Eşber-Abdülhak Hamit Tarhan Kitap Özeti, Konusu, Özellikleri, Hakkında Bilgi

151

Eşber. Abdülhak Hâmid’in, konusu Büyük İskender’in Hint seferi sırasında geçen tarihi manzum trajedisi.

Abdülhak Hâmid’in tiyatroları arasın­da kronolojik sıraya göre sekizincisi, ba­şarısı ve gördüğü ilgiyle de en önemlile­rinden biridir. Aslında kahramanlardan Eşber’le Sumru arasındaki uzun diyalo­gu ihtiva eden “fasl-ı sâlis”ten ibaret tek perde olarak düşünülmüşse de Nâmık Kemal’in tavsiyesiyle genişletilmiştir. Do­ğu seferinde yolu üzerindeki ülkeleri zaptederek ilerleyen İskender, küçük Pencap ülkesinin hükümdan Eşber’in ümit­siz fakat kahramanca direnişiyle karşı­laşır. Bu arada bir taraftan mağlûp İran Hükümdarı Dârâ’nın kızı Rokzan, diğer taraftan Eşber’in kız kardeşi Sumru İs­kender’e âşıktırlar. Ağabeyini savaşı bı­rakması için İkna etmeye çalışan Sum­ru Eşber tarafından öldürülerek ihane­tinin cezasını çeker. Ancak İskender’le çarpışan Eşber de mağlûp ve esir düş­müştür. Kahramanlığına hayran kalan İskender’in iade ettiği kılıcıyla kendini öldürür. İskender Sumru’nun asılmış ce­sedine doğru giderken kıskançlıkla onu engellemek isteyen Rokzan da atların ayaklan altında çiğnenerek ölür. Son sah­ne, harap Pencap şehrinin ve kanlı bir tablonun önünde hocası Aristo’nun İs­kender’e söylediği cümle ile biter: “Za­fer veya hiç”.

Başta yazarın kendisi olmak üzere Eşberin konusunun kaynaklan hakkında birtakım tesirlerden bahsedilmiştir. Hâmid. Eşber-Sumru diyalogunu Corneille’in Hbrace’ından ilham alarak yazdı­ğını söyler. Ahmet Hamdi Tanpınar bu­na ilâve olarak konunun bütününde Racine’in Alexandre le Grcmd’ının tesiri olduğunu ifade eder. Racine’deki İsken­der, Hintli hükümdar Porus veya Taxile, kız kardeşi Cleofile. Hâmid’in İskender -Sumru-Eşber üçlüsüyle benzerlikler gös­terir. Gündüz Akıncı ayrıca Târîh-i İskender bin Filibos adlı bir kitabı kaynaklar arasında özellikle be­lirtir. Bütün bu benzerliklerin gerçek ta­rafları olsa da Eşber karakterlerin ve ih­tirasların belirtilmesi, çatışmaların sez-dirilmesi, tiratlarda yer yer büyük ahlâ­kî değerlerin ortaya konulması bakımın­dan klasik trajedinin vasıflarına sahip ori­jinal bir eserdir. Hâmid, tiyatrosunun üç önemli karakterinde de ikili ihtirasların çatışmasını başarıyla ortaya koymuştur: İskender fetih ve aşk, Eşber vatanı ve kız kardeşi. Sumru aşkı ve ağabeyi ara­sında bocalar. Rokzan ve Sumru arasındaki kıskançlık ise trajedinin başka bir yönünü teşkil eder. Hâmid’in tiyatrola­rının çoğunda olduğu gibi bunda da ka­dın kahramanlar vak’anın ağırlığını yük­lenmiştir. Tanpınar eserin başarısında, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın (93 Harbi) hemen arkasından vatanperver­lik ve görev duygusuyla savaş aleyhtarlı­ğının eserde bir arada görünmesinin ro­lünü belirtir.

Eşber aruzla yazılmıştır ve mesnevi tarzında kafiyelidir. Aynı vezinle yazıl­mış Hüsn ü Aşk’ı hatırlatan parçaları vardır. Birinci perdede İskender’in, bi­rinci perdeye ilk ilâvede Rokzan’ın, ikin­ci ilâvede Sumru’nun tiratları Şeyh Galib’in tardiyyelerini düşündürür.

Hâmid’in hemen bütün tiyatrolarında olduğu gibi Eşber’de de perde, meclis, fasıl bölümleri ve bunlara yapılan ilâve­ler karışıklık gösterir. Mübalağalı tirat­lar, uygulanması imkânsız dekor ve sah­neler eserin zayıf taraflarıdır. Bununla beraber oyun II. Meşrutiyet’ten sonra değişik tiyatro toplulukları tarafından pek çok defa sahneye konmuştur.

Eşber önce aynı tarihte iki defa, daha sonra da müellifin düzelt­me ve notlarıyla birlikte tekrar basılmış, 1945’te İsmail Ha­mi Danişmend tarafından yeni harflerle de yayımlanmıştır.

TDV İslam Ansiklopedisi