Dürri Ahmed Efen­di Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

47

Dürrî Ahmed Efen­di, (ö. 1135/1722) İran’a elçilikle gönderilen Osmanlı devlet adamı ve divan şairi.

Van’da doğdu. Vanlı Ebü Bekir Vehbi Efendi’nin oğludur. Yekçeşm, Kör, Vâfî lakaplarıyla da tanınır. Şiirlerinde Vâfî veya Dürrî mahlaslarını kullanmıştır. Öğ­renimi hakkında kaynaklarda bilgi bu­lunmamakla beraber iyi bir medrese tah­sili gördüğü anlaşılmaktadır. İstanbul’a giderek Divan Kalemi’ne girdi. Önce divan kâtibi oldu; şairliği sebebiyle devrin ileri gelen devlet adamlarının takdirini kazandığı için süratle yükseldi ve hâce-gânlık mesleğinin çeşitli kademelerinde görev yaptı. Receb 1125te vak’anüvis Naîmâ’dan boşalan Anadolu muhasebeciliğine. 27 Muharrem 1127′-de sipahiler kâtipliğine ge­tirildi. Ardından haraç muhasebecisi ol­du. Bu sonuncu görevde iken Avusturya ile Pasarofça Antlaşması’nın imzalanma­sı sırasında, iki devlet arasındaki ticarî konuları içine alan ticaret antlaşmasının 19. maddesi uyarınca, Osmanlı topraklarından geçecek Avus­turya-İran ticaret yoluna ait meseleleri halletmek üzere şıkk-ı sânı defterdarlı­ğı pâyesiyle İran’a elçi olarak gönderil­di. Ayrıca kendisine devrin sadrazamı Nevşehirli Damad İbrahim Paşa tarafın­dan gizli bir talimat verilerek o sırada İran’da meydana gelen siyasî olayları ye­rinde izlemesi, bu ülkenin örf ve âdetleri­ni öğrenmesi istendi. Dürrî Ahmed Efen­di Ağustos 1720’de İstanbul’dan ayrıla­rak Bağdat’a gitti. Orada Osmanlıların Bağdat valisi Eyüplü Hasan Paşa ile gö­rüştükten sonra Dergezîn, Hemedan ve Kazvin üzerinden İran Şahı Hüseyin’in bulunduğu Tahran’a ulaştı. Yaptığı gö­rüşmeler sonunda ticaret işleriyle İlgili hususların hallini sağladı. Bir süre daha burada kaldıktan ve dönüş sırasında uğradığı Van’da atalarına ait bazı hayır eserlerini tamir ettirdikten sonra 15 Safer1l34’te İstanbul’a gel­di. Elçiliğiyle ilgili olarak hazırladığı ra­poru III. Ahmed”e ve Sadrazam İbrahim Paşa’ya sundu. Bu hizmeti karşılığında başmuhasebeciliğe getirildi; bir yıl sonra da 2 Rebîülevvel 1135’te vefat ederek Vefa’da Şeyh Vefa Camii naziresine gömüldü. Kendisinden bah­seden tezkirelerde iyi Farsça bildiği, son derece nüktedan bir kişi olduğu, güzel yazı yazdığı belirtilir.