Kimdir

Gentilianus Amelius kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

Gentilianus Amelius kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (3-yy) İtalyan bilge. Yenî-Platonculuk akı­mının öncülerindendir. Toskana’da doğdu, Suriye’de Apameia’da öldü. Ailesi ve yaşamı konusunda geniş bilgi yoktur. Felsefe tarihinde Amelius (Kaygusuz) takma adıyla bilinir. Önce Stoacı görüşleri benimsedi; sonra Roma’ya giderek, ününü duyduğu Plotinos’un öğrencisi oldu. Onun geliştirdiği Yeni-PIatoncu düşünceyi benimsedi. Yirmi dört yıla yakın Plotinos’un yanında kaldı. Bu süre içinde, Platon’un, Aristoteles’in o dönemde bilinen yapıtlarını okudu; Lysimakhos ile Numenius’un yazılarını inceledi. Öğretmeni Plotinos’ un ölümünden sonra onun görüşlerini yaymaya çalıştı. Longinus’un bildirdiğine göre Amelius çağın­da çok ün kazanmış, çevresini etkilemiş, Yeni-Platonculuk’un hızla yayılmasına, gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur. Özellikle Plotinos’la Numeni­us’un görüşlerini karşılaştıran yapıtı bu alanda ilk eleştiri örneklerinden sayılmıştır.

Amelius, öğretmeni Plotinos’un görüşlerini be­nimsemekle birlikte, kimi sorunların çözümünde, konuların açıklanmasında ayrı bir yol tutmuştur. Düşüncelerinin yoğunlaştığı dört konu vardır: Tanrı, ruh, evren, oluş. Bu dört konuyu bir bütünlük içinde ele alarak incelemiş, Plotinos’un görüşleriyle karşılaş­tırmıştır.

Tanrı, insanın anlayış yeteneğini aşan, üstün bir anlatım, bir bütündür. Bu bütünü oluşturan üç öğe vardır: Ruh, anlayış gücü (zihin) ve kural. Bu üç öğenin bir uyum içinde bütünlüğe ulaşması bir “anlatım” olan tanrısal varlığı dile getirir. Proklos’un bildirdiğine göre Amelius, “Evren ruhu” konusunda Plotinos’un görüşlerine karşı çıkmış, onun yerine üç öğenin oluşturduğu bütünü koymuştur. Bu üçlü bütün varlık evrenini kuşatır.

Kendi aralarında üçer üçer birleşerek üç ayrı bütün oluşturan bu öğeler istenç, düşünce ve eylem genel kavramları altında toplanır. Tanrıyı oluşturan bu üç öğe, varlık türlerinin de kaynağıdır.

Oluş eylemlerinin nedeni “söz”dür. Varlık kav­ramı altında toplanan ne varsa bu “söz”den kaynakla­nır. Söz cansız nesnede yansıyınca dini varlık oluşur. Gövdeyi cansız durumdan canlı duruma getirerek insan denen bütünü kuran “söz”dür. “Söz”ün gövde­ye girmesi tanrısal kaynağından uzaklaşmasıdır. Bu ayrılık süresince “söz” kendi kaynağına, tanrısal varlığa karşı derin bir özlem duyar.

Ölüm “söz”ün gövdeden ayrılması, geldiği tanrı­sal kaynağa dönmesidir. Bu dönüş sonucu “söz” Tanrı varlığıyla bütünleşir, ölümsüzlüğünü sürdürür.

İnsan, taşıdığı özle, gövdesine dirilik kazandıran “söz”le tanrısal yanı olan bir varlıktır. Bu “söz” ölümsüzdür, onun “canlı” kıldığı gövde ise ölümlü­dür. Gövdenin ölümlü olması sözü etkilemez.

Amelius’un “söz” kavramından anladığı Plotinos’ un “ruh” olarak nitelediğidir. Hıristiyanlık’ın benimsediği “kelâm” ile Amelius’un yorumladığı “söz” arasında görülen anlam yakınlığı üzerinde duran kimi yazarlar, onun incil’i bildiğini ve “Baba-Oğul-Ruh” üçlemesiyle “Ruh-Zihin-Kural” üçlüsünün özdeş ol­duğunu ileri sürdüler.

Amelius’un en önemli etkisi, sonraki dönemler­de, Yeni-Platonculuk akımının yayılmasında, yorum­lanmasında başvurulan bir kaynak olmasındadır.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 14. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983

İlgili Makaleler