Darülhedayi’den İstanbul Şehir Tiyatroları’na Türk Tiyatro Tarihi

28

Ancak ilk on yıllık dönem içinde çekilen para sıkıntısı ve yönetimdeki dağınıklık topluluğun her an dağılma tehlikesiyle karşı karşıya gelmesine yol açtı. Darülbedayi’nin bu on yıllık ilk döneminde repertuarı daha çok yabancı oyunlardan oluşmuştu. Yerli oyunların sayısı ise on yediydi. Bunların ilki 2 Mart 1917’de sunulan H.F. Ozansoy’un Baykuş’uydu.

1926’da İstanbul valiliği ve belediye başkanlığına getirilen Muhittin Ustündağ, Darülbedayi’ nin daha düzenli çalışması için burayı ödenekli bir kuruma dönüştürdü. 1927-1928 tiyatro mevsiminde Darülbedayi’nin başına yönetmen olarak gelen Muhsin Ertuğrul da düzenli ve disiplinli bir dönemin başlamasını sağladı. Önceki yılların kötü uyarlamalarının, bulvar güldürülerinin ve kaba melodramların yerini, tiyatro tarihinin ölümsüzleşmiş örnekleri aldı. Yerli oyunlara da daha ağırlık verilmeye başlandı.

Bu dönemi izleyen 1931-1946 arasında Darülbedayi, İstanbul Şehir Tiyatrosu’na dönüşerek büyük bir gelişme gösterdi. Dünya tiyatrosunun seçkin yapıtları Türkçe’ye çevrilip sahnelenirken, yerli yazarlara da olanak tanındı. Seyircinin ayağını tiyatroya alıştırmak için bir süre operetler de sahnelendi.

Gelişme döneminin olumlu adımlarından biri 1931’de Tiyatro Meslek Okulu’nun kurulması, öbürü de 1935-1936 tiyatro mevsiminde çocuk oyunlarının başlamasıydı. Tiyatro Meslek Okulu 1933’te, Viyana Müzik ve Tiyatro Akademisi başkanı olan Joseph Manc’ın yönetiminde yeniden düzenlendi ve böylece bugünkü İstanbul Belediye Konservatuvarı ’nın temeli atılmış oldu.

İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun gelişme döneminde, bu kurumun ilk yıllarından beri çalışan sanatçılara birçok oyuncu daha katılmış, çocuk oyunlarında ise Ferih Fgemen ’in büyük katkısı olmuştur. Oynanan operetlerde ise Ekrem Reşit Rey’in oyunları. Cemal Reşit Rey ’in müzikleri ayrı bir önem taşır. Gene bu yıllarda Rus asıllı 1 eroff’un, hazırlanan dekorların pek çoğunda imzası olduğu görülür.

II.    Dünya Savaşı’ndan sonraki 1947-1958 döneminde M.Ertuğrul’un Ankara’daki Devlet Tiyatrosu ’nun başına geçmesi üzerine, bir süre belli bir sanat yönetmeninden yoksun olarak çalışan kurumun başına 1952’de AvusturyalI yönetmen ve dekorcu Max Meineckegetirildi. Tiyatronun halkın ilgisiyle gelişeceğine inanan Meinecke, Eminönü Bölümü’yle Beryoğlu’ndaki Yeni Tiyatro ’yu açarak bu yaygın ilgiyi sağlamaya çalıştı.

Şehir Tiyatrosu’nun en parlak dönemlerinden biri M.Ertuğrul’un 1959’da yeniden genel sanat yönetmenliğine getirilmesiyle başladı. Kadrosuna genç sanatçıların da katılmasıyla güçlenen kurum, semt tiyatrolarının açılması ve öğrenci oyunlarının düzenlenmesiyle seyirci sayısını büyük ölçüde artırdı. Ancak 1966’da İstanbul Belediye Meclisi’nin kararıyla sanat yönetmenliği kadrosu kaldırıldı, M.Ertuğrul bir kez daha bu kurumdan uzaklaştırıldı.

1967’de tiyatronun başına getirilen V.R. Zobu, yönetim kurulunun desteği ve dramaturgların yardımıyla 1974’e değin sıradan oyunlarla Şehir Tiyatrosu’nu yürütmeye çalıştı. 1974’te M.Ertuğrul yeniden genel sanat yönetmenliğine getirildiyse de genç sanatçıların isteği olan “yerinden yönetim ” düzenini onaylamadığı için iki yıl sonra görevinden ayrıldı. “Yerinden yönetim” düzenini sürdüren Hamit Akmlı, Burçin Oraloğlu, B.Sabuncu, E.Orbey ve B.Algan, Aytekin Kotil’in belediye başkanı olmasıyla başlayan anlaşmazlıklar sonunda görevlerinden ayrıldılar. Bunun üzerine tiyatronun yönetimi eleştirmen Hayati Asılyazıcı’ya verildi. 1980’de ise sorumluluğu bir kez daha V.R. Zobu üstlendi. Bu dönemde kadrosundan birçok sanatçının uzaklaştırıldığı Şehir Tiyatrosu, yeni bir gerileme dönemine girdi.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi