Fyodor Dostoyevski – Ölüler Evinden Notlar


Fyodor Dostoyevski – Ölüler Evinden Notlar



(Dostoyevski) Petraşevski gurubunun üyesi olmakla suçlanarak tutuklanmıştı; tutuklanmasının bir nedeni de bu toplantılarda Çernişevski’nin Gogol’e yazdığı ve onu duyarsızlıkla, dine sığınmakla suçladığı bir mektubu okumasıydı. (s. 14/15)

Sibirya genel olarak soğuk olsa da memurluk çok sıcaktır.
Genel olarak toprak cömerttir.
Aleksandr Petroviç Goryançikov
Burada anlatılan şeyler, dağınık bir şekilde de olsa, Aleksandr Petroviç’in yaşadığı on yıllık kürek mahkûmluğunun hikâyesiydi. (s. 24)

Kampımız kalenin kıyısındaydı, kale de tabyanın hemen yanında. Tahta çitin aralığından Tanrı’nın ışığına bakarsın: Görebilir misin herhangi bir şey?
…aynı tabya… …aynı nöbetçiler… …aynı küçük gök parçası…
İnsan her şeye alışan bir varlık ve bence onun için en iyi tanım bu. (s. 31)

On yıllık kürek cezam boyunca bir kez, bir dakika bile tek başıma kalamayışımda korkunç ve acı verici ne var? … Fakat buna da alışmak zorundaydım! (s. 33)

Tutuklu tutkuyla sever parayı ve ona her şeyden çok, neredeyse özgürlüğe eşdeğer önem verir. (s. 66)

Kampa girdikten üç gün sonra çalışmaya gitmem emredildi.
…insanın kendi acısını sevmeyi isteyerek, bütün mutsuzluk zirvelerinde aslında bir haz olduğunu bilerek, kendi yarasını kasten kurcalama ihtiyacı duymasına kadar varan o kötücül duyguya kapılmadan duramamıştım. (s. 103)

Bu yaşamla uzlaşmak olanaksızdı, ama onu gerçekleşmiş bir olgu olarak kabul etmenin vakti çoktan gelmişti. (s. 136)

Kamptaki hayatımın ilk gününden itibaren özgürlüğü hayal etmeye başladım.
Özgür insan elbette umut eder.
Kapatılmış insan için böyle olmaz. (s. 137)

Tanrı varsa para da vardır. (s. 161)

Kan içmeye susamış kaplan gibi insanlar vardır. Bu gücü, İsa’nın yasasına göre kardeş olarak yaratılmış olanların beden, kan ve ruh üzerindeki bu sınırsız egemenliğin gücünü bir kez tadan biri; üzerinde Tanrı suretini taşıyan bir başka varlığı en yüksek aşağılamayla alçaltma fırsatını ve iktidarını yaşayan biri artık kendi duyguların hâkim olmaktan ister istemez çıkar. Tiranlık alışkanlıktır; olgunlaşır, sonunda bir hastalık olur. (s. 256/257)

Kalbim özgürlüğün büyük sezgisi yüzünden boğuk ve güçlü şekilde atmaya başlamıştı. (s. 372)

Türkçeleştiren: Sabri Gürses
Can Yayınları, Ağustos 2012