Ebu’l Abbas Kimdir, Hayatı, Dönemi, Hakkında Bilgi

17

Ebü’l-Abbâs Abdullah b. Muhammed b. Alî b. Abdillâh b. el-Abbâsb. Abdilmuttalib (ö. 136/754) İlk Abbasî halifesi (750-754).

Humeyme’de doğdu. Doğum tarihi hak­kında 100-108 (718-726) yılları arasında çeşitli tarihler verilmektedir. Emevîler’e karşı Abbasî ihtilâlini başlatan İmam Mu­hammed b. Ali’nin oğlu olan Ebü’l-Abbas, çocukluk ve gençlik yıllarını Humeyme’de ailesiyle birlikte geçirdi. Ağabeyi İmam İbrahim, Emevî Halifesi II. Mervân tara­fından tutuklanarak Harran’a götürülür­ken ailesi mensuplarına kardeşi Ebü’l-Abbas’ı veliaht tayin ettiğini söyledi ve ona biat etmelerini istedi.

Ebü’l-Abbas, ihtilâl ordusunun Kûfe-ye girmesinden bir ay sonra Safer 132′-de ailesiyle birlikte Kûfe’ye geldi. Fakat şehirde pek sıcak karşılan­madı. Kûfe’de duruma hâkim olan ve Hz. Ali evlâdını desteklediğini henüz açığa vurmayan Ebû Seleme el-Hallâl. Hz. Ali evlâdının kaldıkları yeri Horasanlılardan saklayarak gelişmeleri beklemeye başla­dı. Henüz Irak’ın merkezi Vasıt ile Emevî hanedanının merkezî eyaleti Suriye ita­at altına alınmadığından ve dolayısıyla ihtilâlin sonucu kesin olarak ortaya çık­madığından Ebû Seleme yeni halifenin tesbitini geciktirmeye çalışıyordu. Ebû Müslim-i Horasânf nin güvenilir adam­larından Ebü’1-Cehm b. Atıyye el-Bâhilî, Ebü Seleme’nin oyalama taktiğinin far­kına vararak Hammâm-A’yen’deki Ho­rasan ordusunun ileri gelenlerine duru­mu haber verdi. Bunun üzerine on iki kişi derhal Kûfe’ye giderek Ebü’l-Ab-bas’a biat ettiler. İhtilâlin hazırlanma­sında ve başarıya ulaşmasında hiçbir ro­lü olmayan Ebü’l-Abbas, 12 Rebîülâhir 132 Cuma günü Küfe Ca-mii’nde ilk Abbasî halifesi olarak biat aldı. Minbere çıkarak hutbe okudu ve hâkimiyetin Abbâsîler’in hakkı olduğu­nu söyledi. Hutbesinde özellikle Abbasî­ler ile Iraklılar arasındaki menfaat birli­ğini dile getirdi.

Ebü’l-Abbas halife olarak biat alma­sına rağmen Emevî hilâfeti hâlâ ayak­taydı ve ülkenin büyük bir kısmı Emevî-ler’in kontrolünde bulunuyordu. İrakta da durum henüz belirsizdi. Irak’ın mer­kezi Vâsıfta Emevî Valisi İbn Hübeyre (Ebü Halici Yezîd b. Ömer) teslim olmamak­ta direniyordu. Abbâsîler’e karşı açıkça Hz. Ali evlâdını desteklediğini söyleyen Ebü Seleme Ebû Müslim’in desteğiyle bertaraf edildi (132/750).

Ebü’l-Abbas’ın amcası Abdullah b. Ali b. Abdullah kumandasında Suriye’ye doğ­ru ilerleyen Abbasî ordusunu Emevî Ha­lifesi II. Mervân Dicle’nin kollarından Bü­yük Zap suyu sahilinde karşıladı. On gün de­vam eden savaşta II. Mervân yenildi. Böy­lece Abbâsîler’e artık Suriye’nin kapıla­rı açılmış oluyordu. 14 Ramazan 132’de[531] Emevîler’in başşehri Dımaşk Abbasî kuvvetlerinin eline geçti. Mervân Mısır’a kaçarken Yukarı Mısır’­da Bûsîr’de yakalanarak öldürüldü. Böylece Emevîler tarih sahne­sinden silindi ve Abbasîler kesin olarak iktidara geldi. Ancak İslâm dünyasında henüz tam anlamıyla hâkimiyet kurula­mamıştı. Teslim olmamakta direnen Vâ-sıt Valisi İbn Hübeyre, Hasan b. Kahtabe tarafından kuşatıldı. Hasan’in bir so­nuç alamaması üzerine Halife Ebü’l-Ab­bas kardeşi Ebû Ca’fer’i yardıma gön­derdi. Buna rağmen kuşatma on bir ay devam etti. Nihayet Mervân’ın ölüm ha­berinin gelmesi üzerine 750 yılı sonla­rında İbn Hübeyre görüşmeye razı oldu. Yapılan görüşmeler sonunda teslim ant­laşması imzalandı. Ancak şehir teslim olduktan sonra antlaşma şartlarına uyulmayıp başta İbn Hübeyre olmak üzere birçok kişi idam edildi.

Emevî hanedanı mensuplarının zali­mane bir şekilde imha edilmesi Suriye ve el-Cezîre şehirlerinde bazı isyanların çıkmasına sebep oldu. Kays Aylan kabi­lesi. Züfer b. Hâris’in torunu Ebü’l-Verd b. Kevser’in idaresinde Kınnesrîn’de is­yan etti. Tedmür ve Humus şehirleri de bu isyana katıldılar. Başlarına da Muâviye”nin soyundan olan Ebû Muhammed es-SüfyânFyi geçirdiler. Âsiler Kınnesrîn yakınında Temmuz 751 ‘de Abdullah b. Ali tarafından mağlûp edildiler. Ebü’l-Verd ve isyanın elebaşıları savaş meyda­nında hayatlarını kaybettiler. Ebû Mu­hammed önce Tedmür’e ve oradan da Hicaz’a kaçtı, ancak yakalanarak idam edildi. Yine aynı yıl içinde İshak b. Müs­lim el-Ukaylî kumandasındaki el-Cezîre Arapları Harran’ı kuşattılar. İsyanı bas­tırmakla görevlendirilen Ebû Ca”fer Har­ran önlerine gelince Harran Valisi Mûsâ çıkış hareketi yaparak ona İltihak edin­ce şehir âsilerin eline geçti. Âsiler bir sü­re sonra Samsat’a (Sümeysât) çekildiler. Halifenin kardeşi Ebû Ca’fer ile amcası Abdullah b. Ali Samsat’ı kuşattılarsa da şehri ele geçiremediler. Yedi ay süren ku­şatma, isyancı İshak b. Müslim’in II. Mer­vân’ın Öldüğüne ikna edilmesiyle sona er­di. Bu olaydan sonra Ebû Ca’fer el-Cezîre ve Azerbaycan valiliğine tayin edildi.

Abbâsîler’in iktidara gelmesi ne Araplar’ı ne de İranlılar’ı memnun etti. Ülke­nin doğu eyaletlerinde de isyanlar orta­ya çıktı. 133 (750-51) yılında Buhara’da Şerîk b. Şeyh el-Mehrfnin Hz. Ali evlâdı lehine başlattığı çok tehlikeli bir isyan, Ebû Müslim’in gönderdiği Zİyâd b. Salih tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Şe­hir üç gün yağma ve tahrip edildi. Esir­ler şehrin kapılarına asılarak halka teş­hir edildiler.

Hz. Ali evlâdını destekleyen Ebû Se­leme bertaraf edilmişti. Ancak ihtilâlin gerçek lideri olan Horasan Valisi Ebü Müslim’in varlığı, başta Ebû Ca’fer ol­mak üzere Abbasî ailesi mensuplarını tedirgin ediyordu. Kardeşi Ebû Ca’fer’in tahrikleri sonunda Halife Ebü’l-Abbas. Ebû Müslim’in valileri Sibâ’ b. Nu’mân el-Ezdî ile Ziyâd b. Salih el-Huzâryi Ebû Müslim’e karşı gizlice isyana teşvik etti. 135 (752-53) yılında başlayan isyanda âsiler fazla varlık gösteremediler. Sibâ’ Âmül’de yakalanarak idam edildi. Ziyâd ise kendi ordusu tarafından terkedilince sığındığı Bârkes dihkanı tarafından idam edilerek başı Ebû Müslim’e gönderildi. Abbasî hilâfetine karşı Basra’da Hâricîler’in, Ears’ta Bessâm b. İbrahim’in ve Sind’de Mansür b. Cumhûr’un başlat­tıkları isyanlar da kolaylıkta bastırıldı.

Halife Ebü’l-Abbas devrinin tarihî ba­kımdan en önemli olayı. Cin ordusu ile yapılan ve Çİnfiler’in mağlubiyetiyle so­nuçlanan Talaş Savaşı’dır. Bu savaşla Çin’in Batı Türkistan üzerin­deki siyasî emelleri ebediyen sona er­miştir.

Ebü’l-Abbas, iç karışıklıklara büyük Ölçüde son vererek müslümanlann siya­sî birliğini sağlamış. Endülüs ve Kuzey Afrika’nın batı kısımları dışında bütün İslâm dünyasında halife olarak tanınmış­tır. Kûfe’de okuduğu ilk hutbede kendi­sini “Seffâh” (kan dökücü) unvanıyla tak­dim eden Ebü’l-Abbas’ın Emevî ailesi mensuplarına ve taraftarlarına karşı iş­lediği korkunç cinayetler unvanının kişi­liğine uygun olduğunu göstermektedir. Onun devrinde İlim. fikir ve imar faali­yetlerinden bahsetmek mümkün değil­dir. Ebü’l-Abbas kaynaklarda mert, cö­mert, vakur ve edip bir kişi olarak tanı­tılır. Hilâfet merkezini Küfeden Hâşimi-ye’ye, oradan da Enbâr’a nakleden Ebü’l-Abbas, beş yıl halifelik yaptıktan sonra yakalandığı çiçek (veya humma) hastalı­ğından kurtulamayarak 13 Zilhicce 136 tarihinde Enbâr’da vefat etti. Kendisinden sonra kardeşi Ebû Ca’­fer el-Mansûr halife oldu.

Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi