Dolaylı Gözlem Sosyoloji Araştırma Yöntem ve Teknikleri

Dolaylı Gözlem
Buraya kadar anlattıklarımız, sosyolojik gözlemin yaşayan top- lumların dinî hayatlarıyla ilgili olarak yararlandığı usûllerdir. Ancak din sosyolojisi yalnızca aktüel dinî hayatla yani günümüzün toplum- larındaki dinî yaşayış ve davranışlarla ilgilenmez. Mazinin dinî yaşayışı, tarihe mal olmuş toplumlardaki dinî tezahürlerin sosyolojik tetkiki de din sosyolojisinde büyük bir yer tutmaktadır. Hattâ din sosyolojisi araştırmalarında tarihî metoda taraftar olanlar, tamamen tarihe yönelik bir din sosyolojisi anlayışına sahiptirler. Esasen din sosyolojisinin tarihî metottan vazgeçmesi ne mümkün ne de doğru değildir. Ancak, tarihi yöntem yazılı bilgi ve belgelere dayalıdır ve üstelik yazılı kültür dönemi insanlık tarihinin ancak belli bir kısmını ve insanlığın belli bir bölümünü kapsar. Geçmiş dönemlerdeki yazısız halklar ve kültürlerin dinî yaşayışları konusunda ise etnoloji, etnografya, folklar ve antropoloji gibi bilimlerin yardımına ve yöntemlerine başvurmak gerekmektedir. Bu tür araştırmaları gerçekleştirmede ise, din sosyolojisinin takip ettiği metot dolaylı gözlem olmaktadır. Bu durumda dolaylı gözlemi, konusu geçmişle ilgili bir vasıflama diye tanımlamak mümkündür. Bir şeyi görmeyen onu görüp bilenlerden öğrenecektir. Zira dinî-sosyal vakıaların çeşitli ve sayısız denebilecek kadar çok sayıda değişik belgelerde izleri kalır. Bu bakımdan tarihî ve etnolojik usûllerde de söz şahit, kaynak ve belgelere bırakılır ve başkalarının duyup, görüp yazdıklarına yahut o dönem ve toplumlardan arta kalanlara dayanılır.
Din sosyolojisi araştırmalarında dolaylı gözlem yolunu takip ederek gerçeğe erişme iki safhalı olmaktadır: Birincisi kaynak ve belgelerin, bilgi, kalıntı ve buluntuların aranıp bulunması; ikinci safha ise, bulunan bu kaynak ve belgelerin, kalıntı ve buluntuların değerlendirilmesi safhasıdır. Bunu ise kısaca: 1- Bilgi ve belgeleri toplamak, 2- Doğruluklarını tartışmak şeklinde formüle etmek mümkündür.
Avustralya yerlilerinin dinlerini sosyolojik bakımdan incelerken hiç bir zaman bu yerlilerle temasa gelmiş değildir. Zira Durkheim, bu araştırmasını tamamen etnolog ve misyonerlerin derledikleri bilgilere ve belgelere dayandırmıştır.
Din sosyolojisi araştırmalarında yazılı belgelerin yeri gerçekten büyüktür. Bu bakımdan din sosyolojisi tarih ilmine çok şeyler borçludur. Özellikle dinler tarihinin, çeşitli toplumlarm tarihe mal olmuş inançları, pratikleri ve hayatları ile ilgili olarak ortaya koyduğu verilerin, dinî toplulukların incelenmesini kendine görev bilen din sosyolojisi disiplini için değeri oldukça büyüktür. Çünkü dinler tarihi çok eski devirlerden beri bağımsız bir hale gelmiş olup, dolayısıyla pek çok yazılı belge toplanmış ve kıymetli eserler ortaya konmuştur. Esasen din sosyolojisi araştırmalarında, dinî sosyal karakterli olayların karşılaştırmalı ve tipolojik etüdüne girişebilmek için, araştırma kapsamına giren toplumlarm dinî tarihini çok iyi bilmek zorunludur. Bu bakımdan, dinler tarihçisinin oldukça değerli yardımları olmadan, din sosyologunun başarılı çalışmalar yapması beklenemez. Ancak, bu iki bilimin konularını çok iyi bilmek ve aralarındaki sınırı ona göre çizmek, ikisini birbirine karıştırmamak gerekir. Çünkü bunlardan hiç biri ötekinin yerini tutamaz. Dinler tarihçisi, tarihî seyri içerisinde dinî gelişmenin yatay hatlarını ortaya koymak amacındadır. Din sosyologu ise, dinin toplumla ilişkileri içerisinde sosyolojik tetkikini kendine konu edinerek, gelişmenin dikey kesiti ile uğraşır. Din sosyologuna düşen, dinî tecrübe ve hayatın toplumu ilgilendiren sosyal yönlerini ele almak, onlarla olan karşılıklı münasebet ve etkileşimini incelemek, dinî-sosyal kategorileri verimli hale getirmek ve böylece dinler tarihçisinin belgelerinin düzenlemesine yardım etmektir. Karşılık olarak dinler tarihçisi de, dinin incelenmesinde din sosyologunun kategorilerinin doğrulanmasında kullanılacak belgeleri sağlar. Bununla birlikte, din sosyologunun araştırmalarında, tarihî metotla belgeleri derlerken yalnızca dinler tarihçisiyle işbirliği yapmakla yetinmediğini coğrafya, tarih, psikoloji, etnoloji, folklor, hukuk, ahlâk, ilâhiyat, vs. gibi tüm insan bilimleriyle yardımlaştığını da belirtmek gerekir. Özellikle özel din sosyolojisi araştırmalarında çeşitli komşu ve yan disiplinlerin verilerinden yararlanılır ki,bu noktada bilhassa İslâm din sosyolojisi araştırmalarında çeşitli dinî ilimlerin temsilcilerinin ortaya koydukları belgelerden bol bol faydalanıldığını ifade etmek gerekir. Gerçekten meselâ, İslâm tarihi, siyer, fıkıh, hadis, tefsir, kelâm, tasavvuf, İslâm felsefesi ve sair dinî ilimler sahasında bugüne kadar yazılmış eserler, belgeler, kaynaklar, arşiv belgeleri, siyasetnâmeler, ahlâk kitapları, ilmi-i tedbir-i menzil, siyaset’ûl-medeniyye, fetvalar, mahkeme sicilleri, vakfiyeler, fermanlar, ıslahat fermanları, kanunnameler, hatırat kitapları, salnâmeler, vs.nin bu gün tarihe mal olmuş ve hattâ yaşayan türlü Müslüman toplulukların sosyolojilerini ortaya koymak ve böylece özel din sosyolojilerinden birini oluşturan İslâm din sosyolojisini gerçekleştirmek konusunda engin birer kaynak teşkil ettiklerine şüphe yoktur.
Dolaylı gözlemde belgelerin üçüncü türü olan şekillenmiş anıtlar, taşınır veya taşınmaz sanat abidelerini içine almaktadırlar. Dinî sanat eserleri, ister mimarî isterse yazı, tezhib, vs. dallarda olsunlar, ait oldukları toplumların dinî yaşayışlarını simgeleyen önemli kaynaklardır. Bu bakımdan din sosyolojisinin araştırma konusu olacak toplumun tarihinin ve özellikle dinî tarihinin çeşitli dönemlerinden günümüze ulaşan bu abidelerin ya da kalıntıların, din sosyoloğunun o toplumun dinî hayatını sosyolojik etüdünde önemli yeri bulunmaktadır. Din sosyoloğu sanat tarihçisinin yardımlarına her zaman için muhtaçtır.

Bilgi ve Belgeleri tartışma İçin Diğer Sayfaya Geçiniz