el-Muhtasar – el-Cündi Muhtevası, Özellikleri, Hakkında Bilgi

32

el-Muhtaşar. Halîl b. îshak el-Cündî’nin (ö. 776/1374) Mâliki fıkhına dair eseri.

İbnü’l-Hâcib’in fö. 646/1249) Muhtaşaru İbni’l-Hâcib olarak tanınan Câmful-üm-mehâfı ile birlikte Mâliki mezhep biriki­minin sistematik sunumunu yapan çalış­malar, gelişmiş teknik terimlerin kullanıl­dığı muhtasarların telifinde bir dönüm noktası teşkil etmiş, Halîl b. İshak el-Cün­dî’nin el-Muhtaşar’ı da bu çizginin en yaygın ve etkili eseri olmuştur. İbnü’l-Hâ­cib’in muhtasarı, fetva ve kaza sahaların­da Mâliki mezhebi mensupları için delil değeri olan önermelerin yanı sıra mezhep içi istidlal vasıtalarıyla hüküm elde edebi­len fakihlerin bilgi kaynağı olarak yararla­nabileceği diğer görüşlere de yer vermek­teydi. Halîl b. İshak’ın başarılarından biri, kendisinden önceki literatürden farklı şe­kilde Mâliki fakihleri için delil değerine sa­hip meselelerden oluşan ortak bir metin teşkil etmesidir. Eser, fıkhî hükmü nihaî olarak belirtilmeyen birçok meseleyi içer­mekle beraber bu meselelerin mezhep içinde nasıl değerlendirileceğine yönelik bir rehber vazifesi görmektedir.

Yirmi beş yılda tamamlandığı rivayet edilen el-Muhtaşar, kısa sürede Mâliki fıkhının öğretildiği ilim halkalarında ders kitabı haline gelmiş olsa da aslında fetva ve kaza sahalarında Mâliki mezhebine gö­re hüküm vermek mevkiinde olan fakih-ler için kaleme alınmıştır. Nitekim fıkıh il­minin dil ve meselelerinin bilinmesi bu eseri anlamak için yeterli olmamakta, Mâ­liki tarihi ve literatürünün yanı sıra Halil’in ders halkasından itibaren eseri çözümle­mek amacıyla yapılan çalışmalar hakkında da bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Ha­lîl b. İshak, mukaddimesinde eserini terim veya rumuz haline getirilen bir dizi kelime ile ördüğünü ifade eder. Buna göre kitapta “fîhâ” Sahnûn’un ei-Müdevvene’sini, “üvvile” el-Müdewene sarihleri tarafından farklı yorumlanan meseleleri, “hilaf”, Mâliki fa-kihlerinin çoğunluğunun hakkında ortak bir görüş sahibi olmadığı ve müellifin de bir tercihte bulunmadığı meseleleri, “kav-leyn” ve “akvâl”, Mâlikî mezhep birikimi içinde birden fazla görüşün tercih edilip uygulandığı meseleleri, “tereddüd” müte-kaddimîn devrinde yaşayan fakihlerden herhangi bir görüşün aktarılmadığı meseleleri, “lev”, Mâlikî mezhebini temsil eden görüşle diğer mezheplerin görüşlerinin mukayese edildiği meseleleri ifade etmek­tedir. Ayrıca eserde, Mâlikî mezhebinin te­şekkül devrinin ardından fürû-i fıkıh saha­sında bu mezhebe önemli katkılarda bu­lunmuş müctehidlerin görüşleri için de te­rimler geliştirilmiştir. Buna göre “ihtiyar” Ebü’l-Hasan el-Lahmî’nin, “tercih” Ebû Bekir İbn Yûnus es-Sıkillî’nin, “zuhur” İbn Rüşd el-Cedd’in ve “kavi” Mâzerî”nin çalış­malarını belirtmektedir. Bu dört terim, yu­karıda geçtiği gibi masdar olarak zikre-dildiğinde anılan Mâlikî fakihlerinin el-Mü-devvene üzerine yazdığı şerhlere işaret eder. Öte yandan söz konusu terimlerden türetilen fiiller bu kişilerin kendi İctihad ve görüşlerini belirtirken aynı kavramlardan türetilen isimler, diğer Mâlikî fakihlerinin görüşleri arasından bu dört fakihin yap­tığı tercihleri ifade etmektedir. Adı geçen dört müctehid için kullanılan terimlerin kelime anlamları ile bu kişilerin Mâlikî fı­kıh tarihi içindeki mevkileri arasında ilişki olduğu eser üzerinde çalışan birçok mü­ellif tarafından belirtilmektedir. Meselâ Halîl b. İshak’ın İbn Yûnus için tercih ke­limesini kullanmış olmasının bu fakihin mezhep içinde ictîhad ve tah nelerinden ziyade tercihleriyle tanınmasından kay­naklandığı söylenir. Eserde bu dört kişi dışın­daki Mâlikî müctehidlerinin tercihleri “suhhihâ” ve “ustuhsine” kelimeleriyle belirtilmiştir. Mezhebi temsil eden bir hükmün bulunmadığı durumları akvâl, hi­laf ve tereddüd gibi terimler kullanarak farklı açılardan tasnif etmesi el-Muhta-şar’m en önemli özelliklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu terimlerle ifade edilen meseleler hakkındaki görüşlerini İbnü’l-Hâcib’in el-Muhtaşar’ma yazdığı et-Tavzîh adlı şerhte açıklayan müellif, el-Muhtaşar’da söz konusu meselelerde mezhep birikiminin hangi açıdan incele­nip mezhep içi fıkhî istidlalin nasıl kulla­nılacağına dair zımnî tekliflere yer ver­mektedir. Yukarıdakiler dışında müellif ta­rafından belirtilmediği halde başka keli­melerin terim olarak kullanılıp kullanıl­madığı ve eserin mukaddimesinde zikre­dilen terimlerin kullanılışında bir tutarsız­lığın bulunup bulunmadığı tartışılmıştır. Ajentunmobi’ye göre esere has terimle­rin kullanılışında bir tutarsızlıktan bahset­mek özellikle eserin belirli yerleri için müm­kün olduğu halde Oloyede’ye göre böyle bir tutarsızlıktan söz edilemez. Kitabın müellif tarafından nikâh bahsine kadar kaleme alınıp geri kalanının talebeleri tarafından hocalarının ve­fatının ardından notlarının bir araya geti­rilerek tamamlandığı yönündeki rivayet, Ajentunmobi’nin tutarsızlıkların el-Muh-taşar’m son çeyreğinde görüldüğüne da­ir Kanaatini des­teklemektedir.