Ernst Jünger – Alaaddin’in Problemi

Din, sanatın en yüce buluşu olduğu için, sanatla sıkı ilişkisi rastlantı değildir.

Ama artık tanrılar bizi bıraktıklarına göre, dinlerin kökenine, yani sanata geri dönmek zorundayız.

İnsanın beyni, çizilen her hattın ötesine geçebilir (Özgürlük).

Hiçbir sessizlik aynaların kaldırıldığı ölü evindeki kadar derin olamaz.

Yoksulluk birleştirir, zenginlik ayırır.

Bilgi ve kültür, aşk için zararlıdır.

İnsan yaşlandıkça sadece görünüşü değil, karakteri de daha belirgin bir biçimde ortaya çıkar.

Şiir; büyük uzaklıklara verilen cevap.

Anlatılamaz olan, sözcüklere dökülmekten kaçınır. Suskunluğu bozmak ihanet sayılabilir.

Bizler, düşlerde daha yoğun yaşarız; gücümüze düşler kaynaklık eder ve gücümüzün son bulduğu yer de yine düşlerdir.

Düş, gerçekliği alt edip onu şiire ve sanat eserine dönüştürüyor.

Tımarhaneler dünyamızın manastırlarıdır. Alaaddin’in problemi, nimetleri ve tehlikeleriyle iktidardı, oysa ben, Phares’in, lambanın ciniyle hiçbir benzerliği olmadığını düşünüyorum. Kapıyı cinlerin mi yoksa elçilerin mi çaldığı arasında fark var.

Çeviren: Süheyla Kaya
Kırmızı Yayınları, 2010