Franciscus Sylvius Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

26

SYLVIUS, Franciscus (1614-1672)

Hollandalı hekim. Tüm yaşam süreçlerinin ve hastalıkların, mayalanma, bozuşma gibi kimyasal olaylarla açıklanabileceğini savunan Iatrokimya Okulu’nun kurucusudur.

15 Mart 1614’te Hessen’deki Hanau (bugün FAC’de) kentinde doğdu, 15 Kasım 1672’de Leiden1 de öldü. Asıl adı Franz De le Boö’dir. Her zaman Latince Sylvius adını kullanmış, bu yüzden, aynı Latince adla tanınan Fransız hekim ve anatomi bilgini Jacques Dubois (1478-1555) ile karıştırılmaması için çoğu kez De le Boö Sylvius diye anılmıştır. 1633-1635 arası Leiden Üniversitesi’nde tıp öğrenimini gören, ardından kısa bir süre JenaÜniversitesi’ne devam eden Sylvius, 1637’de Basel Üniversitesi’nden diplomasını alıp, Hanau ve Leiden’de serbest hekim olarak çalışmaya başladı. Oysa tüm amacı akademik yaşama geçmekti. Leiden Üniversitesi’nde boş bir öğretim görevi olmadığından, 1638’den 1641’e değin özel izinle anatomi dersleri verdikten sonra Amsterdam’a yerleşti ve çok başarılı bir hekim olarak tanındı. Gene de bilimsel araştırmadan vazgeçmemiş, boş zamanlarını tümüyle anatomi gözlemlerine ve kimya deneylerine adamıştı. 1658’de Leiden Üniversitesi’nin profesörlük önerisini kabul ederek, ölünceye değin bu üniversitede ders veren Sylvius, hoca olarak büyük ün kazanmış ve Avrupa’nın her yanından gelen tıp öğrencilerini Leiden’e çekmiştir.

Sylvius, insan vücudunu bir makine olarak kabul eden Descartes’ın izleyicilerinden Borelli’nin temsil ettiği İatrofizik Okulu’na karşılık, Paracelsus’un kurduğu ve Van Helmont’un sürdürdüğü Iatrokimya Okulu’nun en parlak temsilcisidir. Harvey’in açıkladığı yeni kan dolaşımı ilkelerini inançla benimseyen, Galenos’un tıp geleneğinden giderek kopan Sylvius, Yunan hekimlerinin sağlık ve hastalık nedeni olarak gördüğü dört suyuk (kan, balgam, sarı safra, kara safra) kuramı yerine, tüm yaşam süreçlerinin ve bu süreçlerdeki bir aksaklıktan ileri gelen hastalıkların kimya yasalarıyla açıklanabileceğini öne sürdü. Iatro-kimyacılara göre asitler ve bazlar, canlıların vücudunun temel maddeleridir; vücudu bir asit-baz dengesi olarak gören bu sistem, bu iki tür maddenin birbirini yansızlaştırdığını (nötralize ettiğini), asitler ile alkaliler arasındaki etkileşmeden doğan tuzların da yaşam süreçlerinde önemli rol oynadığını öne sürer. Örneğin hastalık vücuttaki bir asit ya da bir alkalinin gereğinden çok artmasından ileri gelir, tedavinin amacı da bu fazlalığı gidermek olmalıdır. Özellikle kimyasal bir süreç olarak mayalanmaya (fermentleşme) büyük önem veren Sylvius, sindirim olayının da bir mayalanma olduğunu savunmuş, tükürük, safra ve pankreas salgılarının bu süreçte temel rol oynadığını öne sürmüştür.

• YAPITLAR (başlıca): De hominis cognitione, 1658, (“İnsanın Tanınması”); Praxeas medicae iaea nova, 4 cilt, 1671-1674, (“Tıpta Yeni Düşünceler”); Opera medica (ö.s.), 1679, (“Tıp Yapıtları”).

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi