Fudayl bin İyad Hz. Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

0
37

Ebû Alî el-Fudayl b. İyâz b. Mes’ûd et-Temîmîel-Yerbûî (ö. 187/803) Horasan’ın ilk büyük sufîlerinden.

107’de (725) doğdu. Temîm kabilesi­nin Yerbü’ boyundandır. Oğlu Ebû Ubeyde baba tarafının aslen Kûfeli bir aile­den olduğunu, babasının Semerkanfta doğduğunu ve Ebîverd’de yetiştiğini söy­ler. Hizmetçisi İbrahim b. Eş’as’a göre Merv’in Fundîn köyündendir; diğer bir rivayete göre ise aslen Buharalıdır. Ailesi hakkındaki rivayetler­den Fudayl’in Arap asıllı olduğu anlaşıl­maktadır.

Kuşeyrî’nin verdiği bilgiye göre Fudayl gençliğinde Merv ile (diğer bir rivayette Serahs) Ebîverd arasında eşkıyalık yapan bir çetenin reisiydi. Ancak basit şeylere tenezzül etmeyen mert bir kişiliğe sa­hipti. Âşık olduğu cariyenin evine girmek için duvara tırmandığı bir sırada içeri­de Kur’an okunuyordu. Bu arada duy­duğu, “İman edenlerin Allah’ı zikretme ve O’ndan İnen Kur’an sebebiyle kalple­rinin ürperme zamanı hâlâ gelmedi mi?”(Hadîd 57/16) mealindeki âyetten çok etkilendi ve, “Evet yâ rabbi, o an geldi” diyerek oradan ayrıldı. Yaptıklarına tövbe edip kendini tamamen ibadete verdi[468]. Daha sonra memleke­tini terkederek Kûfe’ye gitti; burada Ebû Hanîfe, Süfyân es-Sevrî ve A’meş gibi âlimlerin meclislerine devam etti; otuz yıl İlim ve ibadetle meşgul oldu. 187 yı­lının Muharrem ayında(Ocak 803) Mek­ke’de vefat etti. İbnü’l-Cevzî, Fudayl’in Kûfe’ye geldiğinde oldukça yaşlı, İbnü’l-İmâd ise genç olduğunu söyler. Bu tür çelişkili rivayetler onun hayatı hakkında verilen bazı bilgilerin kesin olmadığını göstermektedir.

Kaynaklarda Fudayl’in zühd ve takva­sı hakkında geniş bilgi bulunmaktadır. Korku, hüzün ve ağlama, diğer ilk dö­nem zâhid ve sofileri gibi Fudayl’in de şiddetli ve sürekli olarak etkisi altında kaldığı hallerdi. Kaynaklar, bekkâîn de­nilen sofilerin önde gelenlerinden olan Fudayl’in gülümsediğinin dahi görülme­diğini kaydederler. Âhiret endişesi do­layısıyla ölümden son derece korkma­sı ve, “İnsan ölümün ne olduğunu bilse hayat ona zehir olur” demesi, çevresin­dekilere ölümü, kabir hallerini ve âhi-ret azabını göz önünde tutmalarını tav­siye etmesi yine onun bu özelliğiyle ilgi­lidir.

Zühdü kanaat, kanaati zenginlik ola­rak gören Fudayl mümini “az konuşan, çok çalışan, sözünde hikmet, sükûtun­da düşünce, bakışında ibret, işinde iyi­lik bulunan kişi” diye tarif eder. Fudayl kendisi hakkında karamsar, halk hakkında iyimser ve ümit­lidir. Kur’an’ı hüzünlü bir şekilde ağır ağır okur, bazan Kur’an dinlerken ken­dinden geçerdi.

Fazla yeme, uyuma ve konuşmanın kalbi katılaştırdığını söyleyen Fudayl, çok namaz kılarak ve çok oruç tutarak de­ğil gönül zenginliği, temiz vicdan ve hal­ka karşı beslenen samimiyetle Hakk’a ulaşılabileceği kanaatindedir. Onun tasavvuf anlayışında ilâhî inayet ve ihsan kavramlan ön planda yer alır. Allah korkusuna ağırlık vermekle birlikte zaman zaman Allah sevgisinden de söz etmiştir. Kendisinden sonra gelen sûfîlerin üze­rinde önemle durdukları “dünya âlimi-âhiret âlimi” ayrımını Fudayl de yapmış­tır. Ona göre dünya âliminin ilmi açık, âhiret âliminin ilmi gizlidir; hakimler âlimlerden üstündür ve peygamberlerin vârisleridir.

Fudayl, Kur’an okuma ve zâhidâne ya­şamanın gerekliliğini vurgulamanın ya­nı sıra kurrâ (hafızlar) hakkındaki düşünederiyle de dikkati çeker. Ona göre kur-rânın sultanlar başta olmak üzere hiç kimseye muhtaç olmaması, aksine her­kesin kurrâya ihtiyaç duyması gerekir. Böyle olmayan kurrâdan uzak durulmalıdır. Zira bunlar sevdikle­rine meddahlık yapar, sevmediklerine iftira ederler.

Mustafa Kâmil eş-Şeybî, Ali Sâmî en-Neşşâr gibi çağdaş araştırmacılar, fütüvvet ve melâmet ehline ait fikirlerin he­nüz başlangıç halinde de olsa Fudayl’in açıklamalarında bulunduğu ve onun bu fikirlerin ilk temsilcisi olduğu görüşün­dedirler. Fudayl’in bu görüşü destekleyen bazı söz ve davranışları vardır. Meselâ ken­disi âbid, zâhid ve âlimlerin devlet adam­larından uzak durmasını ister. Ona göre devlet adamlarıyla ilişki kurmayan bir kimse geceleri namaz kılan, gündüzleri oruç tutan, hac, umre ve cihad yapan, ancak onlara dost olan bir kimseden da­ha makbuldür. Ni­tekim kendisi de Halife Hârûnürreşîd ile görüşmek istememiş, halifenin ısran üzerine görüşmeyi kabul etmek zorun­da kalınca sözünü çekinmeden söyle­miş, ihsanını da reddetmiştir. Bununla birlikte inzi­va köşesinde devlet adamlarının âdil ve dürüst olmaları için dua etmiş ve “Allah katında mutlaka kabul edilecek bir tek duam olsa devlet başkanının iyi olması için dua ederdim. Zira devlet başkanı dürüst olursa beldeler mâmur, insanlar güven içinde olur” demiştir.

Fudayl aynı zamanda güvenilir bir ha­dis râvisidir. Mansûr b. Mu’temir, A’meş ve Bişr b. Mansûr gibi hadisçilerden hadis rivayet etmiş; Süfyân b. Uyeyne, Yahya b. Saîd el-Kattân, Abdurrahman b. Meh-dî ve İmam Şafiî gibi âlimler de kendi­sinden hadis almışlardır. Kaynaklar, Şiîli­ğin merkezi olan Kûfe’de uzun süre ika­met eden Fudayl’de az da olsa bir Şiî te­mayülün bulunduğunu kaydeder.

Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, sözleri ve ya­şama tarzı ile sonraki sûffler üzerinde derin etkiler bırakan Fudayl hakkında bir menâkıbnâme kaleme almıştır. Fu-dayl’in sağlığında vefat eden oğlu Ali ez-Zühdî, bizzat babası tarafından yetişti­rilmiş olup bazı tarihçilere göre ibadet ve havf konusunda babasından üstün­dür ve onun gibi abdallardan sayılır. Hizmetçisi ve dostu İbrahim b. Eş’as, ayrıca İbrahim b. Semmâs es-Semerkandî, Kadim ed-Deylemî de Fudayl’in ilminden ve manevî feyzin­den faydalanan talebeleri arasında gös­terilir.

TDV İslâm Ansiklopedisi