Ebu Zeyd Belhi Kimdir, Hayatı, Fikirleri, Eserleri (İslam Filozofları)

60

Filozof,tabib ve coğrafyacı

850 yılında Horasan’ın Belh şehri yakınındaki Şamistiyan köyünde doğdu. İlk öğrenimini babasından gördü. Daha gençlik yıllarında uzun seyahatler yapmayı, özellikle Irak’a gidip oranın bilginlerinden ders okumayı planlıyordu. Nitekim, katıldığı bir hac kafilesiyle Irak’a gitti. Burada sekiz yıl kaldı. Çeşitli yöreleri dolaşıp tanıdığı bilginlerden dersler aldı. Bu döneminin en kayda değer olayı, onun İslâm filozofu Kindi’nin öğrencisi olmasıdır. Bu ünlü filozofun yanında felsefi disiplinleri iyice kavradı. Bu arada din ilimleri ve tıp konularında araştırmalarda bulundu. Fikri arayışları, kendisini bir aralık astrolojiye yönelttiyse de, tabiat ilimleri ve matematikte ilerledikçe, astrolojinin geçerliliğine olan inancını kaybetti. Aynı dönemde bir edebi şahsiyet olarak da ün yaptı. Nitekim İbnü’n-Nedim, kendisini filozof olarak değerlendirmesine rağmen, edebiyatçılar grubu içinde zikreder. Gerek patlak gözlü oluşu, gerekse ilim ve edebiyatı, entelektüel şahsiyetinde birleştirmiştir.

Ebu Zeyd el-Belhi, çok sevdiği Belh’e yeniden döndüğünde, yetiştiği sahalarda dersler vermeye başladı. Burada iyiden iyiye yayılan ünü, Samani Emiri Nasr b. Ahmet’in (914-943) iktidara geçişiyle birlikte devlet adamlarıyla ilişkiye girmesine yol açtı. Ancak bu ilişki pek mes’ut bir seyir takip etmedi. Zira, Belhi, gençken ateşli bir imamiyye mensubu olarak çıktığı Belh’e, Sünni bakış açısısına daha yakın telâkkilere sahip olarak dönmüş, bu yeni anlayışla yazdığı bazı eserler, devlet kademelerindeki aşarı veya sapık cereyanlara mensup çevrelerle ters düşmesine yol açmıştı. Belh şehrinin Ahmed b. Sehl b. Haşim el-Mervezi’nin (918-919) eline geçmesi üzerine, kendisine yapılan vezirlik teklifini reddetti ve yalnızca kısa bir süre için sekreter olarak çalıştı. Bu dönemde, hararetli tartışmalara yol açan Arap-Fars rekabeti gündemdeydi ve emir, Arapçılık taassubundan etkilenmiş bulunuyordu. Belhi, çevresindeki bu tartışmaları itidale sevketmede önemli bir rol oynadı. Irkların veya sahabilerin birbirine mutlak anlamda üstün tutulmaması gerektiği fikrini telkin ederek, gerçekte siyasi boyutlara sahip bu tartışmaları yatıştırmaya gayret etti.

Belhi, Emir Ahmed b. Sehl’in iktidarı kaybetmesinden sonra, doğduğu köye çekilip, satın aldığı bir çiftlikte, ilmî faaliyetle meşgul oldu. Bir aralık, Samani emirinin Buhara’da vezirlik teklifini kabul ettiyse de, yolda bu fikrinden vazgeçerek Şamistiyan’a döndü ve burada vefat etti.

Şehristani’nin önde gelen İslâm filozofları arasında saydığı Belhi’nin en ünlü talebesi Ebü’l-Hasan el-Amiri’dir.

Ayrıca, Belhi’nin biyografisini kaleme aldığı anlaşılan Ebu Muhammed Hüseyin b. Muhammed el-Vezir ile Cevami’u’l-ulum adıyla şematik bir ilimler tasnifi ve ahlâk risalesi kaleme almış bulunan İbn Feriun da onun talebeleri olarak keydedilmektedir. Eğer İbnü’n-Nedim’in Ebu Bekir er Razi’nin felsefe hocası olarak zikrettiği Belhi, Ebu Zeyd el-Belhi ise, onun öğrencileri arasına bu tabip-filozofu da katmak gerekir. İbnü’n-nedim, Razi hakkında bilgi verirken, Ebu Zeyd künyesini zikretmeden ve daha önce edebiyatçılar arasında ince­lediği filozofa hiçbir göndermede bulunmadan Belhi adlı bir şahsın Razi’ye felsefe okuttuğunu belirtmektedir. Onun verdiği bilgiye göre, bu Belhi seyahate çok düşkün bir şahsiyetti; felsefeyi ve antik kültürü iyi bilmektedir; çok eser vermistir ve eserlerinin müsveddeleri bile elden ele dolaşmaktadır. Razi ile akrandır ve Razi, bu gezginci filozofun eserlerini kendine mal edecek kadar ilgiyle okumuştur. Bu özellikler, Ebu Zeyd-el-Belhi’ye oldukça uymaktadır ve Belhi’nin tıp ile ahlâk arasında kurduğu ısrarla ilişkinin Razi’ye, el-Tıbbü’rruhani adlı eserin ana fikrini ilham etmiş olması muhtemeldir.

Aklî (felsefi) ilimler içinde matematik ve astronomiye özel bir ilgi duyan Belhi, belki sırf bu yüzden hocası Kindi’nin aksine, astrolojiye inanma­mış ve ancak matematik ve fizik esaslara dayalı bir gök biliminin geçerli olabileceğini savunmuştur. Kendisinden on altı yıl sonra vefat edecek olan Farabi’nin en-Nüket Fima Yasihhu ve mâ lâ Yasihhu min Ahkâmi’n-Nücum adlı eserindeki ayırımları dile getirmiş olması bakımından, Belhi’nin bu yaklaşımı önemlidir. Onun bu tavrında, aynı zamanda bir astronom ve matematikçi olan Samani Veziri Ebu Ca’fer el-Hazin’in de etkisi bulunmalıdır; adı geçen bilgin, vezirle olan fikri münasebeti sayesindedir ki, Belhi, coğrafya ile ilgili çalışmalara da koyulmuş, daha sonra geliştireceği Hazin’e ait haritalar bu konuda kendisine engin bir ufuk kazandırmıştır. Coğrafya alanında yaptığı ve Kindi ekolünün tipik eğilimini yansıtan çalışmalar, ünlü İslâm coğrafyacıları İstahri ve İbn Havkal’ın eserlerine kaynaklık etmiş, Batılı araştırmacılar nezdinde de uzun süre yalnızca büyük bir coğrafyacı olarak tanınmasına yol açmıştır. Belh, coğrafya okulunun kurucusu sayılan Belhi’nin coğrafya ilmindeki yeri ve önemi, özellikle De Goeje ve Barthold’un yaptığı incelemeler sayesinde tespit edilmiştir.

BELHİ’NİN ESERLERİ

İbnü’n-Nedim, Belhi’ye kırk üç eser nisbet eder. Yakut bu sayıyı elli altıya çıkarır. Ancak onun eserlerinden günümüze yalnızca ikisi ulaşmıştır. Bu sebeple ilmî şahsiyeti daha çok kendisinden sonraki etki ve yankılarıyla belirlenebilmektedir.

Mesalihu’l-ebdân ve’l-enf üs: Belhi’nin tıp ve ahlâk konusundaki fikirlerini tesbite yarayan ve iki ana bölümden oluştuğu için el-Makaleteyn olarak da anılan bu eser, müellifinin çağına ait tıbbi birikimi özümlediğine yeterli bir delil teşkil ettiği gibi, tıp ve ahlâkı aynı ilmi disiplin çerçevesinde birleştiren anlayışın da İslâm dünyasındaki öncüsü durumundadır. Nitekim kendisi, beden sağlığına dair yeterince kitap yazıldığı halde, bu eserine gelinceye kadar ruh sağlığıyla ilgili kayda değer bir eser verilmediğinden söz etmekte ve bu konuda hem ilk, hem orijinal olma iddiasını taşımaktadır. Belhi, “bedeni tıp” ile “ruhani tıp” kavramlarının ortak terimini bir ilişkinin hareket noktası yapmakta ve böylece beden ile rûh arasındaki etkileşmenin sağlık ve hastalık bakımından nelere yol açabileceğini incelemektedir. Belhi’ye göre hastalığa yol açan maddi sebeplerle ruhi sebepleri bir arada ele almanın büyük faydası vardır.

Bu yönlendirici fikrin, Belhi’yi psikosomatik yaklaştırdığı söylenebilir. Ayrıca iklim, tabii çevre, fizyolojik yapı gibi faktörlerin yanı sıra, yeme, içme, cinsi münasebet, uyku vb. günlük hayatı ilgilendiren hususlardaki rejimlerin beden ve rûh sağlığı üzerindeki etkilerini uzun uzun inceleyen Belhi, müziğin bedeni ve ruhi hastalıkların tedavisindeki önemine de işaret eder.

Kontrolsüz öfke, yersiz korkular ve derin endişeler şeklinde beliren psikolojik baskıların davranış bozukluklarına yol açması ve neticede bir yandan revrotik hastalıkların, diğer yandan da ahlâki kötülüklerin insan ruhunda yerleşmesi sonucunu doğuracağından, Belhi’nin yaklaşımında ruhani tıp terimi hem bir ölçüde psikoterapiye, hem de ahlâk ilmine işaret edecek şekilde tıp, ahlâk ve psikoloji sahalarını birleştirir.

Kitâbu Emed-il-Aksâ fil-Hikmeti,
Kitâbu Beyâni Vücûh-il-Hikmeti fil-Evâmiri ven-Nevâhi-iş-Şer’iyyeti: İslâm dîninin emir ve yasaklarındaki muhtelif hikmet ve faydaların incelenmesi ile ilgilidir. Kitâbun fil-Hilâf,
Kitâb-üs-Siyâset-il-Kebîr,
Aksâm-ül-Ulûm,
Şerâi-ul-Edyân,
Kitâb-us-Siyâset-is-Sagîr,
El-Esmâ vel-Künâ vel-Elkâb,
Mâ Yasıhhu min Ahkâm-in-Nücûm,
Fedâilü Belh,
Nazm-ul-Kur’ân,
Edeb-üs-Sultan ver-Raiyye,
Ahlâk-ul-Ümem,
Aksâmu Ulûm-il-Felsefe,
Beyânu Vücûh-il-Hikmeti fil-Evâmiri ven-Nevâhi-iş-Şer’iyyeti,
El-İlm vet-Ta’lîm,
Suvar-ul-Akâlîm-il-İslâmiyye.

Belhi’nin günümüze kadar ulaşmayan birçok eseri daha vardır.