DİNÎ HAREKETLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ, KAYNAKLARI VE TÜRLERİ

130

DİNÎ HAREKETLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ, KAYNAKLARI VE TÜRLERİ

Yukarıda dinî hareketlerin, aslında sosyal hareketlerin özel bir tü­rünü oluşturduğuna ve bu sonuncuların da esasında yeni birtakım ta­leplerle ortaya çıkan kolektif davranış biçimleri olduklarına işaret edildiğine göre, dinî hareketlerin belirleyici özelliklerinin, bir ölçüde kolektif davranışlar çerçevesinde aranması ve değerlendirilmesi gere­kecektir.

Hakikaten, meselâ kolektif davranışlar, “güdüler” {motifler) ile ilişkilidirler ve onlarm oluşumunda psikolojik ve sosyal psikolojik olarak, “güdülenme” {motivasyon) olgu ve süreçlerinin önemli bir ro­lünün bulunduğu bilinmektedir. Motivasyon olgusu ve sürecinde ise, inançlar, normlar ve değerler Önemli bir rol oynarlar. Bu bakımdan, denebilir ki, kolektif davranışlar, büyük ölçüde, “inanç, norm ve de­ğer yönelimli”dir. Toplumdaki inançlar, normlar ve değerler ise onun dini ile yakından ilişkilidir. Daha doğrusu din, toplumdaki inançlar, değerler ve normların en önemli bir yaratıcısı ve kaynağını teşkil eder.

Bu bakımdan da, kolektif birer davranış türü olarak dinî hareketlerin, inanç, değer ve norm yönelimli olmakla karakterize olduklarını ifade edebiliriz.

İnançlar, değerler ve normlar yerine göre mitler, dogmalar ve ide­olojilerle ilişkili olduklarına veya onların şekillerine büründüklerine göre, dinî hareketlerin duruma göre bu kavramlar ve onların içerikle­ri ile karakterize olabildiklerini de önemle belirtmek gerekecektir.

Nihayet kolektif davranışlar ve onların tezahür biçimleri olan sos­yal hareketler, toplumda “uyum, çatışma ve değişme” ile ilişkilidirler ve daha doğrusu bir anlamda, sosyal hareket sosyal değişmenin bir te­zahür biçimi olduğuna göre, dinî hareketlerin de toplumsal değişme­nin önemli bir tezahürü olduğunu belirtmeliyiz. Gerçekte ise, daha önceki bahislerde gördüğümüz üzere din, ile toplumsal değişme ara­sındaki ilişkiler çok çeşitli olmaktadır ve bu bakımdan da bir dinî ha­reketin bir toplumsal değişme tezahürü olabilmesinin yanı sıra, daya­nışma, uyum ve bütünleşme fonksiyonları açısından değişime bir tür tepki ve direnç fonksiyonu altında tezahür edebileceğini de gözden uzak tutmamak gerekecektir.

Nihayet, öteki toplumsal hareketler gibi ve onların özel bir türü olarak dinî hareketler için de toplumsal mahrumiyetler, doyumsuz- luklar, engellemeler, çarpıklıklar, gerginlikler ve bunalım ortamları, karmaşık ve heterojen toplumsal ve kültürel yapılar önemli bir vasat oluşturmaktadırlar. Bu anlamda dinî hareketlerin, hızlı toplumsal de­ğişim ve bunalımlarla ilişkileri onların sosyolojisinin aydınlatılması bakımından önem taşımaktadır. İşte bu şekildedir ki, meselâ değer yönelimli olmak bakımından dinî hareketler, farklı toplumlar, kültür­ler, medeniyetler, dinler ve inançların birbirleri ile teması ve bunun sonucu ortaya çıkan etki-tepki ilişkilerinin meydana getirdiği değişim süreçleri ve mecburiyetleri ortamında, yerli kültür unsurları ile dış kültürden ithal edilenleri bir sentez veya tersine dışarıdan gelenlere bir tepki ve dolaysıyla da mevcut geleneksel değerleri koruma, onar­ma (restorasyon), ihya, tecdit yahut tadil karakterini arz edebilmekte­dirler.

Burada dinî hareketlerin tüm özellikleri, kaynakları, oluşum ve gelişim süreçlerini ele alacak değiliz. Esasen bu konular üzerinde, bel­li bir açıdan yukarıdaki dinî gruplar, din ve toplumsal farklılaşma, de­ğişme, bütünleşme ilişkileri, vs. konularını ele alırken az çok temas et­miş bulunmaktayız. Her halükârda dinî hareketlerin kaynakları, olu­şum ve gelişim süreçleri bakımından öteki kolektif davranışlar ve sos­yal hareketlerle olan benzerliklerinin yanı sıra münhasıren dinî ve mistik unsurları itibariyle bir ölçüde onlardan ayrıldıklarını ve kendi öz dinamiklerine sahip olduklarını bir kez daha önemle vurgulamalı- yız. Böyle olunca da, dinî tarih içerisinde, dinî hareketlerin çok çeşit­li şekiller altında tezahür ettiklerini belirtmemiz gerekmektedir. M. Eliade’m, “Kutsal’m Morfolojisi” üzerine olan araştırmalarının, pre- historik dönemlerden itibaren, insan şuurunun yapısal bir unsuru ola­rak kutsalın, kendi iç ve dış dinamikleri çerçevesinde ve belli birtakım “arketipler” etrafında nasıl tezahür bolluğuna sahip bulunduğunu bi­ze gösterdiğine de yukarıdaki bahislerde işaret edilmişti.

Böylesine bir tezahür bolluğu çerçevesinde, burada dinî hareket­lerin sosyolojik perspektiften tam bir tipolojisini ortaya koymanın güçlüğü de kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Mahallî ve yerli türle­rin yanı sıra mezhepçi, itizalî, mistik, karizmatik, reformcu, ihyacı, devrimci, kurtuluşçu, mehdici, milenarist, sentezci, püriten, kötüm­ser, “mükemmeliyetçi” (perfeksiyonist) vs. tipler belki de en kayda de­ğer olanlarıdır. Her halükârda, bunların arasından, “Yeni Dini Hare­ketler” denilen olgu ile “Dinî Kurtuluş Hareketleri”, dinî hareketlerin tarihi ve aktüel tipolojisi çerçevesinde iki önemli karakteristik türü teşkil etmektedirler. Bu bakımdan burada konuyu bu iki ana başlık et­rafında geliştirmek kanaatimizce daha uygun düşmektedir.