De Stijl Akımı Nedir, Mimari, Hareketi, Özellikleri, Hakkında Bilgi

83

1917’de Leiden’de ressam T. van Doesburg ile mimar P.Oud’un yayımlamaya başladıkları De Stijl dergisi çevresinde toplanan ve özellikle çağdaş mimarlık ve resim sanatı üstünde etkili olmuş sanatçılar grubunun adıdır. Çeşitli zamanlarda ressam Vilmos Huszar, P.Mondrian, G.Severini, Bart von der Leck, Belçikalı ressam ve heykelci Georges Vantongerloo, şair Antonie Kok, film yönetmem Hans Richter, mimar Robert van’t Hoff, G.T.Rietveld,mimar ve kent tasarımcısı C. van Eesteren gibi sanatçılar De Stijl düşüncelerinin geliştirilmesine katkıda bulunmuşlardır.

De Stijl resimde Yeni Plastikçilik (Yeni Plastizm) adıyla bilinen akımın savunuculuğunu yapmış, ilkelerini başta mimarlık olmak üzere öteki alanlara da uyarlamak istemiştir. Yeni Plastikçilik’in amacı doğadan bağımsız düzenleme ilkeleri geliştirmek, doğanın belirgin olmayan, rastlantısal biçimlerinin karşısına düzenli, geometrik yalınlığa sahip, yapıma (konstrüktif) ve işlevsel olan biçimler getirmektir. Mondrian’m Kübizm düşüncelerini ileri götüren yapıtları bu akımın önde gelen örnekleri arasında sayılmaktadır.

De Stijl düşüncelerinin mimarlığa uyarlanması o zamana kadarki biçimlendirme anlayışlarına kökten değişiklik getirecek nitelikler taşır. Yapılara birbirleriyle dik kesişen kare ya da diktörtgen yapı öğeleri ve boşluklar egemendir. Biçimlendirmelerin çıkış noktasını en yalın biçim olarak kabul edilen küp ya da dikdörtgenler prizması oluşturur. Renk kullanımı da yeni bir anlayıştadır, renkler yalnızca birer süsleme öğesi olarak kalmamakta, mekânı belirleyen önemli birer araç olarak kullanılmaktadır. Mondrian’m yaptığı gibi kırmızı, mavi ve san gibi asal renklerin kullanılması benimsenmiş, karşıtlık yaratmak amacıyla beyaz, gri ve siyaha da yer verilmiş, bunların karışımlarından oluşan öteki renkler ise kullanılmamıştır. Bu yaklaşımlar gereç seçimim de etkilemiştir. Saf renkleri olmayan doğal gereçler ya da küçük öğelerle daha büyük bir yüzeyi oluşturduğu belli olan tuğla gibi gereçler, yalınlığı zedeleyecekleri gerekçesiyle kullanılmamıştır. De Stijl ilkelerinin uygulanmış en iyi örnekleri Rietveld’in Utrecht’deki Schroeder Evi ile Oud’un Rotter-dam’da yaptığı (II. Dünya Savaşı’nda yıkılmış olan) De UnieKahvesi’dir. Ayrıca van Doesburg’ un Eesteren ile birlikte hazırladığı tasarımların izometrik çizimleri de De Stijl yaklaşımı üstüne bilgi verecek niteliktedir.

De Stijl, geleneksel mimarlık anlayışına karşı çıkan ve çağdaş mimarlık düşüncelerinin gelişmesine katkıda bulunan önemli akımlardan biridir. Özellikle dış mekânı iç mekânın bir uzantısı olarak ele alan yaklaşımıyla 1920’lerin sonuna doğru ağırlık kazanmaya başlayan işlevci mimarlık düşüncelerini hazırlayıcı bir rol oynamıştır. Oud ve Rietveld gibi mimarların yapıtları II. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan yalın, işlevci mimarlık yaklaşımları üstünde de etkilerini sürdürmüşlerdir.

De Stijl dergisi, iki dünya savaşı arasında Avrupa ülkelerinin pek çoğunda rastlanan ilerici sanat dergileri arasında, çağdaş mimarlık ve resim sanatım etkileyen ender yayınlardan biri olmuştur. Dergi 1928’de yayımına son vermiş, 1932’de ise Bayan Petro van Doesburg bir yıl önce ölmüş olan eşinin anısına son bir sayı daha yayımlamıştır.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi