DOĞU PSİKOLOJİSİ

0
144

 

DOĞU PSİKOLOJİSİ

 

Doğu psikolojisi yeni
kullanıma girmiş bir te-

rim olup psikolojide
Doğulu ve Batılı tavırla­rın ortak bir yöntem ve çatı içerisinde bütün­leştirilmesini
amaçlayan yaklaşımla şekillen­miştir. Doğu psikolojisi genellikle gerçeğe sez­gisel
yoldan ve manevî temrinlerle ulaşılabile­ceği görüşünü yansıtır ve bu yönüyle
de gerçe­ğe deneysel açıdan yaklaşan Batı psikolojisin­den ayrılır.

Doğu, yüzyılımızın
ikinci yarısından önce, psikiyatri tarihine yalnızca ilk ve ortaçağlarda ruh
hastalıklarının durumu başlığı altında ko­nu oluyor ya da ruh sağlığı
hizmetlerinin geri kalmış alanlarda yürütülme güçlükleri veya kültürlere özgü
psikolojik durumlarda Do-ğu’dan söz ediliyordu. Batılı halk ve aydınlar katında
Doğu kavramı, egzotik anlamlar çağ­rıştırıyordu. Ancak yüzyılımızın ikinci
yarısın­dan itibaren Doğu kavramının psikiyatri ve psikoloji çevrelerinde
çağrıştırdığı anlamlar­da önemli değişiklikler oldu.

Bu değişimi sağlayan
faktörlerden en önem­lisi, daha önce Çin ve Japonya dışına çıkama­mış Zen
Budizm’in Batı düşüncesini de bilen bir Zen ustası olan Dr.D.T.Suzukİ
aracılığıyla Batılı düşü nü r, sanatçı ve failim adamlarına ak­tarılmasıdır.
Suzuki, yaptığı bu çalışmalarda özellikle Zen Budizm’in bir yaşama sanatı ol­duğunu
vurgulamıştır. Onun çalışmaları saye­sinde Batılı bir çok aydının Zen Budizm
nez-dinde (Budizm, Hinduizm, Taoculuk gibi) Do­ğu dinlerine ilgileri artmış, bu
konuda bir çok popüler kitap yayınlanmıştır. Ünlü psikolog Cari Gustav Jung’un
Suzuki’nin Zen Budizm kitabına ön söz yazması. Karen Horney ve di­ğer bir çok
psikiyatr ve psikologun konuyla ya­kından ilgilenmeleri, Suzuki’nin bu
insanlarla bizzat toplantılar yapması. Zen Budizm’in tak­dir ve kabul görmesine
yol açmıştır. Erich Fromm, Zen Budizm’in öğretilerini daha son­ra “İnsancı
Psikoloji” adını verdiği teorisinin köşe taşlarından biri yapmıştır. Doğu
dinleri­ne bu ilgi aydınlarla sınırlı kalmayıp özellikle gençler arasında da
sürmüş; bir çok genç Do-ğu’nun yaşama sanatını benimseyerek öğren­meye
çalışmıştır.

Geriye doğru dönülerek
bir değerlendirme yapıldığında, Batı’daki hümanist psikoloji yaktaşımlarının,
batılı hayat tarzına karşı çıkan Beatnikler, Karşı Kültür Hareketi ve hatta
1968 Gençlik Hareketi ve Yeşiller gibi hare­ketlerin ortaya çıkışlarında bu
Doğu etkisi be­lirgin olarak görülür.

Psikoloji ve psikiyatrideki
Doğu kavramının Çağrıştırdığı anlam değişikliğine sebep olan İkinci önemli
faktör, Doğu dinlerindeki uygu­lamaların birer tedavi tekniği olarak kabul
edilmesine yol açan gelişmelerdir. Batıda Do­ğu kültürünün etkisinin
yayılmasıyla Önce Yo­ga, meditasyon gibi teknikler, gevşeme ama­cıyla kendi
kendine birçok kişi tarafından uy­gulanmaya başlanmıştır. Bunu daha sonra
Hintli keşiş Maharishi Mahesh Yogi’nİn basit­leştirilmiş ve batılılaştırılmış
bir meditasyon tekniği olan Transandantal Medİtasyon’u ge­liştirmesi ve
öğrencilerinin uluslararası bir topluluk kurabilecek kadar artması izlemiştir.
Bu tekniklerin etkilerinin deneysel çalışmalar­la İspatlanmasının ardından
(örneğin medi­tasyon sırasında kas gerginliğinde, duygusal ve duyusal tepki
vermede, kalp atışlarında, kandaki laktat konsantrasyonunda azalmalar olurken
deri direnci hızla artmaktadır. Bunlar ruhsal gerginliğin kaybolmasının
işaretleri­dir.) Bugün psikolojik, hatta bedensel rahat­sızlıkların
tedavisindeki etkileri tartışılmaya başlanmıştır. Doğu kültürünün psikolojik te­daviye
yansıdığı bir diğer alan ise cinsel işlev bozukluklarının tedavisidir. Doğu
dinlerine bağlı olan insanların cinsel yaşantı biçimleri, iyileştirici sevişme
teknikleri olarak Özellikle erken boşalma ve orgazm olamama problem­lerine
karşı Önerilmektedir.

Doğu kültürünün Batı
psikolojisine etkile­rinden en belirgin olanı ise son yıllarda Abra-ham
Maslow’un kurduğu kişi üstü (transperso-nal) piskoloji ekolüdür. Maslow, kısaca
Doğu bilgeliğiyle Batı bitiminin psikolojideki sente­zi diye tanımlanabilecek
kişi üstü psikolojiyi, psikoanaliz, davranışçılık ve insancı psikoloji­den
sonra psikolojide dördüncü güç olarak görmektedir. Bir başka deyişle, Doğu
Psikolo­jisi kavramı, bugün Batı’da yeni bir yaşama sa­natı öğretisi, potansiyel
bir tedavi tekniği ve yeni bir psikoloji ekolünün temel bir unsuru

anlamına gelmektedir.
Kavramın özünü ise Zcn Budizm oluşturmaktadır.

Erich Fromm’a göre Zcn
Budizm, Hintlinin akılcı ve soyut düşünce biçimiyle, Çinlinin so­muta ve
gerçekliğe dönük zihin yapısının bir karışımı olan aydınlanma yolu (satori)
demek­tir. Batı kültürü ise insanın otomatlaştiğı, ken­disine ve tabiata yaban
cılaştığı bir bunalımı ya­şıyor. Batı bu noktaya, Descartes’tan itibaren
insanının düşünce İle duygusunun arasını aç­masıyla; duygusal yaşantıların akıl
dışı kabul edilerek reddedilmesiyle gelmiştir. Batılı İn­san, maddî alanda
birçok başarılar kazanmış, fakat bunlar kendi iç dünyasının anlamını kay­betmesi
pahasına olmuştur. Sonuç, yalnızlık, güvensizlik, anlamsızlık, korku ve
mutsuzluk­tur. Batı dinlerinde Tanrı (God), tabiat üstü kurtarıcı bir baba
olarak görülmektedir. İn­san gerçeğine uymayan, onun kendi yolunu iz­leyerek
aydınlanmasına engel olan bu din an­layışı Batı insanının sorunlarına çözüm
bula­maz.

VVİlliam Barrett’e
göre ise Batı kültürü Mu-sevİlik’İnveEski Yunan’ın eseridir. Her iki da­yanağı
da ikicidir (dualist).Muscvilik’tenTan-rı’nııı insandan koparılması, Yunan’dan
ru­hun maddeden koparılmasını miras olarak al­mıştır. Batı kültürü kendi
problemlerine çözü­mü kendi kültür mirası içinde arama anlayışı­nı
bırakmalıdır.

Görüldüğü gibi hem
Fromın, hem Barrett ve onlar gibi düşünen bir çok kişi. Batı insanı­nın mutlu
olması için Doğu’ya yönelmesi ge­rektiği konusunda birleşmektedirler.

Batı psikolojisi
içindeki yüzyılımızın ikinci yarısında başlayan bu Doğu etkisi ne zamana kadar
sürecek? Batılılar kimi aydınlarının önerdikleri bu yeni yaşama sanatını
öğrenip benimseyecekler mi, yoksa Doğu’nun yaşantı biçimleri Baıı’nın modern
kurumlarında uygu­lanan birer tedavi tekniği olarak mı kalacak? Bütün bu
sorulara verilecek cevaplar. Doğu psikolojisi kavramının gelecekte alabileceği
muhtevaları belirleyecektir.

Doğu psikolojisi ve
Doğu dinleri ile ilgili ya-yıniarda İslam dinine bakış çok farklıdır. İs­lam’ın
Batılı bir din olarak kabul eden görüşlere olduğu kadar, özellikle İslam
tasavvufu’nu mistisizm genel başlığı altında Doğu dinleri arasında sayan
görüşlere de rastlanabilmekte-dir. Burada İslam dini her İki bakışın hataları
içine de düşmemek için değerlendirmeden uzak tutulmuştur.

(SBA) Ekz.: Psikoloji.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here