollarına aldı ve birlikte çağlayanın
içine atladı.

Romanın son bölümü alternatif bir final içeriyor. Âşıkların
intiharından haz etmeyecek okurlar için Indiana ve Ralph çiftinin hayatta
oldukları bir saçma bir mutlu son.

Türkçeleştiren: Birsel Uzma

Oğlak Yayınları

2007