Ekrem Akurgal kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

53

Ekrem Akurgal kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1911) Türk arkeolog. Anadolu uygarlıkları­nı inceleyerek, Doğu-Batı arasındaki etkileşimi ortaya koymuştur. İstanbul’da doğdu. 1931’de İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra, bir yıl İstanbul Hukuk Fakültesi’ne devam etti. Bu arada açılan devlet sınavını kazanarak Almanya’ya gitti. 1932-1940 arasında Ber­lin’de arkeoloji öğrenimi gördü ve doktorasını yaptı. 1941’de Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nde öğretim üyeliğine başladı; aynı yıl do­çent, 1949 yılında profesör, 1957’de de ordinaryüs profesör oldu. Akurgal, Sedat Alp’ten sonra 1958­1959 arasında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi dekan­lığı yaptı.

Akurgal 1951’den sonra Avrupa, Amerika ve Sovyetler Birliği’nde çeşitli konferanslar verdi. Yay­gın çalışmaları sonucu Viyana’daki Avusturya Arkeo­loji Enstitüsü, Amerikan Arkeoloji Enstitüsü, Lon­dra’da Helenik Araştırmaları Geliştirme Derneği ve Londra Eski Eserler Derneği, Berlin’de Alman Arke­oloji Enstitüsü, Avusturya Akademisi, İngiliz Akade­misi, İsveç Akademisi, Danimarka Akademisi, Fransız Akademisi üyeliklerine seçildi. Bordeaux Üniversitesi şeref doktoru unvanını aldı. 1961-1962 arasında Princeton Üniversitesi’nde, 1971-1972 arasında Berlin Üniversitesi’nde, 1976’da Pisa’daki, Scuola Normale Superiore’de ve 1980-1981 arasında Viyana Üniversi­tesi’nde konuk profesör olarak çalıştı. Federal Alman­ya Büyük Liyakat Nişanı, Goethe Madalyası ve T.C. Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü ile ödüllendi­rildi.

Anadolu (Anatolia) adlı süreli derginin kurucusu olan Akurgal, Kadmos ve Epigraphica Anatolica dergilerinin editörlerindendir.

1943 yılında Türk Tarih Kurumu üyeliğine seçilmiş; 1951-1961 yılları arasında bu kurumun genel sekreterliğini yapmıştır. 1983 yılında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde öğretim üyeliğini sürdürmek­teydi.

Akurgal, 1948 yılında arkeolojik kazılara başla­mış ve eski İzmir, Foça, Sinop, Daskyleion, Çandarlı ve Erytrai kazılarını yürütmüştür. Çalışmalarında, arkeolojik verilere dayanarak Doğu Batı ilişkilerinin ilk çağlardaki durumunu saptamış ve Anadolu’nun bu süreç içindeki yerini belirlemiştir. Yaptığı kazılarda ve yayımladığı kitap ve makalelerde, arkeolojik ve filolo­jik bulgulara dayanarak bir sentez oluşturmaya çalış­mıştır.

Akurgal’ın Babil’den Yunanistan’a uzanan geniş bir alanı kapsayan araştırması 1966 yılında Orient und Okzident (“Doğu ve Batı”) adıyla yayımlandı, İngilizce, Fransızca ve İtalyanca ‘ya da çevrilen bu kitabında Akurgal, Doğu-Batı ilişkilerini belirlerken, Yunan sanatındaki Doğu izlerini ortaya koymuştur. Hititler’in dünyasını iyi tanıyan Akurgal, mimari elemanlarını inceleyerek bunlar arasından Anadolu’ya yabancı olanları saptamış ve bunları Asur, Kuzey Suriye ve Mitanni kültürlerine bağlamıştır. “Ama gene de Eski Yunan dünyasının yaratılmasına ve klasik ölçülerin ortaya çıkmasına neden olan Eski Yunan insanıdır,” diyen Akurgal, arkeolojik buluntu ve belgelerin, etkileşimin karşılıklı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu savunmuştur. Arkaik Yunan sana­tının Doğu’dan aldığı unsurların varlığını Yunanistan’da yapılan kazılarda ortaya çıkan buluntular da kanıtlamıştır.

Akurgal, ilişkilerin sosyal, siyasal ve ekonomik olması nedeniyle, her sanat eserinin yaratıldığı orta­mın koşullarından ve sanat geleneklerinden izler taşıdığını ileri sürmüştür. Bir eserin kökenini belirler­ken, dönemini saptarken ve yorumunu yaparken, ona özelliklerini veren üslup elemanlarının titizlikle ince­lenmesi gerektiğini vurgulamış ve arkeolojik çalışma­larını bu ölçüler içinde yürütmüştür.

Akurgal, Kuzey Suriye ve Güneydoğu Anadolu’ da Hitit Devleti’nin yıkılışından sonra ortaya çıkan (İÖ 1200-720) beylikler dönemini “Geç Hitit” döne­mi olarak adlandırmış ve bu tanım arkeoloji literatü­rüne geçmiştir. Bunun nedeni, bu devirdeki heykel­tıraşlık eserlerinin Hitit imparatorluk döneminin ge­nel anlayışını göstermesi ve ayrıntılarda da bu sanat anlayışını sürdürmesidir. “Geç Hitit” sanatını üslup özelliklerine göre ayırarak üç evrede inceleyen Akur­gal, “Geç Hitit” sanatının, On Asya kültürlerini Batı’ya aktarmada çok önemli bir rol oynadığını vurgulamıştır.

Bir zamanlar İzmir körfezinde bir yarımada durumunda olan Bayraklı’daki uygarlığın, Troya II ile çağdaş (İÖ 3000) olduğu Akurgal’ın kazısı ile saptanmıştır. Bu kenti Anadolu halkının kurduğu ve IÖ ll. yy’da Yunan kolonisi olduğu anlaşılmıştır. Bu yerleşme yerinin İÖ 9.yy’da yapılmış olan suru, bilinen en eski Yunan surudur.

Anadolu arkeolojisi ve sanatı konusundaki geniş çalışmaları Akurgal’ı, kendi ülkesini tanıtmaya yö­neltmiş; bu konuda yazdığı Ancient Civilizauons and Ruins of Turkey (“Türkiye’de Eski Uygarlıklar ve Harabeler”) kitabı birkaç baskı yapmıştır.

Akurgal, Hitit, Frig, Urartu, Geç Hitit sanatla­rını inceleyerek ve Ön Asya ile Yunanistan bağlantısı­nı sentezci bir yaklaşımla irdeleyerek, arkeoloji bili­mine önemli katkılarda bulunmuştur.

YAPITLAR (başlıca):

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 4. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983