Gelenek Görenekleriyle Pazar

Adnan Solak – Gelenek Görenekleriyle Pazar

İlçenin Tarihçesi: Pazar, MÖ. 64 yılında
Pompeius tarafından “Athena” adıyla kurulmuştur. Athena, Minerva – akıl
güzellik ve hikmet anlamındadır.

Athena, uzun süre Roma’ya bağlı kalmıştır.

Trabzon’un fethinden sonra Athena, Osmanlı
hakimiyetine geçti. Bölge, Ali Paşa emrindeki komutanlara tımar olarak verildi.
(s. 13)

İlçe insanının başlıca geçim kaynağı çaydır.
Çayın yanında az da olsa mısır, fındık ve narenciye de yetiştirilmektedir. (s.
14)

Kıyıdan içeriye doğru gidildiğinde don
olayıyla karşılaşılır. Bulutsuz gecelerde don olayı meydana gelir. Halk
arasında buna “hava ayaza çevirdi” denir. Don olayı nadiren Nisan ayında da
görülür.

Yörede yaz aylarında kuraklık görülmez. (s.
15)

Mani

Geline kına koyduk

Ağla kızın annesi

Yarın akşam bu vakit

Sevinir kaynanası (s. 16)

Evlenme
Gelenekleri

Beşik kertmesi genellikle yakın akraba ve
komşu çocukları arasında görülen bir olaydır. (s. 17)

Eğer kız-erkek birbirini seviyor da bir
taraftan engel çıkıyorsa hemen gündeme “kaçırma” olayı geliyor. Bu tür
durumlarda aileler kendi aralarında anlaşıp bu durumu düzeltebiliyorlar.

Evlenme kızlar için genelde 20 yaşın
altındadır.

Nişan süresi 1-4 yıl olabilir.

Nişanlılık evliliğin kesinlik kazanmış
belgesi gibidir. Nişanı bozulan bir kızın evlenmesi çok güçtür.

Gelini hazırlayan (yenge) düğün boyunca onu
temsilen yanından ayrılmazdı. Gelin evden çıkmadan önce gelinin kaldırılması
için damadın en yakını (babası, dayısı, amcası) arasında pazarlık başlar. Aynı
anda gelinin çeyiz sandığına bir erkek çocuk oturtulur ve bahşiş ister. (s. 18)

Gelin kalktıktan sonra dayısı onu dışarıya
verdiği için bütün davetliler içinde damadın yakınları ile tekrar pazarlığa
başlar. Bu pazarlık gelinin kendi evindeki mutluluğunun yeni evinde de devam
ettirilmesi sözünün alınması içindir.

Gelin çıktıktan sonra bu ev kapatılır.
Gelinden sonra kimse o evden çıkmaz.

Düğün alayı damadın evine yaklaştığında (…)
gelin tarafı damat tarafı ile en büyük pazarlığa başlar. Gelin tarafı burada
çok nazlıdır. Akla gelmedik istekleri olur (hastayız doktor getirin, yere halı
serin vs.).

Gelin evin kapısına yaklaşırken asma dalına
basması istenir (uzun ömür içindir). Yeni çiftlere şerbetler içirilir (şerbet mutlu
ve tatlı dilli olmaları içindir).  

Gelin eve girdikten sonra evdeki ocağın
üzerinden üç kez geçirilir (evde sürekli kalması için böyle yapılır). Bu sırada
maniler söylenir.

Davetlilerle birlikte yemeğe oturulduğu
sırada bazı eksiklikler olduğu bahanesi üzerine yeniden pazarlıklar başlar. Bu
pazarlığa “mangalcılık” denir. (s. 19)

Düğünden sonra kızın yengesi 15 gün kızın
evinde kalır. 15 gün üstüne bir eğlence daha yapılır. Yeni evli çift kızın
babasının evine giderler. Damat burada 1 gece kalır. Kız ise 15 gün burada
kalır. Çeyizlerini hazırlar ve yerleşmek üzere kocasının evine gider.

Birkaç gün sonra damat eve gelir. Evde
damada çeşitli oyunlar oynanır. Yemekleri tatması istenir. Ayağına çelme
takılabilir, başından aşağıya su dökülebilir. Bunun ardından enişteden üç
boynuzlu koç isterler. Erkek tarafının düğün başı kim ise o gelir (üç boynuzlu
koç olmadığı için) koç değerinde bahşiş öder. Bunun ardından yemek yenir ve
eğlencelere devam edilir. (s. 20)

…gelin olacak kızın çeyiz olarak örülmüş en
az üç yeleği (süveter) bulunması beklenirdi. Düğünü izleyen bir iki hafta
bunları giyinmesi gerekirdi. (s. 27)

Mangalcılık

Köyde yapılan düğünlerde kına akşamı,
“tilki” diye adlandırılan koyunun kız evine atılmasıyla başlar. Tilkinin
kapıdan dışarıda kalan ipini kız evinden biri keserek ahıra bağlar. Tilkinin ipi
elinde kalan erkek tarafı yenildiklerini anlayınca çok kızar fakat durumu belli
etmez. Kimisi tilkiyi almayı başarır. Çünkü eski konaklarda evlerin içinden
ahıra inen “kepenk” denilen bir yol daha vardır.

Mangal sofrasında masadakiler bir konuşmacı
seçerler. Konuşmalarla mangal başlar. Mangalcılar çeşitli isteklerde bulunup
bunların yerine gelmesini beklerler (içki ve sigara isteyebilirler). İstenenler
yoksa onların değerinde para istenir. Pazarlıklar devam ederken soğuyan
yiyecekler geri gönderilir yerlerine yenileri istenir. Yemekler yenir. Masadan
kalkıp eğlenceye devam ederler. (s. 30)

Sosyal
İlişkiler

Küçükler büyükler konuşurken söz girmezler.
Yolda yürürken büyüğün önüne geçmezler. Küçüklerin saygısına karşı büyükler de
küçüklere sevgi, şefkat gösterirler.

Evde yapılacak işleri baba belirler. Anne,
planlanan işlere yardımcı olur. Ev dışı işler babaya aittir. Bağ bağçe, tarla
işleri ağırlıkla kadın tarafından yönetilir. Çocuklara eşit muamele edilse de
erkek çocukların yeri ayrıcalıklıdır.

Komşular arasında yardımlaşma çok önemsenir.
Birinin bir ihtiyacı varsa komşular seferber olup yardımda bulunur. (s. 31)

Kemençe

Karadeniz kemençesi üç tellidir. Telleri zil
teli, bam eli ve sağır teli diye adlandırılır.

Pazar’lı Ahmet Güngör meşhur bir kemençe
ustasıdır.

Tulum

Derinin ayak yerindeki ağaç boruya “godo” ya
da “lülük” denir.

Tulum bölümüne “gövde” çifte kamışın
yerleştiği boruya da “nafu” denir. (s. 33)

Bilmeceler

Düzdür ova değil

Yeşildir çimen değil (deniz)

Naca bulaca, çıkar ağaca (fasulye)

Kum yardım kum çıktı, kumdan minare çıktı
(mısır) (s. 34)

Git gelinim, gel gelinim, ayaküstü dur
gelinim (kapı)

Ninemin eski fesi, yandan alır nefesi
(yayık)

Karaoğlanı kulağından asarlar (tava) (s. 35)

Atasözleri

Sokma akıl yedi adım tutar

Yemem diyen kapı kurutur, yatmam diyen döşek
çürütür

Ateşin zorunu kazan bilir

Kimse yüzümde kara var demez

Bayırda bağını, evinde sağımı, bağçebde
arını eksik etme

Arı gibi eri olanın cennet gibi yeri olur
(s. 37)

Arı ile karının gezeni bulur

Deyimler

Keyif bağışlamak (s. 38)

Fıkra

Tekne denizin tam ortasındayken Karadeniz’de
müthiş bir fırtına kopar. Tekne bir o yana bir bu yana sallanır, rotayı bir
türlü tutturamaz. Mürettebat ne yapacağını şaşırır. Birkaçı, kaptan Temelin
yanına gelip sorar;

Ne yapalım kaptan?

Bağa bi pisula cetirun.

Tayfalar başladılar pusula aramaya ama
hiçbir yerde bulamadılar. Elleri bomboş kaptanın yanına döndüler.

Pusulayı bulamadık kaptan, belki denize
düşmüştür, şimdi ne getirelim?

Kaptan Temel bir denize bir de mürettebata baktı;

Çelime-i şahadet cetirun! dedi.(s. 50)

Yeni yıl eğlenceleri

Yeni yıl Ocak ayının 14’ünde kutlanır. Yeni
yıl eaha çok evlere ziyaret şeklindedir.

Maniler söyleyerek komşu eve gidilir.
Kapıdan içeriye torbalar atılır. Ev sahibinin torbaya hediyelik bir şeyler
koyması beklenilir. Verilen hediyeye razı olunur.

Yılbaşı gününde eve erkek misafir gelmesi
uğur nişanıdır; umulur ki o yıl bereketli geçecektir (erkek olmadığı yerlerde
evlere horoz ve hatta öküz sokulduğu bile olurmuş). Akşamdan sonra evde tatlılar,
börekler yenir, ocakbaşı sohbetleriyle geceye devam edilir. (s. 53)

Kocakarı
İlaçları

Hastaları ateşin üzerine koyulan ilacın
çıkardığı dumanla tütsüleyerek iyileştirmeye çalışılır.

Çıbanlar, üzerlerine geniş yapraklı ot
kapatılarak iyi edilmeye çalışılır.

Uyuz olan kişi için kükürt, zeytinyağı,
yumurta karışımı bir ilaç hazırlanır.

Uzun süre karda yol alıp gözleri körleşen
bir kişi için; bir tas dolusu kar üzerine yanan kömür konur. Kömür karı eritir
ve gri bir buhar oluşur. Hastanın yüzü tasa eğilir. Yaklaşık beş dakika kömür
buharına tutulan hastanın yüzü havlulara sarılır. Bu uygulamayla kar körlüğü
iyileştirilir. (s. 54)

Hastalanan hayvan iyi olsun diye kulağının
kesildiği rivayet edilir.

Hasta hayvana karbonatlı su içirilir, tuz
yaşatılır.

Batıl
İnançlar

Çayın üstüne çay çöpü çıkarsa misafir gelir

Önce sol ayağına ayakkabı giyersen günün uğursuz
geçer

Soba üstünde su kaynadıkça düşmanların
çoğalır

Süpürge ile dövülen çocuk büyümez

Evde ıslık çalmak kötüdür, çünkü ıslık
şeytanı çağırır

Kargaların bağırışları acı haber getirir.

Boş beşik sallanırsa çocuğun karnı ağrır

Evin damlasında akan suya işenmez, çünkü bu
hareket cinlerin kinini çeker

Mayıs’ın ilk haftasında toprak oynatılmaz

Alnı açık insan zengin olur

Arpacık zengin olmaya işarettir (s. 61)

Hava
tahminleri

Ormanlarda ağaçların sararması yukarıdan
aşağıya doğru başlarsa o yıl çok soğuk geçer

Hayvanlar güneşli havalarda otlaklarda fazla
kalıyorlarsa yakın zamanda hava bozar

Sabah görülen gökkuşağı yağmur yağacağına,
akşam görüleni havanın açacağına işarettir

Geceleri hayvanların boyunlarındaki
çıngıraklardan aynı frekansta sesler işitilirse bu havanın açacağına işarettir

Koyunların havaya bakıp melemesi büyük bir
felaketin habercisi olarak görülür (s. 62)

Yemekler

Pekmezli ekmek (Pekmezoni)

Pipizoni

Hoşmeri

Papa

Ekmageş

Mafuş

Ekşaş

Hamsili ekmek (Kapç)