Gaston Bachelard – Mumun Alevi

Gaston Bachelard – Mumun Alevi

Sunum (Savaş Kılıç)

Bachelard’ın epistemolojiye kazandırdığı en önemli kavram
kopuştur.

Bütün eski tekniklerde aydınlatmak için bir maddeyi yakmak
gerekir. Edison’un lambasında, teknik marifet bir maddenin yanmasını önlemededir.

Bachelard (…) bilimsel bilginin şeylerin özüne, numene,
doğru yapılmış bir atılım, bir ilerleme olduğunu kesinler:

“…görülen nesne ile düşünülen nesne (…) bu durumda nesneyi
iki defa betimleyebiliriz (…) burada nesne fenomen ve numendir. Ve de numen
olarak nesne, yaygın bilginin nesnesinin sahip olmadığı bir kusursuzlaşma
geleceğine açıktır. Bilimsel numen basit bir öz değildir, düşüncenin bir
ilerlemesidir.” (s. 9)

…bilimsel bilginin motoru, daha önceki her türlü bilgiden ve
tasavvurdan kopuştur.

Epistemoloğun görevi (…) insanlığın evrene ait hayallerinin
bilim adamının ufkunu kaplayarak, bilimin ilerlemesini nasıl engellediğini
göstermektir. (s. 10)

Bilimsel Aklın Oluşumu: İlk aşılması gereken engel, kanıdır.

Kanı düşünmez, olsa ola bir ihtiyacın ifadesidir.

Kanı bir cevaptır; oysa bilim sorudur.

Eğitimcide başarısızlık duygusu yoktur, çünkü kendisini
üstat/her şeyi bilen hoca olarak görür.

Bilim felsefesinin konusu ortak bilgi ile bilimsel bilgi
arasındaki kopuşu gözler önüne sermek olduğu gibi, edebiyat eleştirisinin de
konusu temel nesnelere ilişkin düşlerde kendini gösteren yaygın kanıların
analizidir. (s. 13)

Şiir ve bilimin üzerine kurulu olduğu eksenler birbirinin
tam tersidir. Zira şiir, nesneyle bir özdeşleşmeyi, nesneye ilişkin bir sempatiyi
gerektirirken, bilim nesneye ilişkin tam bir soğukkanlılığı, hatta antipatiyi
zorunlu kılıyordu. (s. 15)

Önsöz

Dünyada düşçülüğe çağıran nesneler arasında, en büyük imge
yaratıcılardan biri alevdir. Alev bizi hayal etmeye zorlar.

“Yaratılışta Yaşam denen şey, bütün biçim ve varlıklar
içindeki tek ve aynı tindir, biricik bir alevdir.” Herder (s. 23)

Düş görmekten mutlu olan, kendi hülyası içinde etkin, düşçü
bir varlık, varlığa dair bir hakikati insan varlığının geleceği olarak görür.

Alev karşısında dalınan her hülya, hayranlık duyan birinin
hülyasıdır. (s. 24)

Alev, tek başına olan insan için bir dünyadır.

…alevin hayaline dalan kişi alevle konuşursa, kendisiyle
konuşur; şair budur işte. (s. 25)

Hükümsüz nesnelere katabileceğimiz tek şey, geçerliliği
kalmamış düşler olabilir.

Hülyalarımız, güçlü kökleri olan hakiki ruhsal
alışkanlıklardır. (s. 27)

…düşünce dinlenirken imgeler gece bekçiliği yapar. (s. 28)

Ateşin karşısında uyunur. Bir mum alevi karşısında uyunmaz.
(s. 30)

Tek başına alev, yalnızlığın tanığıdır; alev ile
hayalperesti birleştiren bir yalnızlığın tanığı… (s. 32)

İmgelem =/ ruhsallığın alevi

I. Bölüm

Mumların Geçmişi

“Alev (…)

Kim çözerse senin sırrını

Çözmüş olur yaşamın ve ölümünkini…”

Martin Kaubish

…tefekküre dalmış bir filozofun tefekküründeki yabancı bir
düşünce gibi, en ufak esintinin de alevi rahatsız ettiğine kuşku yoktur. (s.
40)

…iyi yakan yükseğe çıkar.

Sembol, birden çok kökeni olan geleneklerin birleşimidir.

Oysa dünyanın arzuladığı yazgı (…) arınma yazgısıdır. Tıpkı
insanın daha iyi bir insan tohumu olması, sarı ve ağır alevin beyaz ve hafif
alevin tohumu olması gibi, dünya da daha iyi bir dünyanın tohumudur.(s. 48)

II. Bölüm

Mum Karşısındaki
Düşçünün Yalnızlığı

Alev yalnızdır, doğal olarak yalnızdır…

Alev, acı çeken bir varlıktır.

Goethe ve Doğu Batı sentezi

III. Bölüm

Alevin Dikeyliği

“Yukarıda… Soyunuyor ışık.”

Octavio Paz

En büyük düşler, zirvedekilerdir.

Alev özü itibariyle diktir ki, varlık hayalperestinin
gözünde ötelere, esirimsi bir var-olmayana doğru yönelmiş gibidir. (s. 75)

“Tinin hareketi ateşinki gibidir, yükselirken yaratır
kendini.”

Claude de Saint-Martin

IV. Bölüm

Bitkilerin Yaşamında
Alevin Şiirsel İmgeleri

Her şiir başlangıçtır.

Ağaç, varlığının en değerli ışığına doğru yükselir ve
böylece birçok şiirde dalları meyve yüklü ağaçlar lamba asılı ağaçlar haline
gelir. (s. 93)

“…doğada işgal ettiği mertebeye göre ele alınan her şey, ait
olduğu ilahi dizinin tepesinde bulunana övgüler, hem tinsel övgüler, hem de
akla yatkın ya da fiziksel veya duyularla hissedilir övgüler yağdırır.”

Proclus’tan aktaran Henry Corbin (s. 100)

V. Bölüm

Lambanın Işığı

Elektrik ampulü, bize yağla ışık veren o canlı lambanın
hülyalarını asla vermez.

Tek rolümüz elektrik düğmesini çevirmek… (s. 106)

Şeylere niteliklerini verin, hareket eden varlıklara asıl
güçlerini yüreğinizin en derininden verin, evrenin ışıldadığını göreceksiniz.
(s. 108)

Sonsöz

Lambam ve Boş Kâğıdım

Boş sayfa! Kat edilecek, ama henüz hiç kat edilmemiş büyük
çöl.


Le flamme d’une Chandelle

Türkçeleştiren: Ali Işık Ergüden

İthaki Yayınları

Mart 2008