George Herbert Mead

George Herbert
Mead
(1863 – 1931)     

Massachusetts’de doğdu. Akademik
kariyerinin büyük bölümü Chicago Üniversitesinde geçti. En önemli eserleri arasında
Zihin, Benlik ve
Toplum
(1934) ve Edim Psikolojisi (1938) yer almaktadır.

Mead, sosyolojik düşünce açısından hem
nesnel hem de öznel davranışı birlikte ele alarak bunun önemini vurgulayan bir
yaklaşım geliştirmiştir.

Mead’e göre, insanlar ve toplumsal
düzenler, tamamlanmamış olgular olarak olma süreci içerisinde bulunmaktadırlar.

Rol Alma Süreci

İnsanların birbirleriyle etkileşiminin başarılı
bir biçimde gerçekleşmesi sonucunda semboller, anlamlara sahip olmaktadırlar.

Mead’in yaklaşımında rol alma süreci,
bireyin kendini diğerlerinin yerine koyması olarak tanımlanmaktadır.
İnsanların bu şekilde birbirleriyle etkileşimi, bireyin her
defasında bir diğerinin rolünü aldığı sürekli bir yorumlama süreci olarak
görülebilmektedir.

Mead, rol alma süreci ile bireylerin
“benlik” kavramını geliştirdiğini belirtmektedir.

Benlik Teorisi

Mead, benlik kavramını toplumsal bir
fenomen olarak geliştirmiştir. Toplumsal benlik, başkalarının düşüncelerine
verilen tepkinin bir sonucu olarak yansıtıcı ve düşünümsel olarak ortaya çıkmaktadır.

İnsan, ancak içinde yaşadığı ortama uyarak
ve onu kontrol etmeye yönelik bir mücadele içinde yer alarak kendi benliğini
oluşturmaktadır.

Mead’e göre benlik, ancak bireyin kendisine
dışarıdan bir nesne olarak bakabilmesi ile gelişmektedir. Bunu yapabilmek için
bireyin, kendisini diğerlerinin bakış açısından gözlemleyebilmesi
gerekmektedir. Bu nedenle, benliğin gelişiminin kaynağı, bir diğerinin rolünü
alma yeteneğinde yatmaktadır.

İnsanların davranışları eylemseldir. İnsan
davranışı inançların, fikirlerin, ilkelerin oluşturduğu değerler tarafından
yönlendirilmekte ve bu özelliği ile hayvanların davranışından ayrılmaktadır.

İnsan davranışlarına yön veren değerlerin
oluşması bilinç ve öz bilinç kavramlarıyla açıklanır.

Bilinç (conscious), düşünebilme yeteneğini ve içinde bulunduğumuz
dünyanın farkında olmayı içermektedir.
Kendi
benliğinin farkında olmadan birey, diğerlerinin eylemlerine, tepki ya da eylem yöneltemez.

Öz bilinç (self-conscious), tek ve eşsiz olan kendi varlığımızın farkında
olmayı ifade etmektedir.

Benlik bilinci, bireyin kendisinin diğerlerinden bağımsız, toplumsal kimliğinin
farkında olmasını ifade etmektedir.

Mead’e göre insanın eylemsel davranışı
sahip olduğu zihne dayanmaktadır.

İnsanlık, zihin ve benlik aracılığıyla, akıl
yürütme ve düşünme yeteneğine sahip olmaktadır.

Benliğin toplumsal gelişimi ikili bir
sürece dayanmaktadır. Bunlar uzlaşma
(negotiation) ve yorumlamadır (interpretation).

Ben (I) ve Beni/Bana (Me)

Mead’e göre bireyin davranışları ve kendi
varlığının farkında olması, diğer bir deyişle benlik, birbirinden ayrılamayan
“ben” (I) ve “beni/bana” (me) özelikleri içeren bir süreç tarafından
belirlenmektedir.

Benlik, bir taraftan düşünen ve eyleyen bir
özne olarak “ben” (I) ve diğer taraftan bireyin başkaları için var olan dünyada
bir nesne olarak kendi benliğinin farkında olması ile “beni/bana” (me) olarak
ele alınmaktadır.

Ben”,
bireyin bir bütün olarak kendisi hakkındaki düşüncesine dayanmaktadır.

Beni/Bana”, herhangi bir anda ya da durumda, diğer insanların
bireyden nasıl davranmasını beklediğinin farkında olması ile oluşmaktadır. Başka
bir deyişle, bireyin kendisini belirli bir toplumsal rolde tanımlamasıdır.

Nasıl tepki verdiğimiz, bizim hakkımızda
insanlara bir şeyler anlatmaktadır. Dolayısıyla bireylerin tepkileri kim
oldukları, nerede oldukları ve kiminle olduklarına bağlı olarak
değişebilmektedir.

Her eylem “ben” biçiminde başlamakta ve
genellikle “beni/bana” biçiminde son bulmaktadır.

“Ben”, eylemi teşvik edici bir destek
verirken, “beni/bana”, eyleme yön vermektedir.

Ben = İçerik

Beni/bana = biçim

Genelleştirilmiş öteki, toplumsal grubun tutumlarının
içselleştirilmesini ifade etmektedir.

Genelleştirilmiş öteki, “ben” ve
“beni/bana”nın diyalektik bir ürünü olarak kabul edilmektedir.

Benliğin Oluşum Aşamaları

1. Hazırlık Aşaması (Preparatory Stage): Bu aşamada bebek anlamsız
taklitler yapar.
Çocuk
diğerlerinin yerine kendini koyarak onların rollerini almaya başlamaktadır.

2. Oyun Aşaması (Play Stage): Bu aşamad çocuk bireysel rolleri
içselleştirilmektedir. Oyun aşamasında benlik düşüncesi, çocuğun diğerinin
rolünü almasıyla gelişmektedir.

3. Birlikte Oyun Aşaması (Game Stage): Çocuk bir oyuna katıldığı zaman,
oyuna katılan başkalarının rollerini de düşünmek zorunda kalır.
Böylece, diğer oyuncularla kendi
ilişkisinin farkına varmaktadır.
Çocuğun ne yaptığı, takımda bulunan bir diğeri tarafından
kontrol edilmektedir. Böylece aynı süreç içerisinde, dâhil olanların tutumlarının
örgütlenmesi olan “öteki” meydana gelmektedir

Mead, çocuğun olgunlaşma sürecindeki son aşamanın,
bireyin bütün toplumun tutumunu temsil eden “genelleştirilmiş öteki”nin rolünü
aldığı zaman ortaya çıktığını ileri sürmektedir.
Örgütlenmiş
grup, “genelleştirilmiş öteki” olmaktadır. Bu genelleştirilmiş öteki için aile,
eğitim, sendika gibi gruplar örnek olarak gösterilebilir.

Mead, bir toplumun sahip olduğu kültürün
özel toplumsal roller için uygun davranış biçimlerini önerdiğini kabul
etmektedir. Ancak kültür, bireyin eylemini önceden belirlememektedir.
Çünkü mevcut bir durum hiçbir zaman daha önceden karşılaşılan
durumlarla birebir aynı olmamaktadır.
Toplumsal
roller devamlı etkileşim yönünde değişmektedirler.

Modern Sosyoloji Tarihi

Editör: Prof. Dr. Serap Suğur

Anadolu Üniversitesi Yayını No: 2304,
Eskişehir, Ocak 2013