Dursun Nuri Feyzi Güven Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

34

Dursun Nuri Feyzi Güven (1883-1977) Cumhuriyet devri müderris ve Nakşı şeyhlerinden.

Van’dan göç edip Trabzon’un Of ilçe­sine bağlı Büyükköy’e yerleşen ve Güve-li lakabı ite anılan Abdülaziz Efencli’nin torunlanndan Yâkub Efendi’nin oğludur. Doğum yerine nisbetle Çalekli Dursun Efendi olarak tanınır. Hafızlık yapmaya başladığı yedi yaşında babasını kaybet­ti. Dokuz yaşında iken Hemşinlİ Ahmed Efendi’nin yanında hafızlığını bitirdi ve Karakaş Ahmed Efendi’den Arapça Öğ­renmeye başladı. Hocasının ölümü üze­rine Çaykara’nın Akdoğan köyüne gide­rek Tayyib Zühdü Efendi’nin talebesi ol­du. Bu sırada annesi vefat ettiğinden tahsiline bir süre ara verdi. Bir müddet sonra hocası Çalek (Sıraağaç) köyüne ge­lince tahsiline kendi köyünde devam et­ti. Tayyib Zühdü Efendi’nin birkaç yıl sonra Çaykara’ya dönmesi üzerine İs­tanbul’a gitti. Bazı medreselere kısa bir süre devam etti, ardından memleketine giderek Tayyib Zühdü Efendi’nin yanın­da tahsilini tamamladı. Hocasının kar­deşi Velizâde Hasan Hilmi Efendi’den fe-râiz ilmini öğrenip icazet aldıktan son­ra tekrar İstanbul’a döndü. Dârü’l-hilâ-feti’l-aliyye Medresesi’ne girerek Med-rese-i Sahn’ı bitirdi. 1922’de Süleymaniye Medresesi Kelâm ve Hikmet Şube-si’nden mezun oldu ve dersiam unvanı­nı aldı.

Dursun Nuri Feyzi Arapça ve Farsça’­nın yanı sıra Almanca da öğrendi. Bir sü­re Meşihat Dairesi’nde çalıştıktan son­ra alay imamlığı yaptı. Ardından Med-resetü’l-kudâftan mezun oldu ve Karadeniz bölgesindeki medreselerin mü­fettişliğine tayin edildi. 23 Ekim 1923’te. bölgenin ileri gelen âlimlerinin de görüş­lerine tercüman olmak amacıyla Sebîlür-reşâd mecmuasına gönderdiği bir yazı­da, Cumhuriyet’in Türk milletinin dinî değerlerinden uzaklaştırılması düşünce­siyle ilân edilmesinin kabul edilemez ol­duğunu belirtti. Medreselerin kapatılma­sının ardından Of ta açılan İmam-Hatip Mektebi’nde müdürlük yaptı (1925). İki yıl sonra bu görevinden ayrılarak Havza’­nın dağ köylerinden birine yerleşti.

Siyasî gerginliğin azalması ve bazı af kanunlarının çıkmasından sonra (1933) Karadeniz bölgesini dolaşan Dursun Fey­zi Trabzon, Giresun, Ordu ve Samsun’­da vaazlar verdi. 1938’de köyüne dön­dü ve bir yıl sonra Hayrat’a bağlı Hundez’de (Güneşli) bulunan Caykaralı Tâhir Efendi’ye ait medresede gayri resmî ola­rak İslâmî ilimleri okutmaya başladı. Arapça yazdığı bazı risalelerini de yayım­lamak amacıyla 1950 yılında hacca git­ti. Ancak kitaplarını neşretme imkânı bulamadığı gibi yolculuk esnasında bun­ların bir kısmını kaybetti. Vefatına ka­dar süren tedris ve irşad faaliyeti sıra­sında yüzlerce öğrenci yetiştirdi. Son de­vir kıraat âlimi Mehmet Rüştü Âşıkkut-lu, kayınbiraderi Nakşî şeyhi Mahmut Ustaosmanoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çeşitli görevler yapan Remzi Ya­vuz, Osman Niyazi Atay, Hüseyin Hati-poğlu, Hüsnü Lostar ve Kâmil Küçük belli başlı öğrencileri arasında yer alır. Caykaralı müderris Hasan Rami Yavuz da ken­disinden istifade eden âlimlerdendir.

Dursun Feyzi Efendi Çaykara’da tah­sil görürken Nakşî tarikatının yöredeki meşhur şeyhlerinden Ferşad Efendiye, daha sonra Gümüşhanevî Ahmed Ziyâeddin Efendi’nin halifelerinden Vizena Ahmed Efendi’ye intisap edip hilâfet al­dı. Of yöresinde pek çok kimseye tarikat dersi veren Dursun Feyzi Efendi, 1957’de İstanbul’da görüştüğü Ali Haydar Efen­di’nin de halifesi oldu.

Üç hanımından on çocuğu olan Dur­sun Feyzi Efendi 22 Şubat 1977de kö­yünde vefat etti. Oğullarından Süleyman Sami Güven, Sıraağaç köyünde Kur’an kursu öğreticiliği görevi yanında med­rese programına bağlı olarak öğrenci yetiştirmeye devam etmektedir.

Sebîlürreşâd mecmuasında yayımla­nan bir yazısında (XXIII/574 |1339|, s. 28), Türk hukuk ve ahlâk sisteminin hı-ristiyan Batı ülkelerinden aynen alına­rak oluşturulmasının millî benliğimizi sarsacağını, Batılı ülkelerin dini” ve içti­maî değerlerimizi yok etmek amacıyla çağdaşlık gibi bazı kavramların arkası­na sığınarak faaliyet gösterdiklerini söy­leyen Dursun Feyzi Efendi, kırk yıl bo­yunca sürdürdüğü tedris ve irşad faali­yetiyle Karadeniz bölgesinde ve özellik­le Of civarında dinî hayatın kesintiye uğ­ramadan devam etmesinde önemli rol oynamıştır.

Dursun Feyzi Efendi’nin yazdığı risa­lelerin bir kısmı çıkan bir ev yangınında kütüphanesiyle birlikte yanmıştır. Bu arada bir eseri Muhtârü’l-ehâdîs Ter­cümesi adıyla yayımlanmıştır. Süleyman Sami Güven’in bildirdi­ğine göre Münkızü’l-felâsife ve muz-hirü’l-hakîka, Tevhid ve İşrâk, Ahlâk ve İnanç Öğütleri, Âhiret Hakikat­leri ve Dirilmek Hikmetleri adlı risaleleri de basılmış olup bun­ların nüshaları kendi özel kütüphanesin­de bulunmaktadır.

TDV İslâm Ansiklopedisi