Dicle Köprüsü Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

36

Dicle Köprüsü. Anadolu’da XI. yüzyılda inşa edilen en eski köprü.

Diyarbakır’da Mardin Kapısı dışında yer alan köprü şehrin 3 km. güneyinde bulunmaktadır. Güney cephesinde, ke­merlerle korkuluk arasında yer alan iki satırlık çiçekli kûfî kitabeden, Mervânoğulları’ndan Nizâmüddevle Nasr za­manında Kadı Ebü’l-Hasan Abdülvâhid tarafından 457 (1064-65) yılında Ubeyd adlı bir mimara yaptırıldığı anlaşılmak­tadır. Ancak araştırmacılar bu kitabe­nin onarım kitabesi olduğu görüşünde birleşmekte ve eserin çok daha eski bir tarihte yapıldığını kabul etmektedirler. Bunlardan C. Niebuhr, köprünün 1065 öncesinde mevcut olduğunu öne sürer­ken M. van Berchem ile J. Strzygovvski ve A. Gabriel İslâm öncesi eseri olduğu­nu, taşkın sonucu yıkılması üzerine 124’te (742) Halife Hişâm b. Abdülmelik (724-743) tarafından onarımına başlandığını, fakat halifenin ölümü üzerine inşaatın yarım kaldığını ileri sürmektedirler. 974 yılında Âmid’i (Diyarbakır) kuşatan Bizans İmparatoru loannes Tzimiskes’in şehri alamaması üzerine yakınındaki bir köp­rüyü yıktırdığı bilinmektedir. Halen mev­cut köprünün, Nizâmüddevle Nasr zama­nında bu köprünün yeniden yapılmış ha­li olması kuvvetle muhtemeldir. Köprü­nün mimarının adını A. Gabriel, Sencer oğlu Ubeyd, S. Savcı Yûsuf oğlu Ubeyd ve İbnü’l-Ezrak’ın vermiş olduğu bilgile­ri değerlendiren Z. Sönmez de Sencer oğlu Ukayl olarak okumaktadır. Bu farklı okunuşların üçüyle de sanatçının adı­na Diyarbakır’daki herhangi bir kitabe­de rastlanmamaktadır.

Son defa 1317(1899-1900) yılında onarıldığı anlaşılan köprü, on gözlü olup 180 m. uzunluğunda ve 7-8 m. genişliğindedir. Yaklaşık aynı seviyedeki farklı bo­yutlarda sivri kemerlerin en genişi ortadakidir. Menba tarafında üçgen kü­lâhlı sel yaranlar, mansab tarafında da silmeli dikdörtgen dayanak duvarları bulunmaktadır. Bu duvarlar, arazinin to-pografik yapısına uygun şekilde ve do­ğudan güneye doğru kıvrılarak hızla akan Dicle nehrinin basıncına karşı koyabil­mek amacıyla yapılmıştır. Köprünün in­şasında dolgu malzemesi olarak kireç harçlı moloz, kaplamasında ise şaşırtmalı teknikte uygulanmış farklı boyutlar­daki kısmen devşirme kesme taşlar (ba­zalt) kullanılmıştır, korkuluklar ise mo­loz ve kesme taştan yapılmıştır.

Güney cephesindeki kitabenin bitimin­de, benzerlerine Özellikle Artuklu ve Sel­çuklu yapılarında rastlanan başı cephe­den işlenmiş bir arslan kabartması yer alır. A. Gabriel’in de işaret ettiği gibi bu kabartmanın en yakın Örnekleri Diyar­bakır surlanndaki Harput Kapısı ile Mar­din Kapısı’nda görülmektedir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi