Ebu Ubeyde bin Cerrah Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi -Sahabi-

28

Ebû Ubeyde Âmir b. Abdillâh b. el-Cerrâh el-Fihrîel-Kureşî (ö. 18/639) Aşere-i Mübeşşere’den olan kumandan sahâbî.               _

Hicretten kırk yıl önce Mekke’de doğ­du (583). Türkiye’de yayımlanan bazı an­siklopedi lerdeki 571’de Kudüs’te doğdu­ğuna dair kayıt gerçeğe uymamaktadır. Hz. Peygamber’in onuncu dedesi olan Fihr’de Resûlullah ile soyları birleşir. Be­nî Haris kabilesinden olan Ebû Ubeyde, Câhiliye devrinde Mekke’de okuma yaz­ma bilen birkaç kişiden biri olduğu için Kureyşliler kendisine değer verirdi. Ebû Ubeyde, Hz. Peygamber’in İslâm’a dave­te başladığı ve henüz Dârülerkam’a gir­mediği günlerde Hz. Ebu Bekir vasıta­sıyla müslüman oldu. İslâmiyet’in yayıl­ması için büyük çaba gösterdi ve bu se­beple Kureyşliler’in ağır baskılarına mâ­ruz kaldı. İşkenceler dayanılmaz hale ge­lince 616 yılında yapılan İkinci Habeşis­tan Hicreti’ne katıldı. Ancak bir müddet sonra Mekke’ye döndü. Daha sonra Me­dine’ye hicret etti. Hz. Peygamber onun­la Sad bin Muaz arasında kardeşlik bağı (muâhât) kurdu. Muhammed b. Mesleme veya Ebû Talha el-Ensârî ile kar­deş yapıldığı da söylenmektedir.

Ebû Ubeyde Medine döneminde İslâ­miyet’in tebliğ edilmesinde ve idarî iş­lerde önemli görevler aldı. Hz. Peygam­ber’in sancak vererek gönderdiği ilk seriyyeye Hz. Hamza’nın kumanda ettiği bilinmekle beraber bu görevin Ebû Ubeyde’ye verildiği de rivayet edilmiştir. Hz. Peygamberle birlikte bütün gazvelere iştirak etti. Bedir Gazvesi’nde düşman saflarında bulunan babasını, özellikle kendisine hücum etmesi üzerine öldür­mek zorunda kaldığı ve babaları, oğul­ları, kardeşleri veya akrabaları da olsa müminlerin kâfirleri dost edinemeyeceğini belirten âyetin(Mücâdile 58/22) bundan dolayı nazil olduğu rivayet edil­mektedir. Babasını Bedir’de değil Uhud Gazvesi’nde öldür­düğüne dair Hâzin’in râvi adı vermeden naklettiği rivayete itibar edilmediği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan siyer kitaplarında Bedir ve Uhud gazvelerinde öldürülen müşrik­ler arasında babasının adı geçmemek­tedir. Ebû Ubeyde Uhud Gazvesi’nde de yiğitlik gösterdi. İslâm ordusu dağıldığı zaman Resûlullah’ın etrafından ayrıl­mayan on dört kişi arasında o da vardı. İkinci Zülkassa (6/627) ve Sîfülbahr (Habat) (8/629) seferlerine kumandan ta­yin edildi. Zâtüsselâsil Serriyyesi’nde ar­kadan gönderilen yardımcı kuvvetlere de Ebû Ubeyde kumanda etti (8/629). Ay­nı yıl Mekke fethinde Hz. Peygamber’in önünde şehre girdi. Beytülmâlde görev yaptı; Hudeybiye Antlaşması başta olmak üzere bazı vesikalara şahit olarak adı yazıldı. Medine’ye gelen Yemenliler’e İslâmiyet’i öğretmek üzere görevlendiril­di. Hz. Peygamber’le din konusunda tartışan ve hıristiyan kalıp cizye vermeyi kabul eden Necranlılar, cizye tahsili İçin güvenilir birinin kendileriyle gönderilme­sini istedikleri zaman Resûl-i Ekrem. “Her ümmetin bir emini vardır; bu üm­metin emini de Ebû Ubeyde b. Cerrâh’-tır” diyerek onu Necran’a gönderdi. On­dan sonra “Emînü’l-ümme” lakabıyla anı­lan Ebû Ubeyde bu bölgedeki insanlara İslâmiyet’i de öğretti. Müzeyne, Hüzeyl ve Kinâne kabilelerinin vergilerini topla­ma görevi de ona verildi.