Difüzyonizm Nedir

Difüzyonizm  yayılmacılık (nedir ne demek)

Sözlük Anlamları

  1. Kendi sınırları ötesinde toprak ve ekonomik çıkarlar peşinde koşan zihniyetin tutumu, emperyalizm.
  2. Bir ülkenin iktisadi etkinliğini veya sınırlarını genişletmeye dayanan öğreti.
  3. Yüksek kültürlerin ve uygarlıkların bir ana kaynaktan göçler ve yayılmalar sonucu oluştuğunu ileri süren görüş; bu görüş çevresinde toplanan kimselerin bağlı bulunduğu okul.
  4. (en) Diffusionism.
  5. (en) Expansionism.

Özellikle etnografya müzesi olarak bildiğimiz müzelerde maddî kültür ürünlerinin ve alan araştırmalarından elde edilen verilerin birikmesi, biricik ve tek hatlı bir ev­rim şemasının olanaksızlığını göstermek bakımından yararlı oldu. Bu çerçevede ev­rimciliğe karşı difüzyonizmin (yayılmacılık) yükseldiğini görmekteyiz. Difüzyo­nizm, kültürün gelişim ve değişiminde en önemli etkenin başka kültürlerden gelen maddî ve manevî öğelerin o kültüre girmesiyle gerçekleştiğini öne sürer. Difüzyo­nizm, özellikle teknolojik yeniliklerin her kültürde kendi başına gerçekleşemeyece­ğini söyleyerek, kültür içinde özgün buluşların ortaya çıkmasının istisnaî ama baş­ka kültürlerden almanın genel kural olduğunu savunur. Difüzyonizm, müzeciliğin en gelişkin olduğu ülke olması nedeniyle ilk olarak Almanya da gelişti. Önde gelen Alman difüzyonistleri, insanlık tarihinde bir kaç çekirdek bölge olduğunu ve kültü­rel öğelerin oralardan çevreye yayıldığını söylüyorlardı. Mısır ve Mezopotamya gibi yüksek kültürlenn önce temas yoluyla yayıldığını ve ardından göç ve fetih gibi sü­reçler yardımıyla daha geniş alanlara dağıldığını savunuyorlardı. Bu yaklaşımı ne­deniyle bu kuram, kültür-çevre kuramı olarak da adlandırılmıştır.

Difüzyonizmi Kuzey Amerika’ya taşıyan kişi, Franz Boas (1858-1942) olmuştur. Öncelikle kültürel öğelerin coğrafî dağılımı üzerinde duran Boas, kültürel değişi­min tarihsel ve psikolojik süreçlerini kurgulamak için bu öğelerin dağılımına bak­mak gerektiğini öne sürmekteydi. Boas’ın difüzyonist izleyicilerinden pek çoğu dikkatlerini kültür alanlarına, yani belirli bir coğrafî alana yayılmış ortak kültürel özellikleri paylaşan kültürlerin görüldüğü bölgelere çevirdiler ve bu ortak öğelerin belirli bir ekolojik bölgeyle ilintili olduğunu gördüler. Kültür ile fiziksel çevre ara­sındaki ilintiye dikkati ilk çekenler bu antropologlar olmuştur. Bunlar, müzeci antropolojinin etkisiyle örnekleri toplamaya, bunların yayılma alanlarını kaydet­meye ve tiplerine göre sınıflandırmaya özen gösterdiler. Ancak bu okul asla kültü­rü, birbiriyle karşılıklı etkileşim ve bağıntı içinde bulunan ögelerden oluşmuş bü­tünlükler olarak kavrayan kuramsal bir açılım geliştiremedi.

Difüzyonist okulun bu eksikliği, 20. yüzyılın başlarında kültürün bütünsel bir sistem olduğu görüşünün yaygınlaşmasıyla giderilmiş, ama bu yeni bakış açısı di- füzyonizmin temel tezini kökünden sarsmıştır. Zira böylelikle yayılmadan çok kül­türlerin iç işleyişi öne çıkmaya ve gözlemlenmeye başlamıştır. Batılı olmayan kül­türlerle temaslar arttıkça bunların sanıldığından çok daha tutarlı ve mantıklı bütün­lükler olduğu kavrayışı giderek yerleşmiştir.

 

DİFÜZYONİSTLER (YAYILMACILAR): Alman etnolojisi göçlerle ilgili çalışmalarıyla bu akımın zeminini oluşturur. Çeşitli toplumlarda keşifler, icatlar ve kültürel gelişmeler birbirinden bağımsız ya da birbirlerine paralel değildir. Çünkü kültürel gelişmeler belli bir yörede, tarihin belli bir döneminde ve belli bir toplumda bir defa meydana gelir. Ve buradan da komşu toplumlara ve bütün dünyaya yayılır. Tıpkı suya atılan bir taşın oluşturduğu halkalara benzer.
Keşifler ve gelişmeler belli merkezlerden çevreye yayılır. Bu süreç difüzyon’dur.
Yayılmaya ait bazı örnekler:
v  Yatak, Orta Doğuda icat edilmiş, Kuzey Avrupada değişikliğe uğramış ve dünyaya yayılmıştır.
v  Pijama, hindistanda icat edilmiştir.
v  Sabun, Eski Galya’dan gelir.
v  Sakal Tıraşı Sümerlerden gelir.
v  Sandalye, Kuzey Akdenizden gelir.
v  Ceket ve Pantolon göçmenlerden gelir.
v  Ayna mısırdan gelir.
v  Şemsiye Güney Doğu Asyada icat edilmiştir.
v  Pipo ABD Virginia’dan gelir
v  Tütün ve sigara Meksikadan gelir.
Yayılmadan en az etkilenen ülke İngilteredir. Çünkü adadır ve uzaktadır.
Difüzyonizm, ABD’de küçük bir ölçüde kızıldereli kültürlerini sınırlandırmak için kullanılır. ABD’de difüzyonizm, kültür alanı demektir. ABD antropologları kültür alanı çalışması sırasında keşif ve icadların tek merkezli olmadığını bulmuşlardır. Paralel ve çok merkezli keşiflerin olduğunu söylerler.
Eliot ve Schmint bazı şeylerin mısırdan yayıldığını iddia ederler. ABD’li difüzyonistler, farklı kültürel ögelerin ve merkezlerinn, yayılma sınırları için ‘öge dağılımı’ kavramını kullanırlar. Kriter olarak öge dağılımının esası, eşyanın çokluğudur. Frekans, merkeze uszaklıkla ters orantılıdır. ABD ekolü tek başına  bir difüzyon anlayışından ziyade coğrafi etkilerin de tesir ettiği bir difüzyon anlayışını savunurlar.
ALMAN DİFÜZYONİZMİ: Almanya ve Avusturya merkezlidir. ABD’li difüzyonistler kültür alanı derken, almanlar ‘kültür çemberi’ kavramını (W.Schmidt ve Koppes)öne sürer.
ABD antropoloji okulu, evrimciliğe karşı kurulmuştur.