Emile Durkheim – Sosyolojik Metodun Kuralları

Emile
Durkheim – Sosyolojik Metodun Kuralları

Eğer toplumlar bilimi diye bir şey varsa, bunun,
geleneksel önyargıların basit bir yorumundan ibaret olmadığını, fakat şeyleri,
sıradan insana göründüklerinden farklı biçimde gösterdiğini bilmek gerekir. (s.
7)

Bir şeyin normal karakteri ile bunun uyandırdığı
itici duygular bir arada bulunabilir. (s. 9)

Toplumun gerek kendi kendisini, gerekse onu
çevreleyen dünyayı tasavvur ediş tarzını kavramak için ele alınması gerekli
olan şey, bireylerin doğası değil, toplumların doğasıdır. (s. 22)

Gerçek olan her şeyin kendisini empoze eden, hesaba
katılması gereken ve nötralize edilebilse bile hiçbir zaman tümüyle ortadan
kaldırılamaz olan bir doğası vardır. (s. 29)

Kolektivite tarafından tesis edilen bütün inançlara
ve bütün davranış tarzlarına kurum adı verilebilir. Böyle olunca da sosyoloji
şu şekilde tanımlanabilir: kurumların, onların ortaya çıkışının ve işleyişinin
bilimi. (s. 30)

Hayatının daha ilk günlerinden itibaren çocuğu
belirli saatlerde yemeye, içmeye, uyumaya, sakin ve itaatli olmaya zorlarız.

Çocuğun üzerinde her an hükmünü icra eden baskı, onu
tıpkı kendi imajına göre şekillendirmeye yönelik toplumsal çevrenin baskısıdır
ki, bunun temsilci ve araçları öğretmenlerle ana babalardır. (s. 41)

…bir fenomen ancak toplumun bütün üyelerini ya da
hiç değilse çoğunluğunu kapsadığı ve dolayısıyla genellik arz ettiği taktirde
kolektif olabilir. (s. 44)

Birey üzerinde dış bir baskı icra etmeye muktedir
olan ya da ayrıca bireysel tezahürlerinden bağımsız, kendine özgü bir varlığı
olup, belirli bir toplum çerçevesinde genellik taşıyan, sabit ya da sabit
olmayan her yapma tarzı toplumsa olgudur. (s. 49)

İlk ve en temel kural, toplumsal olguları şeyler
gibi ele almaktır. (s. 51)

…iyi olan, şeylerin mahiyetine uyandır. (s. 53)

toplum,
bir fikrin gerçekleşmesinden başka bir şey değildir
. (s. 59)

Madem ki şeylerin dışı bize duyum tarafından
verilmiştir o halde, özet olarak şöyle denebilir: bilim, nesnel olmak için,
duyumsuz meydana gelmiş olan kavramlardan değil, duyumdan hareket etmek
zorundadır. (s. 85)

Metot, normal tipin daha önceden saptanmış olması
halinde işe yarayabilir. (s. 109)

Bir yapı, ne kadar sağlamca belirginleşmişse her
türlü değişime o kadar direniş gösterir. (s. 117)

Mükemmellik, tanımı gereği, her türlü sınırlamadan
kaçar. (s. 122)

Her birey bir sonsuzdur ve sonsuz tüketilemez. (s.
129)

Basitlik sözcüğü, ancak tam bir parçalar yokluğunu
dile getirdiği taktirde belirli bir anlam taşır. (s. 133)

Şeylere duyduğumuz ihtiyaç, onların şu ya da bu
olmasını sağlayamaz. (s. 142)

…hükûmete, kendisine gerekli olan otoriteyi
kazandırmak için bu otoriteye ihtiyaç duymak yeterli değildir. (s. 143)

…bir toplumsal fenomenin açıklanmasına girişildiği
zaman, onu meydana getiren etkin nedenler ile fenomenin ifa ettiği fonksiyonu
ayrı ayrı ele almak gerekir. (s. 148)

Bir toplumsal olgunun belirleyici nedenini bireysel
bilinç halleri arasında değil, ondan önceki toplumsal olgular arasında aramak
gerekir. (s. 166)

Toplumsal bir olgunun fonksiyonunu bu olgunun
herhangi bir toplumsal amaçla olan ilişkisinde aramak gerekir. (s. 167)

Toplumsal olgular şeylerden ibarettirler ve şeyler
olarak ele alınmaları gerekir. (s. 206)

Türkçeleştiren: Enver Aytekin

Sosyal Yayınlar

2. Baskı, Ekim 1994