DEVLETÇİLİK

167

 

DEVLETÇİLİK

 

Devletin iktisadî
hayata müdahalesini, Önemli ve büyük endüstri İşletmelerine sahip olmasını, mal
ve hizmet üretmesini, bazı ikti­sadî ve sosyal fonksiyonların devletin tekelin­de
olmasını savunan doktrin ve görüşlerden oluşan bir sentezdir. Klasik
iktisatçılara göste­rilen tepkiler ile serbest piyasa ekonomisi ve özel girişim
hürriyetini hoş görmeyen tercihle­rin devletçiliğin ortaya çıkmasında rolü
büyük-lür. Devletçilik liberalizm ile sosyalizm
arasın­da yer alır. Önemli büyük üretim kaynakları­nın devlet tarafından
İşletilmesini savunur. Devletin İktisadî hayata doğrudan doğruya müdahale
ettiği bir siyasal-ekonomik sistem olarak gelişmiştir.

Devletçiliğin bilimsel
kimliği iyice belirgin olmamakla beraber Hegcl, Marks, Saint Si-mon, List, Fichtc gibi kişilerin
düşüncelerin­den etkilenmiş ve XIX./.yılda
liberalizme tepki olarak doğmuştur. Devletin ekonomiye doğrudan müdahale
etmemesi, sanayileşme ile birlikte bazı sosyal ve ekonomik problemle­rin ortaya
çıkmasına sebeb olmuşııır.
Serbest piyasada güçlünün güçsüzü ezmesi, işçi yığınla­rının sefaleti, kadın ve
çocukların gayri insanî şanlarda çalıştırılmalar! ve yoksulluğu, libera­lizm
düşüncesini sarsarak devletin ekonomiye müdahalesini zorunlu hale gelirin
iştir. Siyasal planda genel oy hakkının yaygınlaşması, de­mokrasinin
yerleşmesi, yoksul yığınların dev-leı mekanizmasına
talepleri daha rahat iletme imkanı vermiştir. Ayrıca, daha kısa dönem içe­risinde
kalkınmak amacında olan ülkelerde, sermaye birikiminin yetersizliği sebebiyle
dev­letin ekonomik hayata doğrudan girmesi ge­rekmiş ve önemli yatırımlar
devlet tarafından başlatılmıştır.

Devletçilik esas
itibariyle üç önemli özelliğe sahip olmuştur

: I-
Ekonomik İktidarı sermaye gücünden alıp kamu gücüne vermiştir.

 2- Üre­tim araçları mülkiyetini Özel sektör aleyhine ve
devlet lehine geliştirmiştir.

 3- Temel ekono­mi politikasının seçilmiş temsilciler
tarafın­dan değil atanmış ekonomi şefleri tarafından belirlenmesini
savunmuştur.

Türkiye’de devletçilik
XIX.yüzyıIın son çey­reğinden İtibaren görülmüştür.
Osmanlı Dev­letinde Şark Demiryolları’nın inşası,
bazı alan­larda yerel ve ulusal İşletmelerin kurulmasına devletin adı altında
imtiyaz verilmesi şeklinde olmuştur. Asıl devletçilik Cumhuriyet döne­minde
1930’Larda başlatılmıştır. 1929 dünya ekonomik bunalımının etkisiyle ve
uygulanan liberal ekonomi politikalarının yetersiz kalma­sı üzerine devletçilik
ekonomik politikası be­nimsenmişi ir. Benimsenen devletçilik politika­sı, özel
teşebbüse karşı olmamış ve müdahale­cilik ve plancılık kavramlarıyla
özdeşleşmiş­tir. 1931 yılında devletçiliğin CHP’nin ilkele­ri arasına
girmesiyle bir yandan sanayileşme­nin devlet eliyle gerçekleştirilmesi için
Sümer-bank, Etibank, Maden Teknik Arama Enstitü­sü,
Elektrik İşleri Etüt İdaresi gibi işletmeler kurulurken diğer yandan I.Beş
Yıllık Sanayi Planı hazırlanmıştır. Ayrıcaimtiyazenyabancı­ların
ellerinde bulunan kuruluşların devletleş­tirilmesine de gidilmiştir. Bu
dönemdeki dev­letçilik “özel sektörün yapamadığını devlet ya­par”
cümlesi ile formüle edilmiştir. Sermaye birikiminin yetersizliği sebebiyle
ekonomi ala­nında devlete düşen İş giderek büyümüş ve Devlet Üretme
Çiftlikleri, Tarım Mahsulleri Ofisi, Türkiye Ziraî Donatım Kurumu gibi ku­rumlarla
devlet tarım alanına da el atmıştır. II.Dünya Savaşı yıllarında Millî Koruma Ka­nunu
ile devletin ekonomik alandaki gücü art­tırılmıştır. 1950’den itibaren özel
sektör de kı­pırdanmaya başlamış ve giderek gücünü arttır­mıştır. Fakat özel
sektörün giderek güçlenme­si devletçiliğin gerilemesine sebep olmamış­tır. 1961
Anayasası kamunun ve özel sektörün birlikte faaliyet gösterdikleri karma
ekonomi modelini benimsemiştir. Planlı dönemde devlet yatırımlarının
planlanması için DPT kurul­muştur. Toplam yatırımlar içinde devlet yatı­rımlarının
payı % 50’nin biraz üzerinde ger­çekleşmiştir. Kamu İktisadî Teşekküllerinin
ekonomiye külfeti, verimli çalışmamaları yü­zünden giderek artmış ve
enflasyonun başlıca sebebi olmuştur. 1983’te iktidara gelen Anava­tan Partisi,
dünyadaki ve özellikle de İngilte­re’deki uygulamayı dikkate alarak KiT’lerin özelleştirilmesi programını başlatmıştır. Bu
uygulamayı devletçilikten geriye dönüşün bir ifadesi olarak almak mümkündür.

Davut DURSUN

 

Önceki İçerikDÜŞÜNCE
Sonraki İçerikEGEMENLİK