Devegeçidi Köprüsü Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

39

Devegeçidi Köprüsü. Diyarbakır’ın kuzeyinde Devegeçidi suyu üzerinde Artuklular tarafından XIII. yüzyılda yapılan köprü.

Diyarbakır’ın 20 km. kadar kuzeyin­de, Dicle’nin kollarından biri olan Deve­geçidi suyu üzerinde Eğil’e giden yolda­dır. Yöre halkı tarafından Cümek Köyü Köprüsü, eski haritalarda ise Karaköprü olarak da adlandırılmıştır. Bazı yayın­larda bu köprü ile, Diyarbakır-Ergani yo­lunda yine aynı su üzerinde bulunan, fakat kitabesi olmadığı gibi mimari ba­kımdan da dikkate değer bir özellik ta­şımayan ve halk arasında Cimikan/Çak­mak adlarıyla da anılan başka bir köp­rünün karıştırıldığı görülmektedir. Esas Devegeçidi Köprüsü’nün menba tarafın­daki ucunda olan üç kitabesinden sahil ayağı ile birinci göz arasında bulunan üç satırlık düz şeritler biçiminde Arapça ilk kitabede, yapının Artukoğullan’ndan Mahmûd b. Muhammed b. Karaarslan tarafından 615 (1218) yılında yaptırıldı­ğı ve mimarının Cafer b. Mahmûd el-Halebî olduğu belirtilmektedir. İkinci kita­be, köprünün ikinci ayağındaki sel yara­nın üzerinde Türk kemeri denilen sivri kemerin içinde bir çerçeveye yerleştiril­miştir. Bunda da yine Artukoğullan’nın Hısnıkeyfâ kolundan Mahmûd b. Mu­hammed ile kemerin iki alt ucunda mi­mar Ca’fer b. Mahmûd’un adları okunur. Beşinci ile altıncı gözler arasındaki üçün­cü kitabede ise mallarını Allah yolunda sarfedenlerin övüldüğü Bakara sûresi­nin 261. âyeti yer almaktadır.

Evliya Çelebinin 1065 (1654-55) yılın­da Çermik’ten Diyarbakır’a giderken üze­rinden geçtiği, “musanna’ ve müzeyyen” diyerek tarif ettiği Karaköprü burası ol­malıdır. Aynı bölgede IV. Murad tarafın­dan yapımına başlanan İkinci bir Deve­geçidi Köprüsü’nden Gülgün Tunç bah­seder. Diyarbakır ve çevresine dair et­raflı çalışmaları olan Basri Konyar da 1936 yılında yayımladığı eserinde bu ikinci köprüyü kısaca tarif etmiştir. Konyar bu köprünün 1291’de (1874) Ahmed Tevfik Paşa’nın valiliği sırasında inşasına başlandığını, fakat yeteri kadar sağ­lam yapılmadığından yıkıldığını ve 1297-de (1880) yeniden inşa edildiğini yaz­maktadır.

Devegeçidi Köprüsü, siyah renkte mun­tazam işlenmiş bir taş kaplamaya sa­hiptir. Bu kaplama yer yer döküldüğün­den içteki moloz dolgu meydana çıkmış­tır. Çulpan’ın uzunluğunu 95. genişliğini 5 adım olarak gösterdiği köprünün dört büyük kemerden sonra (en büyük keme­rin açıklığı 13,70 m.) uca doğru gittikçe küçülen daha ufak üç gözü vardır. Göz­ler sivri kemerli olmakla beraber köp­rünün tahliyesi bunların kilit taşı hizası­na kadar indirilmiştir. Aslında tabiiye-nin daha yüksekte olması gerekirdi. Bu sebeple köprünün üst kısmının geç ta­rihlerdeki tamirlerde değiştirilmiş olma­sı ihtimal dahilindedir. Çulpan, köprüyü 13 Temmuz 1970 günü bizzat inceledi­ğini bildirdiğine göre verdiği bilgilerin gerçeği aksettirdiğini kabul etmek ge­rekir. Gözler arasındaki sel yaranlar bü­yük ölçüde harap olmuştur. Karayolla­rı Genel Müdürlüğü tarafından ilk defa 1971 yılında âcil kısımları onarılan köp­rünün daha sonraki yıllarda da bazı bö­lümleri tamir edilmiştir.

Devegeçidi Köprüsü Anadolu’da bu çe­şit hayır eserlerinin en eskilerinden bi­ridir. Üzerindeki kitabeler, Artuklular ta­rihine ve bilhassa bu beyliğin emirleri­nin unvanlarına ait bilgiler vermesi ba­kımlarından çok önemlidir. Aynı zaman­da bu köprü, imar faaliyetlerine büyük değer verdikleri bıraktıkları vakıf eser­lerle bilinen Artukluların pek tanınmamış bir yapılarını da ortaya koymakta­dır. Ayrıca bu tarihî ve mimari değere sahip eserin tam ve doğru rölövesiyle restorasyonunun hatasız şekilde yapıl­masının gerekli olduğu kanaatindeyiz.

Diyanet İslam Ansiklopedisi