George Berkeley

George
Berkeley
(1685-1753)

İrlanda’da doğmuş, Dublin’deki Trinity
Kolejde matematik, mantık, dil ve felsefe eğitimi almıştır.
1710’da Protestan Kilisesine rahiplik görevine, 1724’de
Derry kilise başkanlığına getirilmiştir.

Felsefeye katkısı Locke’un tutarsızlıklarını
eleştirmesiyledir. Öncelikle duyum ve düşünüm ayrımını eleştirerek bunlar arasında
köklü bir farklılık olmadığını savunmuştur. Bunlar birbirlerini bütünleyen edimlerdir;
duyular ile algılar ve bu algılar zihne düşünebilmek için veri olurlar.

Berkeley, henüz öğrencilik yıllarında madde
tözünün varlığından kuşkulanmaya başlamıştı. Ona göre görme ve dokunma duyumlarının
bağlantıları mantıksal bir zorunluluk olmayıp sadece alışkanlıktan ileri gelir.
Buradan çıkan sonuç Locke’ta nesnel oldukları kabul edilen birincil niteliklerin
de ikincil nitelikler gibi öznel olduklarıdır. Yani bunlar gerçekte nesnede
bulunmamaktadırlar.
Böylece Berkeley
Locke’taki birincil ve ikincil nitelikler ayrımını reddedip sadece ikincil
nitelikleri kabul etmiş olur.

Berkeley’e göre insan, dışsal cisimlerin
varoluşunu kavradığı zaman bütünüyle kendi idelerini düşünmekten başka bir şey yapmamaktadır.

Bizim için belli bir algısına sahip olmadığımız
hiçbir şey var değildir.
Tüm cisimler bir
duyumlar kompleksinden başka bir şey değildir. Böylece duyularla algılanan
renk, tat koku gibi niteliklerin dışında biçim, büyüklük gibi daha başka
birincil nitelikler denen şeyler yoktur.
Bir
obje, algılanmış niteliklerin bir toplamıdır ve var olmak algılanmış olmaktır (esse est percipi).

Berkeley ‘madde’ teriminin anlamdan yoksun,
anlamca boş bir terim olduğu sonucunu çıkarır. Bu konuyu Hylas ile Philonous Arasında Üç Diyalog
adlı yapıtının birinci diyaloğunda irdelemiştir: Locke, töz ya da maddenin
duyuladığımız niteliklere dayanak (substratum)
oluşturduğunu ya da onları desteklediğini öne sürmüştü. ‘Dayanak (substratum)’ sözcüğünün ne olduğu bu iki kişi arasında
araştırılır, ancak bir sonuca varılamaz. Bunun ve ‘madde’ teriminin soyut varlıkları
gösteren terimler oldukları kabul edilir; soyut terimlerin gösterdiği şeylerin
düşünülemediği ve bu nedenle ve bu terimlerin anlamsız oldukları onaylanır.

Berkeley bilim insanına meydan okuyarak
duyulur dünyadan başka bir gerçeklik olup olmadığını göstermek ister. Berkeley
bilim alanında sıkça kullanılan güç, çekim ve ağırlık gibi sözcüklerin gerçek
fiziksel varlıklara işaret ettiğine ve onların adlında da maddesel tözün yer
aldığına inanıldığını söyler. Bunların tümü de karşılığı olmayan soyut
terimlerdir.
Gerçekten sahip olduğumuz tek
bilgi özel deneyimlerin bilgisidir.

Locke, insan
ancak bilincin içindekileri bilebilir, onlara anlamlar yükleyebilir dedikten
sonra Berkeley bu önermeden hareketle deneyciliği en üst aşamasına ulaştırarak
idealizme ulaşmıştır.

Fiziksel dünyanın
zihin dışında bir gerçekliği olmadığını öne süren Berkeley, maddesel
gerçekliğin zihne bağlı olduğunu söylemiştir. Berkeley göre madde yoktur,
gerçek töz idedir.

Berkeley’de Birincil ve İkincil Nitelikler
Ayrımı ve Algı Kuramı

Locke’un
nesnelerin kendisine atfettiğimizi söylediği ikincil nitelikler Berkeley’e
göre, algılayan kişinin zihnindedir. Dolayısıyla görelidirler. Maddi tözü kabul
etmeyen Berkeley birincil niteliklerin de zihne bağlı ve göreli olduklarını
söyler.

Berkeley’in görüşüne
göre, bir şeyin var olduğunu söylemek, onun bir zihin tarafından algılandığını
ya da algılanabileceğini söylemek demektir. Buradan hareketle, Berkeley, dış dünyanın,
zihinden bağımsız bir gerçekliği olamayacağı sonucuna varmıştır.

Berkeley’in Metafiziği

Bütün insan zihinleri zaman zaman durarak
ilgisini nesnelerden başka tarafa çektiği için “her zaman algılamak için hazır
olan” bir Dışsal Zihin vardır. Bu zihin tüm şeyleri bilir ve kavrar ve onları
bizim görüşümüze kendisinin takdir ettiği kurallara göre o tarzda gösterir ki,
bu durum bizim tarafımızdan doğa yasaları terimiyle ifade edilir. Şeylerin varoluşu
bundan dolayı Tanrı’nın varoluşuna bağımlıdır ve Tanrı doğadaki şeylerin düzenliliğinin
nedenidir. Bizim zihnimizde bulunan ideler, Tanrı’nın bize bildirmiş olduğu
idelerdir. Böylece bizim günlük deneyim içinde algıladığımız nesnelerin nedeni
madde ya da töz değil, Tanrı’dır.

Berkeley’in metafiziği spiritüalizm ve
idealizm terimleriyle nitelenebilecek türdendir: Buna göre evrende sonul
gerçeklik olarak Tanrısal zihin ile biz insanların sınırlı zihinleri ya da
ölümlü ruhları ve bir de bu zihinlerin ideleri vardır.

Modern
Felsefe I

Prof. Dr. Sara Çelik

Anadolu Üniversitesi Yayınları, Yayın No:
2588

Haziran 2012, Eskişehir

Zihin Felsefesi

Doç. Dr. Kamuran Gödelek

Anadolu Üniversitesi Yayını No: 2337

Ocak 2013, Eskişehir