EKONOMİK DÜZENİN SOSYOLOJİK ANALİZİ

Sosyolojide, ekonomik düzenin farklı yönlerine odaklanan üç farklı yaklaşımdan bahsedebiliriz. Bunlar: “Fonksiyonalizm”, “Çatışmacı Yaklaşım” ve “Sembolik Etkileşim Yaklaşım”dır. Toplumsal hayatın farklı yönlerini anlamamıza yardımcı olan  bu  yaklaşımları  şu  şekilde  özetleyebiliriz  (Curry,  Jiobu&  Schwirian, 1997:380):
Fonksiyonalist Perspektif
Fonksiyonalist teoriler, daha çok toplumda istikrarın nasıl sürdürüleceği ile ilgilenirler. Fonksiyonalistlere göre toplumsal istikrar, aşağıdaki gerekler ve fonksiyonların yerine getirilmesiyle sağlanabilir:
Malların ve Hizmetlerin Dağıtımı
Fonksiyonalistler, serbest piyasa ve kâr arayışını öne çıkartan kapitalist sistemin, malların ve hizmetlerin dağıtımı ile üretimin teşvikini yeterince iyi sağladığına inanırlar. Eğer yeni bir hizmet ve ürün için bir piyasa (talep) var ise bazı girişimciler büyük bir memnuniyetle onu keşfedecekler ve sonra ondan kâr elde edeceklerdir. Bir örnekle açıklamak gerekirse Federal Express fiirketi (şimdi adı FedEx), kargoların çok kısa bir  sürede  devredilmesi  ihtiyacını duyan  bir  üniversite  öğrencisinin fikridir. Bu öğrenci, kendisini destekleyen bir finansör bularak fikrini
uygulamaya geçirmiştir .

Gücün ve Zenginliğin Üretimi
Fonksiyonalistler, ekonomi ve siyasal kurumlar arasında yakın bir ilişki olduğunu iddia ederler. Onlara göre bu ilişki, toplumun kaynaklarının yönlendirilmesinde etkinliği artırır. Örneğin, kapitalist toplumlarda, ekonomik başarı bireylerin zenginleşmelerine ve bunu güce dönüştürmelerine imkân sağlar. Güç bireylere hükümetleri etkileme imkânı verir; bu da yeni yatırım alanlarının bulunmasına yol açar. 19. yüzyılın “soyguncu baronları” ekonomik ve siyasal gücün nasıl bir arada yürütülebileceğini göstermişlerdir. Örneğin; John D. Rockefeller, Andrew Carnegie ve Andrew Mellon gibi kapitalistler, elde ettikleri dev boyutlardaki servetleri güce dönüştürmeyi bilmişlerdir.
Yenilik
Fonksiyonalist perspektife göre kapitalist toplumlar, sürekli yenilik içinde oldukları için çevrelerindeki değişime daha iyi uyum sağlamışlardır. Bunun sebebi ise işletmelerin yeni hizmetler ve ürünler önererek müşteriler için sürekli rekabet hâlinde olmasıdır.

Çatışma Kuramı
istikrar: Üretim ve tüketim arasındaki denge.    istikrar  konusunu vurgulayan fonksiyonalist yaklaşımın aksine, çatışma kuramları, ekonomik düzenin istikrarsızlığını vurgular. Hatta bazı çatışmacı yaklaşımlar, kapitalizmin kendisinin bir çelişki olduğunu öne sürerek uzun vadede kendi kendisini yok edeceğini iddia ederler.
Bilindiği gibi çatışmacı yaklaşımın temellerini Karl Marks (1818-1883) ortaya atmıştır. Marks ve diğer çatışmacı kuramcılar, serbest piyasanın sınıf çatışmasına ve işgücünün yabancılaşmasına yol açtığına inanırlar. Çatışmacı kuramcılar, bir bütün olarak ekonomik düzen söz konusu olduğunda, kapitalizmin ürettiği büyük ekonomik eşitsizliğe işaret eder. Örneğin; bugün Amerikan ailelerin en zengin %10’luk grubu, nüfusunun % 90’ının sahip olduğu servetten daha fazlasını ellerinde tutmaktadır. Ayrıca bu durum bir sorun olarak da algılanmamaktadır çünkü ideolojik olarak desteklenen kapitalizm, “kazananları ve kaybedenleri” meşrulaştırır. Yine bu yaklaşıma göre mevcut eşitsizlik gelecek kuşaklara da büyük ölçüde yansımaktadır.

 

Sembolik Etkileşim Yaklaşımı

Fonksiyonalist ve çatışmacı yaklaşımlar ekonomik düzenin işleyişi ve sonuçları üzerinde du-rurken Sembolik Etkileşim yaklaşımı bireyler, gruplar ve ekonomi arasındaki etkileşimi konualır. Birçok sembolik etkileşimci, kariyer sosyalleşmesinin  (career  socialization)  etkisini
vurgular; özellikle de çalışma ve kariyer hakkındaki düşünce biçimimiz ile edinilen bilgi süreciyle ilgilenir. Çalışma ve kariyer sosyalleşmesi, büyük ölçüde sosyalleşme araçlarıyla yaşam boyunca sürer. Genel olarak formel ve informel olmak üzere iki tür sosyalleşme aracı vardır.
informel sosyalleşme araçları:  Genelde aileler ilk ve en önemli sosyalleşme araçlarıdır. Ekonomik davranışla ilgili olarak aileler, çocukların çalışmaya yönelik tutumlarını ve kariyer süreçlerini etkiler. “isyankâr çocuk”  imajına rağmen, çocuklar genellikle aileleri ile aynı mesleklere girerler. Bu süreç mesleki miras olarak adlandırılır. Bazı durumlarda mesleki miras, aileler çocuklarını aile işletmelerine getirdiklerinde başlar ve öncelikle sıradan işler yapan çocuklar daha sonra orada yönetici olurlar. Mesleki miras bazı durumlarda da spesifik meslekler için sosyalleşmeyi kapsar. Ailenin yanı sıra arkadaş çevresi de bir başka önemli informel sosyalleşme aracıdır. Yaşıtlar, birer rol modeli oluşturabilirler veya kariyer sürecinde enformasyon sağlayabilirler. Medya, kariyer sosyalleşmesi sürecinde bir başka önemli araçtır. Televizyon, filmler, gazeteler, kitaplar, işle ilgili rol modellerinde hâlâ en önemli kaynaklardır. Ancak medya nadiren işle ilgili gerçekçidir.
Formel sosyalleşme araçları: Aile, arkadaş çevresi, medya gibi informel sosyalleşme araçları yanında, okul ve iş çevresi gibi formel mesleki sosyalleşme araçları da bulunmaktadır. Örneğin; okullarda meslek seçimi konusunda tavsiyeler söz konusudur. Bu rehberlikler çoğu kere öğrencilerin meslek tercihlerini etkiler. Yine işverenler belki de en önemli formel kariyer sosyalleşmesi aracıdır. Her meslek kendine özgü vasışar ve kişilik özellikleri ister.