François Arago kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

François Arago kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1786-1853) Fransız bilim ve siyaset adamı. Işık ve manyetizma alanında çalışmalar yap­mış, Fransa’da 1848 Şubat Devrimi’nden sonra kurulan geçici hükü­mette görev almıştır. Dominıque François Jean Arago 26 Şubat 1786’da Doğu Pireneler bölgesindeki Perpignan’a bağlı Estagel’de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini bu kentte tamamladıktan sonra Paris’te Ecole Polytechnique’i bitirdi. Laplace’ın yardımıyla Boylamlar Dairesi’nin sekreterliğine getirildi. 1806’da, asistanlığını yaptığı Biot ile birlikte, meridyen yayını ölçmek üzere İspanya’ya gitti.

Bu dönemde, Napoleon Bonaparte’ın, kardeşi Joseph’i İspanya kralı yapmak istemesi yüzünden iki ülkenin arası açılmıştı. Biot’nun Fransa’ya dönmesin­den bir süre sonra Arago casuslukla suçlandı. Uç ay Palma’da tutuklu kaldıktan sonra, 1809’da Cezayir üzerinden gizlice Marsilya’ya ulaştı. Birkaç ay sonra da Lalande’ın yerine Fransız Bilimler Akademisi üyeliğine seçildi. Aynı yıl Ecole Polytechnique’te, Gaspard Monge’dan boşalan analitik geometri kürsü­süne getirildi ve yaklaşık yirmi yıl bu okulda analiz ve jeodezi okuttu. 1830’da Bilimler Akademisi, Fourier’nin ölümüyle boşalan daimi sekreterlik görevini Arago’ya verdi. Aynı yıl Paris Gözlemevi’nin ve Boylamlar Dairesi’nin yöneticiliğini üstlenen, 1830 ve 1848 devrimlerinde siyaset alanında da etkinlik göste­ren Arago, III. Napoleon döneminde bütün zamanını bilimsel çalışmalarına ayırdı. 2 Ekim 1853’te Paris’te öldü.

Arago’nun üç erkek kardeşinden Jean (1788­1836), Meksika’nın bağımsızlık savaşında Meksika adına çarpışmış bir general; Jacques Etienne Victor (1790-1855) gezi notlarıyla ünlü bir yazar; Etienne (1802-1892) ise 1849 ayaklanmasına katılmış devrimci bir siyaset adamı ve yazardı. François Arago’nun oğlu François Victor Emmanuel de babası gibi koyu bir cumhuriyetçiydi ve III. Napoleon döneminden sonra çeşitli devlet görevlerinde bulundu.

Arago’nun yaşadığı dönem, Fransa’nın yoğun toplumsal ve siyasal olaylara tanık olduğu bir dönem­di. 1830 Temmuzu’nda Louis-Philippe’in krallığa getirilmesiyle başlayan “Temmuz monarşisi” döne­minde Arago, Doğu Pireneler’den milletvekili seçildi 1789 Devrimi’nden sonra liberalizm yanlısı burjuva­zinin, “lejitimist”leri, Bonapartçılar’ı, sosyalistleri ve radikalleri karşısına alarak iktidarı ele geçirdiği bu dönemde, basına ve muhalefete uygulanan baskı yer yer ayaklanmalara yolaçmış, ancak, bunlar büyü­meden bastırılmıştı. 1847’ye gelindiğinde, Fransa’da ve Avrupa’da yaygınlaşan ekonomik kriz önce burju­vazinin kralı desteklemekten vazgeçmesiyle, 1848’de de toplumdaki radikal kesimlerin ayaklanmasıyla sonuçlandı.

Arago, 1848 Şubatı’nda kurulan geçici hükümet­te deniz ve savaş bakanı olarak yer aldı. Ilımlı cumhu­riyetçilerin egemen olduğu geçici hükümetin ilk işi II. Cumhuriyet’i ilan etmek ve tüm yurttaşlara oy hakkı tanımak oldu; işçi isteklerine ise geçici çözümler getirmekle yetindi. Hükümet, ayrıca 1789 Devrimi’ne aykırı düşmemek kaygısıyla ve ekonomik nedenlerle Fransa’nın sömürgelerinde köleliği yasakladı. Arago da bu kararı imzalayanlar arasındaydı. Genel seçimle­re gitmek üzere oluşturulan kurucu mecliste de görev alan Arago, ılımlı cumhuriyetçi kanatta burjuvazinin temsilciliğini üstlenmiş ve konuşma yeteneğiyle dikkatleri çekmişti. Arago, ılımlı cumhuriyetçiler­den Lamartine, Marie, Garnier-Pages ve radikal Ledru-Rollin ile 10 Mayıs 1848’de, sosyalistleri etki­siz kılmayı amaçlayan bir yürütme komitesi kurdu. Mayıs 1849’da bu görevden ayrılarak yasama komis­yonuna girdi; 2 Aralık 185Tde de Louis Bonaparte’ın halkın huzursuzluğunu bahane ederek meclisi kapat­ması üzerine tüm görevlerinden istifa etti. Aralık 1852’de kendini III. Napoleon adıyla imparator ilan eden Louis Bonaparte’a bağlılık yemini etmeyi red­detmesine karşın, bilim adamı kişiliğinden yararlana­rak tutuklanmaksızın siyasetten ayrılmayı başardı.

Arago önceleri asker olmayı düşünürken, bilim­sel konulardaki yeteneğini sezen Laplace’ın da deste­ğiyle Boylamlar Dairesi’nde çalışmaya başlamıştı. Bu büronun yönetiminde gerçekleştirilen meridyen yayı­nın ölçümü onun ilk önemli çalışmasıydı. Bundan sonra da ortak çalışmalarını sürdüren Arago ve Biot, gazların ışığı kırma indisini, havanın ve kimi gazların yoğunluğunu birlikte hesapladılar. 1808’de Malus’nün ışığın polarılması olayını keşfetmesi, bu iki fizikçinin ilgisini çekti. Bu konuya eğilen Arago, 1811’de, kimi kristallerden geçen beyaz ışığın polarılarak birbirini tamamlayan iki renkli ışına ayrıştığını saptadı. Ayrışan ışınlan izlanda spatından yontulmuş bir prizmada incelediğinde, prizmanın her dönüşünde renklerin değiştiğini gözlemledi ve böylece İzlanda spatının çiftkırıcılık özelliğinden yararlanarak renkser (kromatik) ve dönel polarma olayını tanımladı. Bu çalışmaları sırasında, doğal ışık ile polarılmış ışığı birbirinden ayırt etmeye yarayan ilk polariskopu ve bir ışık demetindeki polarılmış ışık oranını belirleyen ilk polarimetreyi yaptı.

Arago bir yandan da, ışığın yayılmasını açıklamak için Young’ın ortaya attığı dalga kuramına ilgi duy­maya başlamıştı. Sonunda, dalga kuramının en ateşli savunucularından biri oldu; bu kuramı geliştirmeye çalışan Fresnel’in yanında yer alarak Laplace, Biot ve Poisson’a şiddetle karşı çıktı. Bu üç fizikçinin destek­lediği ve ışığın ısınan bir cismin yaydığı taneciklerden oluştuğunu ileri süren kuram, dalga kuramının açıkla­yabildiği kimi olayları, sözgelimi girişim olayını açıklamakta yetersiz kalıyordu. Polarılma olayını dalga kuramına dayanarak açıklamayı başaran Arago, bu kuramın tam olarak sulanabilmesi için değişik yoğunluktaki ortamlarda ışığın hızını ölçmeyi düşün­dü. 1838’de bu düşüncesini Bilimler Akademisi’ne açıkladıysa da, artık gözleri çok iyi görmediğinden kendisi gerçekleştiremedi. 1850’de Foucault, Arago’ dan esinlenerek döner ayna yöntemiyle ışığın hızını ölçtü ve havadan daha yoğun bir ortamda ışığın daha yavaş ilerlediğini kanıtladı.

Optik alanındaki çalışmalarından başka, manyetizma konusunda da Arago’nun fiziğe değerli katkıla­rı olmuştur. 1820’de Danimarkalı fizikçi Oersted, içinden elektrik akımı geçirilen bir telin, çevresinde manyetik alan yarattığını açıklayınca, Arago bu olayı incelemeye başladı. Aynı yıl, bakır bir spiralin içinden elektrik akımı geçirildiğinde çevredeki demir talaşları­nın tele yapıştığını, akım kesilince de telden ayrıldığı­nı gösterdi. Ampere’le birlikte çalışarak, demirde, elektrik akımıyla kalıcı mıknatıslık elde etmeyi başar­dı. 1824’te, içinden elektrik akımı geçirilen döner bakır diskin, üzerindeki manyetik göstergeyi döndür­düğünü gözlemledi. Sonradan Foucault’nun kuralla­rını saptayacağı bu dönme mıknatıslığı olayını ve ilk yapay mıknatısı bulduğu için, 1825’te Londra’daki Royal Society Arago’yu Copley Madalyası’yla ödül­lendirdi.

Paris Gözlemevi’ndeki uzun görevi boyunca astronomi çalışmalarını sürdüren Arago, 1840’ta Gü­neş kromosferini inceledi. İlk kez Güneş’in fotoğraf­larını çekti, ışık sapıncını önleyerek gezegenlerin çapını ölçme yöntemini geliştirdi ve manyetik fırtına­larla kutup ışıkları arasındaki ilişkiyi ortaya koydu. Bir bilim adamı olarak, bilimdeki tüm gelişmelerin halka aktarılmasından yanaydı; 1812’den 1845’e değin gözlemevinde verdiği konferanslar geniş bir izleyici kitlesi buluyordu. Fransız astronom Le Verrier’yi, Uranüs’ün hareketindeki düzensizlikleri incelemeye yönelten de Arago oldu. İngiliz astronom Adams ile Le Verrier düzensizliklerin bir başka gezegenin varlı­ğından kaynaklandığım, hemen hemen aynı zamanda açıkladılar. Arago, bu yeni gezegene “Leverrier” adının verilmesi için direttiyse de, iki bilginin eşit katkısı gözönüne alınarak, gezegenin Neptün diye adlandırılması uygun görüldü.

Arago’nun 1830-1850 arasındaki yoğun siyaset yaşamında bile ara vermeksizin sürdürdüğü bilimsel çalışmaları, fiziğin birçok dalında yeni gelişmelere temel olacak niteliktedir. Özellikle polarılma konu­sundaki araştırmaları dalga kuramına, mıknatıslar üzerindeki çalışmaları da elektromıknatıslığa yeni boyutlar kazandırmıştır.

YAPITLAR:

Oeuvres Completes, (ö.s), M.J.A. Barral (der.), 3 cilt, 1854-1862, (“Tüm Yapıtları”).

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 7. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983