Darülmaarif Nedir, Darülmaarif Mektebi Ne Demek, Tarihçesi, Özellikleri, Hakkında Bilgi

54

Dârülmaârif. Osmanlı maarif tarihinde Avrupai mektep planında yapılan binada açılan ilk modern kurum.

Tanzimat’ın getirmiş olduğu zihniyet değişikliği ve devlet hayatındaki yeni teş­kilâtlanmanın gerektirdiği formasyona sahip memur yetiştirmek üzere bu yön­de geliştirilmiş programlarla eğitim ve öğretim veren okullar açılmış olup Dârülmaârif (Mekteb-i Maârif) bu yeni anla­yışla açılan okulların başında gelmekte­dir.

Dârülmaârif te. o günkü rüşdiyelerden daha ileri seviyede bir öğretim meto­du ve müfredat programı uygulanması amaçlanmıştır. Burada ehliyetli memur yetiştirilmesi yanında ileride açılması dü­şünülen darülfünuna da öğrenci hazır­lamak maksadıyla Osmanlı eğitim ku­rumlarında uygulanagelen klasik müfre­data ilâveten aritmetik, geometri, fel­sefe, astronomi, coğrafya gibi bir kısmı o dönemin rüşdiyelerinde okutulmayan dersler de konulmuştur.

Mektebin bulunduğu Cağaloğlu’ndaki Sultan II. Mahmud Türbesi yanında ön­ce bir medrese yapılması düşünülmüş, ancak civarda birkaç medrese bulunma­sı sebebiyle bu fikirden vazgeçilmişti. Bunun üzeri­ne Sultan Abdülmecid’in annesi Bezmi-âlem Valide Sultan aynı yerde modern tarzda kagir bir mektep binası yaptıra­rak vakfetmiştir.[157] Dârülmaârif, padişahla devlet ricalinin katıldığı bir merasimle ve devrin sadrazamı Mustafa Reşid Pa-şa’nın nutkundan sonra 21 Mart 1850′-de bu binada öğretime başlamıştır.

Maârif-i Umümiyye Nezâreti âzasın­dan Mekâtib-i Umümiyye Nâzın Kemal Efendi’nin Dârülmaârif “in açılmasında önemli hizmetleri olmuş, zamanın eği­tim ve öğretimine uygun mektepler aça­rak Türk maarif tarihinde önemli başa­rıları görülen, daha sonra Maarif nazır­lığı da yapan Kemal Efendi yeni mekte­be müdür olarak tayin edilmiştir. Kuru­luşunun ilk günlerine ait belgelerde Mekteb-i Âli ve Vali­de Mektebi olarak anılan bu müessese­nin adı. Kemal Efendi’nin teşebbüsleri neticesinde kısa bir müddet sonra Mec-lis-i Vâlâ’ca Dârülmaârif şeklinde değiş­tirilmiş, maksada uygun olarak hazırla­nan özel bir program ve nizâmnâmeye göre de buraya talebe alınmaya başlan­mıştır. İlk talebeleri arasında Abdülme­cid’in çocukları Murad Efendi ile (V. Murad) Fatma Sultan da bulunuyordu. Pa­dişah, çocuklarını ilk gün mektebe biz­zat getirerek Kemal Efendi’den diğer çocuklarla birlikte yetiştirilmelerini iste­miştir.

Dârülmaârif rüşdiye seviyesinde açıl­dığında 250-260 kadar öğrencisi vardı; daha sonra öğrenci kontenjanı 180 ola­rak tesbit edilmiş ve giriş imtihanı ko­nulmuştur.

Bezmiâlem Valide Sultan, zengin gelir­li vakıflar bağışladığı bu mektebin mas­rafları ile burada vazife görecek hoca. memur ve müstahdemlerin maaşlarının kendi vakıflarından elde edilecek gelir­lerden karşılanmasını şart koşmuş ve bir litografya matbaası kurdurarak mek­tebin ders kitaplarının burada basılma­sına imkân sağlamıştır. Ayrıca mektep bünyesinde bir kütüphane yaptırarak şahsına ait değerli eserlerden oluşan ve bugün Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde bulunan 546 cilt kitabı buraya vakfet­miştir. Mektebin üst katında bir de padişaha mahsus hünkâr dairesi yer almaktaydı.

Dârülmaârifte okutulacak dersler, ho­ca ve yardımcılarla diğer hizmetlilerin görev ve maaşları vakfiyesinde ayrıntı­ları ile belirtilmiştir. Ayrıca programları düzenlemek ve bunlara ait sade bir dille yazılmış ders kitaplarını hazırlamak üzere Encümen-i Dâniş bünyesinde bir bölüm kurulmuş­tur. Encümen-i Dâniş’in açılışı da Sultan Abdülmecid’in katıldığı bir törenle bu bi­nada yapılmış, çalışma­ları da burada devam etmiştir. Dârülmaârif in ilk Osmanlı darülfü­nununa talebe yetiştirmesi de düşünül­düğünden seviyesi yükseltilerek buraya Mekteb-i Maârif-i Adüyye ve Mekteb-i Ulûm-i Edebiyye ile rüşdiye mezunları imtihanla alınmaya başlanmıştır. Ancak bazı muhalif kimselerin Valide Sultan’a yanlış bilgiler vermesi üzerine onun em­riyle mektebin mevcudu arttırılınca eği­timin kalitesi düşmüş ve bir ara “sıbyan mektebi derekesine dahi indirilmiştir”. 1873 yılında kurulan ilk mülkî idâdî sınıfları Dârülmaârif içinde açılmış ve böylece mektep fiilen idâdî statüsüne geçmiş­tir. II. Abdülhamid devrinde mektebin bir kısmı önce Mekteb-i Mülkiyye’nin. daha sonra 1 Eylül 1900’de Dârülfünûn-ı Şâhâne’nin bazı sınıflarına ayrılmış ve bina II. Meşrutiyetin ilânına ka­dar bütün bu öğretim müesseselerini içinde barındırmıştır.

İlk ve orta öğretim seviyesindeki son devir Osmanlı öğretim kurumlarında meydana gelen gelişmeleri, bu mektebin za­man içinde geçirdiği değişiklikleri takip ederek anlamak mümkündür. Dârülma­ârif açıldıktan sonra başlangıçta öğre­nim süresi dört yıl olan rüşdiyelerin de altı yıla çıkarılmış olduğu, Dârülmaârif e ait 1858 yılında basılmış ve ülkemizde aylara göre tertip edilmiş ilk müfredat programındaki bir kayıttan anlaşılmak­tadır. Ancak 1869 tarihli Maârif-i Umûmiyye Nizamnâmesi’yie ilk ve orta öğre­tim Kurumlarında yapılan bazı düzenle­meler neticesinde dört yıllık rüşdiyeler-den sonra öğrenim süresi üç yıl olan idâ-dîlerin açılması düşünülmüş, bir süre düşünce planında kalan bu sistem 1873′-ten itibaren uygulamaya konulunca ilk mülkî idâdî 19 Aralık 1874’te Dârülma­ârif binasında açılmıştır. Bu şekilde Dâ­rülmaârif binasında giderek ilk, orta ve lise seviyesindeki öğretim kurumlan bir araya toplanmıştır.

1909’da Mekteb-i Mülkiyye ve darül­fünun Zeyneb Hanım Konağı’na geçince Numûne-i Terakki İdâdîsi İstanbul Lisesi adıyla buraya yerleştirilmiş, I. Dünya Sa­vaşı başlarında bu lise Galata’daki Saint Benoit Fransız Lisesi binasına taşınınca mektep bu defa İnâs İdâdîsi adı altın­da öğretim faaliyetine devam etmiş ve bir ara da İnâs Sultanîsi1 ne çevrilmiştir. 1914te adı İstanbul Selçuk Sultanîsi ol­duktan sonra ilk kız orta öğretim mü­essesesi olan bu liseye Bezmiâlem Sul­tanîsi adı verilmiştir. Cumhuriyetin ilâ­nına kadar mektep bu adla faaliyetine devam etmiştir. I. Dünya Savaşı sırasın­da bir ara (1915) hastahane olarak da kullanılan mektep. 1924’te İstanbul Kız Lisesi adı altında Süieymaniye’de ilga edi­len Meşihat Dairesi binasına taşınınca Dârülmaârif binasına tekrar İstanbul Er­kek Öğretmen Okulu ile Yüksek Öğret­men Okulu talebeleri yerleştirilmiş, ni­hayet 1933’te buraya yeniden İstanbul Kız Lisesi taşınmıştır. 1983 yılına kadar bu adla öğrenime devam eden lise, bu tarihten itibaren Anadolu lisesi statüsü kazanarak Cağaloğlu Anadolu Lisesi adıy­la karma eğitime geçmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi