Dış Yardım Nedir? Tanımı, Tür ve Şekilleri

41

Dış Yardım
remote/marshall-plan-afis

Dış yardım, sermaye, mal veya hizmetlerin ulusların ve/veya vatandaşlarının faydalanması amacıyla uluslararası transferidir. Diğer bir ifadeyle, zengin ülkelerden Asya, Afrika ve Latin Amerika’nın gelişmekte olan ülkelerine kaynak transferi dış yardım olarak ele alınmaktadır. Dış yardımlar iki şekilde yapılmaktadır:

1) Ekonomik ve teknik yardım, ve
2) Askeri yardım. Ekonomik ve teknik yardım, fakirlik, savaş ve doğal afetlerin verdiği zararla­rı azaltmak amacıyla ya da az gelişmiş ülkele­rin uzun dönemli kalkınması için vatandaşların hayat standardını desteklemek amacıyla verilen bir yardımdır. Teçhizat veya eğitim danışmanlığı şeklindeki askeri yardım, hem Do­ğu, hem de Batı blokunca yapılan yardımların önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Diğer bir dış yardım türü de, sermaye transferidir. Bu yardım genellikle nakit hibe ya da ödünç şeklinde olmaktadır.

Dış yardım alan ülkelere bakıldığından, yardım yapan ülkelerin ekonomik çıkarları, politik öncelikleri ve coğrafi yakınlığı ön planda tuttuğu görülmektedir. Ulusal bir politika olarak dış yardım XVIII. yüzyıldan itiaren önem kazanmıştır. Müttefiklerin askeri gücünü ve etkinliğini arttırmaya yönelik bu tür yardımlar XIX. yüzyılda Avrupa’da kesintili olsa da de­vam etmiştir. I. Dünya Savaşında ABD, Avrupalı müttefiklerine önemli miktarda ödünçler vermiş, bunlar daha sonra hibeye dönüştürül­müştür. 1943-46 yıllarında faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler Yardım ve Rehabilitasyon İdaresi (UNRRA) dış yardımlara yeni bir içerik kazandırmıştır. Daha sonra kurulan Dün­ya Bankası (IBRD) ve Uluslararası Para Fo­nu (IMF) dış yardımlara yeni bir yaklaşım ge­tirmiştir.

II. Dünya Savaşı sonrasında ABD, Sovyet tehlikesine karşı dış yardım programını uygulamaya başlamıştır. Truman’ın kararıyla ve daha sonra Marshall’ın önerileriyle Avrupa’nın değişik ülkeleri askeri ve ekonomik ağırlıklı ABD yardımı almaya başlamıştır. Sovyetlerin dış yardımı da spesifik ve stratejik projelere yönelik btr özelliğe sahiptir. Soğuk savaştan dolayı Sovyetlerin seçtiği projeler genellikle Batı blokunun reddedilmesini amaçlamakta­dır. Mısır ve Hindistan’daki Sovyet yardımları buna güzel bir örnektir.

1950’li yıllarda dış yardım, bu yardımı yapan ülkelerin güvenlik amaçlarını ön planda tutacak şekilde yapılmaya başlanmıştır. Sovyetlerin, ABD ve diğer Batılı ülkelerin gelişmekte olan ülkelerdeki çıkarları bu dönüşümü adeta zorlamıştır. 1949 yılında Truman, Sovyet blokuna sınır olan ülkelerde ekonomik ve askeri gücü geliştirmek amacıyla Birleşmiş Milletler’e bağlı bazı organizasyonlar yoluyla ABD yardımlarının kapsamım değiştirmiştir. Bu ne­denle ABD’de bir dizi yasa çıkartılmış, fon ve kurum kurulmuştur. Tarımsal Ticareti Geliştirme ve Yardım Yasası (ATDAA), Kalkınma Fonu (DLF) ve Uluslararası Kalkınma Ajansı (AID) bunların en önemlileridir. Zamanla ABD yardımları tüm gelişmekte olan ülkeleri kapsayacak şekilde genişlemiş, ayrıca dış yardımların içeriği de değişmiştir, örneğin 1960′lardan sonra kalkınma yardımları, proje bazından çıkıp program kredileri halini almış­tır. Ülkelerin kendilerine yeterli hale gelmele­ri düşüncesi bu değişikliğin temel nedeni ol­muştur.

Dış yardım yapan ülkeler arasında en önemlisi şüphesiz ABD’dir. Bu ülke 1945-80 yılları arasında toplam 180 milyar dolar yardımda bulunmuştur. Batı bloku ülkelerinden Fransa, Kanada, Batı Almanya ve İngiltere de dış yardımlar konusunda ağırlığı olan ülkelerdir. Öte yandan Sovyetler Birliği, Doğu Avrupa ve Çin de doğu bloku ülkelerine önemli dış yardımlarda bulunmuştur. Çin hariç doğu blo­ku ülkelerinin gelişmekle olan ülkelere yaptık­ları yardımlar 1947-80 arasında 21 milyar dola­rı aşmıştır. Bunun yanında Petrol İhraç Eden Ülkeler (OPEC) teşkilatında yer alan Arap ülkeleri de hibe ve mat yardımı şeklinde önemli dış yardımlarda bulunmuştur. Ülke bazında yapılan bu yardımlar dışında, çok yönlü dış yardım programları hızlı bir gelişme göster­miştir. Özellike OECD üyelerince 1960 yılla­rında oluşturulan Kalkınma Yardım Komitesi (DAC). Dünya Bankası’na bağlı Uluslararası Kalkınma Teşkilatı (IDA), Uluslararası Fi-nans Korporasyonu (IFC) gelişmekte olan ül­kelere farklı amaçlı yardım programı uygula­yan önemli kuruluşlardır.

Büyük Ölçeklerde dış yardım akımları gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, gelişmiş ve gelişmekle olan ülkeler arasındaki fark gittikçe büyümüştür. Nüfus artışı ile milli gelir artış oranlarının farklı olması, ülkeler arasındaki açığın artmasına neden olmuştur. Ayrıca Marshall Planı altında Avrupa’ya yapılan yardımlar ilgili ülkelerde ekonomik gelişmeyi sağ­lamış olmasına rağmen bu tür yardımlar Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde aynı de­recede etkili olamamıştır. En önemli neden ise, yardım yapılan ülkelerde kurumsal sosyo-ekonomtk ve kültürel altyapıların önemli ölçüde farklı olmasıdır.

Dış yardım anlayışında 1960′lardan sonra ciddi değişiklikler ortaya çıkmıştır. Gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisindeki değişikliklere karşı daha duyarlı davranması, so­ğuk savaş kavramının daha bir açıklık kazanması, kırsal ve ırksal kesimden gelen tepkilerin artması, yardım yapan ülkelerde ekonomik ve politik dengelerin yeniden kurulma ih­tiyacının doğması gibi faktörler dış yardım programlarının yönünü ve kapsamını etkile­miştir. Gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ül­keler arasındaki tüm ilişkileri incelemek ve değerlendirmek amacıyla oluşturulan Pearson Komisyonu ve benzer diğer organizasyonlar, dış yardım programlarına etkinlik kazandırma düşüncesinden doğmuştur.

Birçok Batılı ülke dış yardım maliyetlerini azaltmak amacıyla değişik alternatifler gelişlirmiştir. 1980’li yıllarda ortaya çıkan ekono­mik durgunluk özel yatırımların devlet yardım­larının yerini almasına neden olmuştur. Gümrük tarifeleri, garantili tahvil ihracı, okyanus kaynaklarının kullanımı hatta özel çekim hakları (SDR) dış yardım alternatifleri olarak gündeme gelmiştir.

Nazım EKREN -SBA

İlgili Konular:
Dış Yardım ve Türkiye

Marshall Planı ve Truman Doktrini