Darülhadis Camii -Amasya- Tarihçesi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

0
41

Dârülhadis Camii. Amasya’da XV. yüzyılın sonlarına ait cami ve dârülhadis.

Sofular mahallesinde yer alan ve Ab­dullah Paşa Camii veya Sofular Camii ad­larıyla da anılan yapı. II. Bayezid devri ri­calinden Beylerbeyi Hacısinanbeyzade Abdullah Paşa (ö. 896/1490-91) tarafın­dan cami ve dârülhadis olarak hizmet vermek üzere inşa ettirilmiş, vakfiyesi ise baninin oğlu Defterdar Abdülkerim Bey tarafından 907 (1501 -1502) yılında düzenlenmiştir. Abdülkerim Bey yapının doğu yönüne 1505’te bir dârülkurrâ ilâ­ve ettirmişse de bu kısım günümüze ulaşmamıştır. Osmanlı devri boyunca ün­lü muhaddislerin ders verdikleri bu tesis halen mâmur durumdadır ve yalnız cami olarak kullanılmaktadır.

Arazinin fazlaca meyilli olmasından ötürü kuzeyindeki sokağa göre yüksek­te kalan yapı, farklı kotlara sahip iki set üzerinde inşa edilmiş bulunmaktadır. Moloz taşla örülmüş olan duvarlar yer yer üç sıra tuğladan hatıllarla donatılmış ve köşeleri iri kesme taşlarla takviye edil­miştir. Kuzey cephesinin ekseninde, önün­deki sahanlığa iki taraflı merdivenlerle çıkılan basık kemerli cümle kapısı yer almakta, üzerinde de baninin adıyla ya­pının inşa tarihini veren sülüs hatlı Arap­ça kitabe ve bir tepe penceresi bulun­maktadır. Gerek kapının sokağa göre yüksekte kalması, gerekse bu kesimin özellikle yüksek tutulmuş olması cephe­yi olduğundan daha heybetli göstermek­tedir. Cümle kapısını takip eden kareye yakın dikdörtgen planlı mekân, kapalı avlu niteliğinde bir sofadır ve üzerini örten basit yıldız tonozun merkezine de sekizgen prizma biçiminde bir aydınlık feneri oturtulmuştur. İki pencere ile ku­zeyden ışık alan kapalı avlunun doğu ve batısında basık çapraz tonozlu, kare planlı ikişer dârülhadis hücresi, güne­yinde ise aynı zamanda dershane ola­rak kullanılan harim yer almaktadır. Ba­sık kemerli kapılarla avluya bağlanan ve biri bu mekâna, diğeri dışanya açılan iki­şer pencere ile aydınlatılan hücreler, tuğ­la örgülü bacalara sahip ocaklarla ve do­lap nişleriyle donatılmıştır. Doğudaki hüc­re ile harimin arasına Abdullah Paşa’nın kabri ve bir zamanlar dârülkurrânın bu­lunduğu avluya açılan verev bir geçit yer­leştirilmiştir.

Avluya göre yüksekte kalan harimin basık kemerli kapısına basamaklarla ula­şılır. Kare planlı olan bu kısmın batı ve doğu duvarlarına alttakiler dikdörtgen, üsttekiler sivri kemerli olmak üzere iki­şer çift pencere, arkadaki arsaya göre çukurda kalan mihrap duvarı ile kapalı avluya bitişik kuzey duvarına ise sadece ikişer tepe penceresi açılmıştır. Mekânı örten pandantifli kubbe, dört pencereli ve on iki köşeli bir kasnakla yükseltilmiş ve ağırlığı da dört sivri kemer vasıtasıy­la kesme taştan köşe payelerine intikal ettirilmiştir. Bugün herhangi bir süsle­menin görülmediği harimde mihrabın düşey yivli kavsarası dikkat çekmekte­dir. Gerek cümle kapısının gerekse ha­rim kapısının ahşap kanatları orijinal olup üst tablalarındaki yazılarla orta tablala-rındaki şakayıklı, rumîli oymalar II. Ba­yezid devrinin özelliklerini yansıtmak­tadır.

Yapının kuzeydoğu köşesinde dışa taş­kın, kare tabanlı ve almaşık örgülü bir kaide üzerinde minare yükselir. Kaide­den sonra sırasıyla baklavalı pabuç, tuğ­la hatıllardan başka altıgen tuğla kasetlerle de donatılmış olan almaşık örgülü ve burmalı bir silmeyle son bulan silin­dir biçimindeki gövde, düşey yivlerle be­zenmiş ve düz korkuluklarla sınırlandı­rılmış şerefe, kısa bir petek ve kurşun kaplı konik ahşap külah minareyi ta­mamlar.

Dârülhadis Camii, Osmanlı mimarisin­de bir başka benzeri olmayan ilginç ta­sarımı ile dikkat çekmekte, bir yandan Osmanlı öncesi Anadolu Türk mimari­sinde görülen ve erken devir Osmanlı mimarisinde de yalnız iki örnekle tem­sil edilen kapalı avlulu medreselere, öte yandan tabhâneli (zâviyeli) camilere bağ­lanan tasarımı ile bu iki yapı tipi arasın­daki bağlantıyı somutlaştırmaktadır.

Diyanet İslam Ansiklopeidisi