Fazlurrahman Kimdir, Hayatı, Görüşleri, Eserleri, Hakkında Bilgi

Fazlurrahman (1919-1988) Pakistanlı ilim ve fikir adamı.         .

Pakistan’ın kuzeybatısında yer alan Hezâre şehrinde dindar bir ailenin ço­cuğu olarak 21 Eylül 1919’da dünyaya geldi. Babası Mevlânâ Şehâbeddin Diyûbend Dârülulûmu mezunu olup Reşîd Ahmed Gangûhî, Şeyhülhind Mevlânâ Mahmûd Hasan gibi tanınmış âlimler­den ders alarak geleneksel İslâmî ilim­lerde öğrenim görmüş olmakla birlikte, çağdaş eğitimi dinî açıdan sakıncalı bu­lan gelenekçi âlimlerin aksine İslâm’ın çağdaş gelişmelerle hesaplaşması ve böylece rekabet gücü kazanması gerek­tiğini savunuyordu. Fazlurrahman ilk öğrenimini, Pakistan’da “ders-i nizamî” di­ye bilinen medrese eğitimi şeklinde ba­basının yanında gördü. Kendi ifadesine göre yenilikçi bir fikir adamı olarak ye­tişmesinde babasının önemli katkıları ol­du. On yaşında iken Kur’an’ı ezberledi. Daha sonra babasının teşvikiyle modern eği­time yöneldi; 1933’te. o zaman “üniver­siteler ve bahçeler şehri” olarak bilinen Lahor’a yerleşen ailesinin yanında yük­sek öğrenime başladı; bir yandan da ba­basından İslâmî ilimler sahasındaki tah­siline devam etti.

1940’ta Pencap Üniversitesi’nin Arap­ça bölümünden mezun olduktan sonra aynı üniversitede lisans üstü öğrenimi­ne başladı. Arapça’ya olan hâkimiyeti ve ders-i nizamî eğitimi sayesinde İslâ­mî ilimlerle münasebetini daha da geliş­tirdi. 1942’de yüksek lisansını tamamladıktan sonra aynı üniversiteye araş­tırma görevlisi olarak girdi. Burada baş­ladığı doktora çalışmasını 1946’da gitti­ği İngiltere’de sürdürdü ve Oxford Üniversitesi’nde İbn Sînâ’nın en-Necât ad­lı eserinin “en-Nefs” bölümü üzerinde çalıştı. Amacı, uzun bir geçmişten be­ri ihmal edilen İslâm felsefesi alanında uzmanlaşmaktı. Tez konusu olan “en-Nefs’in tahlilini ve İngilizce tercümesini daha sağlıklı şekilde yapabilmek için Grekçe ve Latince’yi, Batı felsefesini kay­naklarından takip edebilmek için de Fran­sızca ve Almanca’yı öğrendi. 1949’da bitirdiği Avicenna’s Psychology adlı dok­tora tezi yayımlanmıştır.

Fazlurrahman 1950’de İngiltere’nin Durham Üniversitesi’ne öğretim üyesi olarak tayin edildi. Burada İran kültür ve medeniyetiyle İslâm felsefesi okut­maya başladı. 1958 yılına kadar süren bu dönemde çalışmalarını İslâm felse­fesi üzerinde yoğunlaştırdı. Bu sıralarda en çok ilgisini çeken düşünürler Ebü’l-Hasan el-Eş’arî, Fârâbî, İbn Sînâ ve Gazzâlî oldu. İlmî çalışmalarında önemli bir dönem sayılabilecek olan 1958’de İngil­tere’den Kanada’ya giderek Montreal’­deki McGill Üniversitesi Institute of İslamic Studies’de İslâmî ilimler doçenti olarak yeni görevine başladı. Eserlerinin kronolojik listesinden de anlaşılacağı gi­bi klasik İslâm felsefesindeki çalışmalarına ara vererek günümüz İslâm dünyasının meselelerine yöneldi. Nite­kim klasik dönem İslâm felsefesiyle il­gili çalışmalarının son ürünü olan Prop-hecy in islam adlı eserini bu tarihte ya­yımlamıştır. Fazlurrahman bu kitapta İs­lâm düşüncesindeki peygamberlik anlayı­şını tamamen felsefi bir yaklaşımla ele aldı ve Fârâbî, İbn Sînâ, İbn Hazm, Gazzâlî, Şehristânî, İbn Teymiyye, İbn Haldun gibi ilim ve fikir adamlarının bu hususu nasıl anladıklarını ortaya koydu.

McGill Üniversitesi’ndeki görevine 1961’e kadar devam eden Fazlurrah­man, günümüz İslâm toplumunun meselelerini daha yakından tanımak ama­cıyla aynı yıl Pakistan hükümetinin da­vetini kabul ederek ülkesine döndü ve Karaçi’de İslâmî Araştırmalar Enstitü-sü’nde bir yıl misafir profesör olarak ders verdi. Böylece 1961 yılı onun haya­tında önemli bir dönüm noktası oldu; çünkü bu tarihten sonra ilmî metodolo­jisinin ürünlerini almaya başlayacaktı. Nitekim bu tarihten sonra yayımladığı makale ve kitapları incelendiğinde he­men hemen bütün çalışmalarının İslâm toplumunun güncel meseleleriyle ilgili olduğu görülür.

Fazlurrahman 1962 yılında İslâmî Araş­tırmalar Enstitüsü’nün genel müdürlü­ğüne tayin edildi ve bu görevini 1968’e kadar sürdürdü. Bu sırada enstitünün ya­yımlamakta olduğu Islamic Studies der­gisinin başeditörlüğünü de yaptı. 1961 -1968 yılları arasında neşrettiği yirmi­den fazla makale ve iki kitap buradaki çalışmalarının ürünüdür. 1965’te basılan Islamic Methodology in History adlı eseri hadis, sünnet ve fıkıh alanlarında yeni anlayışlarla ictihad yapmanın öne­mini vurguluyordu. Yine bu dönemde neşredilen islam adlı eseri İslâm düşünce tarihiyle âde­ta hesaplaşıyordu. Bu yüzden eser Pa­kistan’da büyük bir infial uyandırdı. Aslında Fazlurrahman bir yandan ilmî fa­aliyetlerini sürdürüyor, bir yandan da dönemin devlet başkanı Eyyûb Han’ın danışmanlığını yapıyor ve böylece Pakis­tan’ın toplumsal yönden şekillenmesine katkıda bulunuyordu. Ancak dönemin bazı siyaset adamları, Eyyüb Han üze­rinde büyük etkisi olan Fazlurrahman’ı hedef seçerek islam adlı kitabında sar-fettiği bir cümleden dolayı 10.000 rupi ödül koyarak katlini istediler. Bunun üzerine Fazlurrahman Pakistan’ı terke-dip Amerika’ya gitti ve California Üniversitesi’nde bir dönem ders verdikten sonra 1969 Eylülünde Chicago Üniversitesi’nde İslâm düşüncesi profesörü ola­rak göreve başladı. 26 Temmuz 1988′-de vefat edinceye kadar bu üniversite­de akademik faaliyetlerinin yanında çev­resinde toplanan öğrencilerle de ilgilen­di. Bunların büyük çoğunluğunu değişik İslâm ülkelerinden gelen müslüman öğ­renciler teşkil ediyordu.